'Eyüpsultan tarihin her döneminde manevi bir merkez oldu'

Eyüp Sultan Araştırma Merkezi’nin periyodik olarak düzenlediği EYSAM Sohbetleri’nin 6.sı, Öğretim Üyesi Dr. Nuran Çetin’in sunumu ile gerçekleşti.

Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın, akademisyenler ve Eyüpsultanlıların geniş katılımı ile gerçekleşen sunumda, Nuran Çetin, Eyüpsultan’ın ve tekkelerin tarihi gelişimini özet olarak anlattıktan sonra, Osmanlı toplumsal yaşamında tekkelerin işlevlerini, önemini vurguladı

Nuran Çetin, Eyüpsultan’da Osmanlı Dönemi’nde muhtelif tarîkat veya kollarına mensup 70’e yakın tekkenin varlığı tespit edilmiş olduğu bilgisini katılımcılarla paylaştı.

EYÜPSULTAN TARİHİN HER DÖNEMİNDE MANEVİ BİR MERKEZ”

'Eyüpsultan tarihin her döneminde manevi bir merkez oldu'
Eyüp Sultan Araştırma Merkezi, EYSAM Sohbetleri, Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın

Eyüp Sultan Araştırma Merkezi’nin periyodik olarak düzenlediği EYSAM Sohbetleri’nin 6.sı, Öğretim Üyesi Dr. Nuran Çetin’in sunumu ile gerçekleşti.

Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın, akademisyenler ve Eyüpsultanlıların geniş katılımı ile gerçekleşen sunumda, Nuran Çetin, Eyüpsultan’ın ve tekkelerin tarihi gelişimini özet olarak anlattıktan sonra, Osmanlı toplumsal yaşamında tekkelerin işlevlerini, önemini vurguladı

Nuran Çetin, Eyüpsultan’da Osmanlı Dönemi’nde muhtelif tarîkat veya kollarına mensup 70’e yakın tekkenin varlığı tespit edilmiş olduğu bilgisini katılımcılarla paylaştı.

EYÜPSULTAN TARİHİN HER DÖNEMİNDE MANEVİ BİR MERKEZ”

Bu konuda her ne kadar net bir şey söylenemese de belirtilen rakam bile Eyüpsultan’ın dinî, ahlâkî, sosyal ve kültürel hayatında tasavvufun ne denli etkili olduğuna işaret etmektedir.” diye sözlerini sürdüren Nuran Çetin, şöyle devam etti;

“İstanbul’daki semtlerin dini, ticari, sanayi, turizm, endüstri vb. yönden sınıflandırılması yapıldığında, kuruluşu ve tarihindeki birtakım gelişmeler itibariyle Eyüpsultan’ın, dini semtler kategorisinde yer aldığı görülmektedir.

Aslında Eyüpsultan’ın dini merkez konumunda oluşu, Bizans dönemine kadar dayanmaktadır. Nitekim bugün İslâmî motiflerin hâkim olduğu bu bölgede, o dönemde Hıristiyanlığın kutsal değerlerini ifade eden yapılar bulunmaktaydı.

Osmanlı öncesi dönemde, Ayvansaray’dan Eyüpsultan’a kadar olan kıyı bölgesinde saray, manastır, kilise ve şato gibi dinî unsurların bulunduğu “Cosmidion” denilen alan yer almaktaydı. Dolayısıyla sonraki dönemlerde de bu semtteki gelişmelerin genelde dinî yapılar etrafında şekillendiği anlaşılmaktadır.

Bu anlamda Eyüpsultan’ın, tarihten gelen kutsal ve mânevî merkez olma özelliğini her dönemde muhafaza ettiği görülmektedir.”

ÖRNEKLER İLE ANLATTI

Eyüpsultan örneği çerçevesinde Osmanlı Dönemi’nde tekke ve tarikatların toplumun gündelik hayatında özellikle kültürel, sosyal, siyâsal ve askerî alanlarda ne denli etkili oldukları konusunda çarpıcı örnekler veren Çetin, daha sonra günümüz itibariyle tekkelerin fiziki açıdan durumunu, tekkelerin yüzyıllara göre tasnifini yapmış ve tekkelerin sadece bir ibadethane olmadığını anlattı.

Nuran Çetin, tekkelerin bazen uzak yerlerden gelen kişiler için konaklama mekanı, bazen bu insanlar için rehberlik hizmeti sunulan bir müessese, bazen eğitim kurumu, bazen ise haberleşme merkezi olarak kullanılmış olduğunu dile getirdi.

