CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, ANKARA MİNİBÜSÇÜLER ESNAF ODASINI ZİYARET ETTİ

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, ANKARA MİNİBÜSÇÜLER ESNAF ODASINI ZİYARET ETTİ(28 MAYIS 2018)CHP Genel Başkanı..

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, ANKARA MİNİBÜSÇÜLER ESNAF ODASINI ZİYARET ETTİ

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, ANKARA MİNİBÜSÇÜLER ESNAF ODASINI ZİYARET ETTİ

(28 MAYIS 2018)

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “25’inden sonra Allah izin verir, parlamentoda çoğunluğu sağlar ve cumhurbaşkanlığına da Muharrem İnce’yi oturtursak Türkiye’yi bölgenin lideri haline getiririz” dedi.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Ankara Minibüsçüler Esnaf Odası’nı ziyaretinde yaptığı konuşmada şunları kaydetti:


Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım, hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Davet geldiği zaman büyük bir zevkle dedim kesinlikle gideceğim ve oturup konuşacağım. Ben de hayatımın uzun bir döneminde minibüslere bindim, İstanbul’da da bindim, Ankara’da da bindim, çocuğum da biniyor, eşim de biniyor, oğlum da hala biniyor, minibüslerle gidip geliyor evine. Dolayısıyla siz bizim hayatımızın, İstanbul’da yaşayan vatandaşların hayatının önemli bir parçasısınız ve siz bir kamu hizmeti yapıyorsunuz. İnsanları alıyorsunuz evlerine kadar götürüyorsunuz, sonra onları sabah veya akşam tekrar alıp yerlerine tekrar getiriyorsunuz, yani çalışacakları mekanlara tekrar ulaştırıyorsunuz. Dolayısıyla sizler birer kamu hizmeti yapıyorsunuz. Kamu hizmeti yapanların zarar etmemesi lazım, siz zarar edecekseniz, eğer geçinemeyecekseniz o zaman bu hizmeti veremezsiniz, verme noktasında bulunamazsınız. Bizim görevimiz, yani siyasetçilerin görevi ise sizlerin önünü açmak, önünüzdeki engelleri kaldırmak ve sizlerin şu veya bu şekilde bir gelir elde edip yaşamınızı idame ettirmeniz, bizim de en büyük arzumuz bu.

Şimdi değerli arkadaşlar, birden fazla konuya değineyim. Birincisi, başkan az önce ifade etti 36 bin aracın Temmuz ayı itibariyle engelli rampasına sahip olması lazım. Fakat 36 bin aracı üretecek fabrika Türkiye’de yok bu kadar kısa sürede. Dünyada da yok aslında. Bunun ertelenmesi lazım. Bir firmaya bunun verilmiş olması o da doğru değil. Birden fazla firma olması lazım, rekabet olması lazım, aksi halde bir firma size fiyat dayatacak siz de onu almak zorunda kalacaksınız. Üçüncüsü, eğer şoför esnafı, minibüs esnafı bunu değiştirecekse ilk alımında KDV’nin olmaması lazım, yani KDV’den istisna olması lazım. Yani KDV kadar bu minibüsün fiyatının düşük olması lazım çünkü o sizin ekmek tekneniz, onunla geçiniyorsunuz. Yani sizin tek sermayeniz var o da minibüs başka bir sermayeniz yok. Sermayede KDV olmaz, sermaye olduğu için KDV olmaz orada. Bunları düşünerek bir politika izlenmesi gerekiyor.

Cezayla ilgili olarak da az önce bir arkadaşım bana iki tane makbuz gösterdi, birer saat arayla yazılmış iki ayrı ceza. Birisi 85 lira, birisi 343 lira. 85 lira artı 343 lira zaten bir minibüsün bir günlük geliri olur veya üç günlük geliri.

Şimdi değerli arkadaşlar, bu kadar ağır cezalar yazılmaz, cezayla bir toplum ıslah edilmez,  yazıktır günahtır. Böyle bir şey olamaz yani. Bunun mutlaka ama mutlaka düzelmesi lazım. Ceza neye göre yazılır, ceza bu kadar ağır cezanın yazılmasının bir altyapısı var mıdır, doğru mudur, yanlış mıdır bunları tartışmanın ötesinde bu kadar ağır cezalar yazılmaz.

Şimdi size bir başka olayı daha anlatayım. Daha düne kadar eminim içinizden pek çok arkadaşım ya Cumhuriyet Halk Partisi entellerin partisidir, Cumhuriyet Halk Partisi bizim dertlerimizle ilgilenmez, Cumhuriyet Halk Partisi şöyledir, böyledir diye aklınıza pek çok soru da gelmiştir. Pek çok çevre bizi size şikayet etmiştir. Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı olarak söylüyorum, sizin yaşadığınız yaşamı ben de yaşadım, yani sizlerden birisiyiz biz de. Yedi kardeşiz, üniversiteye giden sadece benim, diğer kardeşlerim üniversiteye gitmedi, birisi işçi oldu, birisi memur oldu, birisi öğretmen oldu, birisi taşeron işçisi oldu,  hayatımızı devam ettirdik gittik. Sizin derdinizi çözecek olan insanın sizin hangi şartlarda kazandığını bilmesi lazım. Hangi şartlarda siz kazanıyorsunuz? Direksiyonu sallamak kolay mı? 7 saat, 8 saat direksiyon sallamak kolay mı? Aynı güzergahta her gün, her hafta her yıl gidip gelmek kolay mı? Bunun yarattığı zorluğu ruh halini anlamak lazım. Oturacaksın evinde, oturacaksın sarayında, oturacaksın köşkünde, oturacaksın başka bir yerde oradan ahkam keseceksin. Olmaz. Para kazanmak kolay değil. Hangi para? Alın teriyle para kazanmak kolay değildir. Gidersin, dünya kadar paran olur, hükümete dersin ki hükümet der ki borç alıyor, olur borç vereyim sana, ne kadar, şu kadar borç. 1 milyar dolar, 2 milyar dolar, 5 milyar dolar veya 5 milyar, 50 milyar Türk lirası verirsin parayı, alırsın karşılığında faizi. Alın teri mi döktün bu faiz gelirini elde ederken? Hayır. Bir riske mi girdin? Hayır. Devlete vermişsin, hükümete vermişsin parayı riski olmaz bu işin. Peki ben size söyleyeyim, 16 yılda kaç lira faiz ödendi bilen var mı Allah aşkına? Bilen yok. Dışarıda bir grup faiz lobisine 16 yılda ödenen faiz 151 milyar 35 milyon dolar, sadece yurtdışındakilere ödenen faiz. Kim ödedi bu faizi siyasetçiler mi ödedi? Hayır efendim siz ödediniz. O cezalar niye kesiliyor, neden size tek araç bu gideceksin şu fiyattan alacaksın diye dayatma yapılıyor. Sizin de artık gerçekleri görmeniz lazım, oturup konuşmanız lazım. Bu memleket kolay kurulmadı. Yurtdışında faiz lobisine 151 milyar dolar ödersin, peki içerdeki faiz lobisine kaç lira ödendi 16 yılda? Onu da söyleyeyim, 687 milyar 124 milyon lira, bu Türk lirası. Bunların ne köşkleri var, ne sarayları var, ne şuyu var, ne buyu var, bunların bir masaları, bir sandalyeleri var, bankada da paraları var. Veriyor parayı alıyor faizi, veriyor parayı alıyor faizi. Eğer bir hükümet yakayı tefeciye kaptırmışsa faturayı siz ödersiniz kimse kusura bakmasın. Artık toplum olarak uyanmanın zamanıdır, gerçekleri görmenin zamanıdır, birlikte hareket etmenin zamanıdır. Eğer bunu yapmazsak bana hiçbir şey olmaz onu söyleyeyim, olan yine size olur. Yarın arabalarınızı da elinizin altından alırlar, arabayı da kullanamazsınız. Bir kararname çıkarır başkan, bir kararnameyle minibüs şoförlerinin arabalarına el koydum diyebilir mi? Diyebilir. Engel var mı? Engel yok bitti. Bunun adı demokrasi mi? Demokrasi değil. Can ve mal güvenliğinin olmadığı yerde demokrasi olur mu? Demokrasi olmaz. Can ve mal güvenliği olacak, devlet dediğiniz kurumun temel görevi vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Ama bunlar yok.