Osmanlı İmparatorluğu’nun fethettiği yerlerde inşa edilen tekkelerle aslında bu toprakların tapusunu almış olduğu vurgusunu yapan Nuran Çetin, Eyüpsultan’ın Kültürel Toplumsal Siyasal hayatında tasavvufun rolünü anlatarak, tekkelerin bugünkü konumlarının ve hangi koşullarda varlığını sürdürdüğü ile alakalı bilgileri paylaştı.

Nuran Çetin, konuyla ilgili tespitlerini paylaşarak şöyle devam etti;

“Birincisi Kâşgarî Tekkesi, Cemâlîzâde Tekkesi gibi mescidi-tevhidhânesi olan tekke yapıları ki bunlar, günümüzde ibâdete açık durumdadır. İkincisi Ümmî Sinân Tekkesi ve Evlice Baba Tekkesi gibi şeyh yakınlarının mülkiyetinde olan tekkeler ki bunlara, vârisler tarafından sahip çıkıldığı için oldukça bakımlı durumdadır.

Üçüncüsü, Hatuniye Tekkesi, Sertarikzade Tekkesi, Bahariye Mevlevihanesi gibi zaman içinde metrük bırakılmış tekkeler ki bunların bir kısmı kendilerine özgü mimari konumları göz önünde bulundurularak restore edilmiştir.

Bu kategorideki tekkeler, şuan sanat ve kültür faaliyetlerine ev sahipliği yapmaktadır. Dördüncüsü, Sultan Osman Tekkesi gibi sadece hazire ya da duvar kalıntıları ortada kalan tekkeler ki, bunlara herhangi bir icraat yapılamamıştır.

Beşincisi, Abdi Baba Tekkesi, Bayram Çelebi Tekkesi gibi sadece arsası kalan tekkelerin yerine muhtelif bina ve yapılar inşa edildiği için, bunların tespitinde zorluk yaşanmıştır. Çünkü bu tür yapılar, kaynaklarda zikredilmekte birlikte, yerleri tam olarak ortaya çıkartılamamıştır”

Son olarak, Nuran Çetin tekkelerin günümüzde ne şekilde değerlendirilebileceği ile ilgili önerilerde bulundu ve şu ifadeleri ile sözlerine son verdi;

“Sosyal ve kültürel tarihimizde önemli yeri olan tekkeler, orijinal hâline göre onarıldıktan sonra, bunlara Eyüpsultan’ın tarihî, dinî, mânevî dokusu ile irtibatlı fonksiyonlar verdirilirse, kendilerine özgü hâliyle ihyâ edilmiş olur. Meselâ, mûsikî, hat, ney, tezhip ve ebrû gibi geleneksel sanat dalları bu mekânlarda icrâ edilebilir.

Ayrıca bu yapılar, ulusal ve uluslararası İslâmî ilimlere kaynaklık eden kongre, sempozyum, konferans, panel gibi birtakım akademik çalışmalara uygun olarak tasarlanabilir. Bu yapılara daha bir canlılık katmak için tasavvuf mûsikîsi konserleri icrâ edilebilir.

Bununla birlikte muhtelif el sanatlarının sergilendiği ortamlar olarak değerlendirilebilir. Böylece bu müesseselerin geçmişte olduğu gibi günümüzde de Eyüpsultan’a olan katkılarının devamı sağlanabilir.”

BAŞKAN AYDIN: BU TÜR TOPLANTILAR EYÜPSULTAN KÜLTÜRÜNE KATKILAR SAĞLIYOR

Yapılan sunumdan sonra soru cevap kısmına geçilmiş, dinleyicilerin sorularının cevaplanmasını müteakip, Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın bu tür toplantıların Eyüpsultan’ın kültürüne, araştırma yapacaklara önemli katkılar sağladığını belirterek kendisinin de bu toplantılara müsait olduğu zamanlarda iştirak edeceğini belirtti ve Dr Nuran Çetin'e EYSAM tarafından hazırlatılan bir plaket takdim etti.

NURAN ÇETİN KİMDİR?

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, İlâhiyat Fakültesi, Tasavvuf Anabilmdalı’nda görevini sürdüren Dr. Nuran Çetin, aslen Çankırı-Ilgaz olup İstanbul- Eyüpsultan’da yetişmiştir.

İlk ve orta öğreniminin ardından 2000 yılında Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nden mezun olmuştur. 2004 yılında “Eyüp- Kâşgari Dergâhı ve Kültür Tarihindeki Yeri” Konulu tezi ile Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yüksek Lisansını, 2012 yılında ise “Eyüp Tekkeleri” adlı tezi ile yine aynı şekilde Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Doktorasını tamamlamıştır.

Nuran Çetin’in, EYSAM Sohbetleri kapsamında gerçekleştirdiği sunumu; Eyüp Tekkelerini konu alan doktora tezinden yararlanmakla birlikte güncel bilgileri de içermektedir.


Kaynak: istanbulses/ Eyüp


































YORUM EKLE