Belki bilmiyorsunuz, bir de emekliliğinizden söz edeyim size. Bakın orada da çok ilginç şeyler var, onu da söyleyeyim ben size. Emeklilikteki haliniz ne olacak onu da ben size söyleyeyim. Diyelim ki, pirim yatırıyorsunuz, zaten yatırmak zorundasınız yoksa gelip gelirinize tedbir koyuyorlar, haciz koyuyorlar, yatırıyorsunuz. En düşük orandan koydunuz, götürdünüz priminizi yatırdınız. 2008’den önce sosyal güvenlik ödemenizi en düşük primden yaparsanız 2008’de emekli olduğunuzda 1800 lira gelir elinize geçiyordu en az. Bugün elinize geçecek olan 840 liradır, 1000 lira eksik. Niye 1000 lira eksik? Hayat mı çok ucuzladı, dolar mı çok düştü, minibüs fiyatlarımı çok aşağıya indi, mazot fiyatı mı düştü, niye 840 lira? Bu gerçeği biliyor musunuz Allah aşkına. Yeni emekli olan bir minibüs şoförüne sorun bakayım, bir eski emekli olana, bir de yeni emekli olana sorun bakalım eskisi mi fazla alıyor, yenisi mi fazla alıyor?

-Başkanım yeni oldum 997 lira.

İşte 997, ama 2008 öncesi olsaydı 2 bin liraya yakın alacaktı. Sizin sırtınızdan neler yapılıyor ama sizin çoğunuzun haberi yok arkadaşlar. Kimse kusura bakmasın haberiniz yok. Huzur, huzur, huzur. Bu memlekette aradığımız tek şey huzur. Huzurun olmasının yolu herkesin güven içinde görevini yapması. Minibüs şoförü çalışacak, taksi şoförü çalışacak, kamyon şoförü çalışacak, esnaf çalışacak, sanayici çalışacak, çiftçi çalışacak. Yani herkes üretecek. Siz hizmet üretiyorsunuz, çiftçi tarlada buğday üretiyor, sanayici mal üretiyor, esnaf hizmet üretiyor, lokanta hizmet üretiyor. Arzumuz ne? Herkesin geçinmesi. Huzur nasıl olur? Ben rahat geçinebiliyorsam evimde huzur olur, memlekette herkes rahat geçiniyorsa huzur olur. Şimdi bakın, çiftçi kendisini yakıyor mu? Yakıyor. İşsiz kendisini yakıyor mu? O da yakıyor. Allah aşkına devlete, hükümete götürüp faizle milyonları, milyarları veren, karşılığında faiz geliri elde eden adamın hiç kendisini yaktığını duydunuz mu? Şikayet ettiğini duydunuz mu? Geçinip gidiyorlar. Efendim biz faize karşıyız. Hayır efendim siz faiz için çalışıyorsunuz, rantiye sınıfı için çalışıyorsunuz. Alın teri dökenlere hangi hizmet verildi, bana söyleyin alın teri döküp hakkıyla, hukukuyla para kazanan bir esnaf, bir sanayici ne zaman nasıl destek gördü bana bir örnek verin. Hadi kendi hayatınızdan bir örnek verin. Siz sanmayın ki sadece burada Ankara’daki minibüs şoförleri bundan rahatsızlar, efendim aynı şey İstanbul’da da var, aynı şey İzmir’de de var, aynı şey Muğla’da da var, aynı şey Samsun’da da var. Mazot fiyatları buyurun devamlı artıyor. Sebebi siz misiniz, sebebi esnaf mı, sebebi çiftçi mi, sebebi emekli mi? Kim bu mazotun fiyatının yükselmesine sebep olan kim, kim Allah aşkına? Hayır efendim ne dış gücü, adam mazot satıyor, adam petrol satıyor sana. Kaç lira doları şudur diyor. Dolar kurunda bir değişiklik var mı adamın? Diyor ki, galonu örneğin 10 dolar, 20 dolar, eriyen ne, değeri düşen ne? Türk Lirası arkadaşlar. Dolarda bir şey olduğu yok. Biz dolar dolar diyoruz yanlış yere bakıyoruz. Burada Türk Lirası eriyor, biz dolara dönmüş bakıyoruz. Niçin? Hayatın her tarafını dolar yaptılar, köprüden geçersin dolarla, köprüde ceza keserler dolarla garanti verirsin dolarla, kira bedelini ödersin dolarla. Türkiye’de Türk Lirası geçerli değil mi? Yarın siz minibüs alacaksınız onu da dolara endeksleyecekler. O zaman peki bu memlekette Türk Lirası nerede? Türk Lirası eriyor. Hepimizin ama hepimizin yeniden düşünmesi lazım. Zarara uğrayacak olan sizsiniz, faturayı ödeyecek olanda sizsiniz, bu ülkenin çalışanları faturayı öder başka kimse ödemez. Yurtdışından Fransız davet edilip ona mı faturayı ödeteceğiz? Hayır. Kime ödeteceğiz? Bu ülkede çalışana. İşsiz ödemez faturayı zaten işsiz, en büyük faturayı o ödüyor. Gelir elde edenlerden daha fazla vergi alacaklar. Ödemiyor, geliri az, yazın cezaları diyecekler. Verecekler polisin eline makbuzu akşama kadar bu makbuzu bitir sonra gel kardeşim yoksa sen başarılı bir polis olmadın diyecekler. Biz bunu biliyoruz arkadaşlar. Polis ne yapsın? O da amirine hesap verecek. Ne yapayım diyor her önüne gelene ceza keseyim diyor, hiç değilse götürüp makbuzu teslim ederken bir de ben suçlanmayım diyor. Sizin fiyatınızı müşteriyi taşıma bedelini siz belirliyor musunuz? Hayır. Ama mazot fiyatını da siz belirlemiyorsunuz, mazot devamlı artıyor ama sizin ücretleriniz yerinde sabit duruyor. Kimin cebinden gidiyor? Sizin cebinizden.

Benim isteğim, eğer biz yeni bir çerçeve çizersek, eğer biz birlikte hareket edersek, eğer biz alın terinden yana, haktan, hukuktan yana, adaletten yana davranırsak, adaletten yana oyumuzu kullanırsak, haktan, hukuktan yana oyumuzu kullanırsak bu memleketi hep beraber cennet gibi yaparız. Bu memleket cennet gibi, güneşi var, denizi var, ovası var, yaylası var, dağları var neyimiz eksik Allah aşkına, güzel insanlarımız var. Bir şey eksik arkadaşlar, namuslu siyaset eksik. Siyasetçinin halkına hesap vermesi lazım, hesap vermeyen siyasetçi mi olur? Biz bunu başarmak zorundayız, birlikte başarmak zorundayız. Ama bizi ayrıştırıyorlar, bizi bölüyorlar. Efendim falanın kimliği böyle, falanın inancı böyle, falanın bilmem yaşam tarzı böyle. Ya insan Allah’ın yarattığı en değerli varlıktır başımızın üstünde yeri vardır. İnsanın kimliğiyle oynanır mı, insanın inancıyla oynanır mı? Kimin daha fazla Müslüman olup olmadığına kim karar verir, kim bilir? Sanki birilerinin eline terazi vermişsin bu Müslüman, bu Müslüman değil. Nereden biliyorsun sen. Türkiye’yi böyle ayrıştırıyorlar, böyle bölüyorlar. Hepimizin dikkatli olması lazım değerli arkadaşlarım, hepimizin duyarlı olması lazım hepimiz çoluk çocuk sahibiyiz, ailemiz var, komşularımız var, akrabalarımız var, arkadaşlarımız var. Bu güzel coğrafyada birlikte yaşamak istiyoruz, huzur içinde yaşamak istiyoruz. Birlikte yaşamak kadar güzel bir şey yoktur, huzur içinde yaşamak kadar güzel bir şey yoktur.

Az önce Sayın Başkan söyledi Büyükşehir Belediyesi karar almış işte yeni hatlara yeni minibüsler mi koyacak? Neyse otobüs, bir şeyler koyacak. Şimdi bakın, gelişmiş demokratik ülkelerde her meslek grubunun para kazanmasına özen gösterilir. Her meslek grubu para kazanmalı. Çünkü bir meslek grubu zarar ederse kaybolan milli servettir. Örneğin siz gidip Almanya’da bir caddede ya da bir sokakta iki tane berber varsa üçüncü berber dükkanını açamazsınız. Derler ki, bu iki berber çalışıyor, ihtiyacı karşılıyor ikisi de gelir elde ediyor. Sen berber dükkanı olmayan yere gideceksin berber dükkanını açacaksın, yani her şey planlı, minibüsü de planlı, dolmuşu da planlı, taksisi de planlı, metrosu da planlı, havayolu da planlı, her şeyi planlamışlar. Şimdi bizde de böyle bir planlamanın olması lazım. Kaç tane minibüsümüz var şu kadar, ihtiyacı karşılıyor mu? Evet karşılıyor. Mesele bitmiştir. Ha az mıdır, yetersiz de olabilir, nüfus artmıştır ve yetersizdir. Ne yapılır demokratik ülkelerde çağrılır başkan, gel bakayım başkan sivil toplum örgütünün başkanı burada gel başkan önüne tablo konur, bak şu kadar yolcu vardı, şu kadar minibüs vardı. Şimdi nüfus arttı yolcu şuna çıktı, dolayısıyla minibüs sayısını arttırmamız lazım. Ne kadar arttıracağız? Şu kadar. Oturulur karar verilir ve ona göre yapılır. Kimse başına buyruk karar veremez. Bunun sizler tarafından çok iyi bilinmesi lazım. Sivil toplumun varlık nedeni budur zaten. Niye siz dernek kurdunuz? Derdinizi anlatmak için, ortak ses çıkarmak için kurdunuz. Peki ortak sesi kime anlatacaksınız? Gidip birbirinize anlatmayacaksınız herhalde. Bu meseleyi çözecek makamlara anlatacaksınız. O makamlar kim? Hükümet edenler. Hükümet edenler sizin sesinizi dinlemedi, gereğini yapmadı, elinizde güzel bir imkan var, sen benim sorunumu çözmüyorsan ben de seni oradan indiririm arkadaş kusura bakma, bu kadar basit. Sorunu çözüyorsa dersiniz sorunu çözüyor eyvallah başımın üstüne. Sorunu çözmüyorsa yapacağınız başka yoktur. Demokrasilerde kural budur. Yani futbol takımı tutar gibi partiler tutulmaz. Partiler niye vardır, siyaset niye vardır? Vatandaşın derdini çözmek için vardır, vatandaşın kimliğiyle uğraşmak için siyaset yapılmaz, inancıyla uğraşmak için siyaset yapılmaz. Vatandaş ister hastaneye gidince tedavi olayım, oğlum iyi bir okulda okusun, kızım iyi bir okulda okusun, çocuklarım iyi bir okulda okusun, şehir içi ulaşım güzel olsun. Bütün bunların hepsini ister vatandaş ve bunu planlamak da hükümetin görevidir. Hükümet bunu yapamıyorsa diyeceksiniz ki kardeşim kusura bakma in aşağıya bir de bunu deneyelim. Yeni bir arkadaş geldi onu deneyelim bakalım bu işi becerecek mi, becermeyecek mi? Türkiye’nin çözülemeyecek hiçbir derdi yoktur, hiçbir sorunu yoktur arkadaşlar. Bütün sorunları çözülebilir, çözeriz ve Türkiye düşündüğünüzden daha zengin bir ülkedir. 16 yılda 151 milyar dolar faiz ödüyorsa, 16 yılda 687 milyar lira faiz ödüyorsa bu ülke zengindir. Düşünün o faizlerin memlekete yatırım olarak yapıldığını bir düşünün. Fabrika yapacak yer kalmazdı. Rantiyeye mi çalışacaksın, alın terine ve üretime mi çalışacaksın? Temel sorun budur arkadaşlar.

Önümüzde iki tane imkan var 24 Haziran. 24 Haziran’da oturup karar vermeniz lazım, elinizi vicdanınıza koyacaksınız ve düşünerek sandığa gideceksiniz. Başka bir şey istemiyorum ben. Bakın illa gelin şu partiye oy verin demek istemiyorum, onu da söylemiyorum. Elinizi vicdanınıza koyup sandığa öyle gidin başka bir şey istemiyorum. Yazıktır, günahtır bu memlekete. Hangi hale geldik. Caddede selamlaşamaz hale geldik. Gerginliğe bakın toplum neredeyse birbirine girecek. Siyaset bu mudur? Siyaset kavga alanı değildir arkadaşlar. Siyaset fikirlerin yarıştığı yerdir. Vatandaşa ben hizmeti nasıl sunacağım bunun yarıştığı yerdir.

Bakın ben size bir şey daha anlatayım. Bugün 1500 liranın altında emekli aylığı alan kaç kişi var biliyor musunuz? 1 milyon 644 bin kişi. Bazıları 400 lira alıyor, bazıları 700 lira alıyor, bazıları 750 alıyor, bazıları 1000 lira alıyor, bazıları 1500 lira alıyor. 1500 liranın altında aylık gelir elde eden kişi sayısı 1 milyon 644 bin. Ayda 400 lira emekli aylığı alan Allah aşkına insanın vicdanı sızlamaz mı ya? O zaman bu sosyal devlet nerede? Sosyal devlet ne demektir? Fakir fukaradan yana olan devlet demektir. Biz ne diyoruz? En düşük emekli aylığı 1500 lira olmalı. Hiç değilse bu 1 milyon 644 bin kişiyi perişan etmeyelim bari nefes alsın bu adamlar.

Asgari ücret, asgari ücretin net 2200 lira olması lazım net rakam 2200 lira. Adam minibüse binecek para bulamıyor arkadaşlar bıraktık lokantada yemek yemeyi. Sen götürürsün bir avuç faiz lobisine 151 milyar dolar ödersin de kendi vatandaşına gelince para yok. Niye para yok? Hepimizin düşünmeye hakkı var ve hepimizin düşünme sorumluluğu var ve sandığa öyle gideceğiz ve sorunları çözeceğiz.

25’inden sonra Allah izin verir, parlamentoda çoğunluğu sağlar ve Cumhurbaşkanlığına da eski bir öğretmen olan, güzel bir öğretmen olan Muharrem İnce’yi de oturtursak Türkiye’yi gerçekten de bu bölgenin lideri haline getiririz. Bakın buna yürekten inanıyorum. Ortadoğu’ya bakın kan gövdeyi götürüyor. Kim kimi öldürüyor? Müslüman Müslüman’ı öldürüyor. Silahları kim veriyor? Bir grubunu Rusya, bir grubunu Amerika veriyor. Biz ne düşünüyoruz? İlk bir yıl içinde Türkiye, İran, Irak ve Suriye Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı kuracağız, kısa adı OBİT. Kendi derdimizi kendimiz çözemiyor muyuz, yapamıyor muyuz, beceremiyor muyuz? Suriye’de de, Irak’ta da, İran’da da akrabalarımız var, orada da Kürt var, burada da Kürt var. Orada Türkmen var, burada da Türkler var. Orada Ezidiler var, burada da Ezidiler var, orada Araplar var burada da Araplar var. Niye kavga ediyoruz? Türkiye bunların tamamını kucaklayacak. Bölgeyi gerçekten de bir barış havzasına dönüştüreceğiz. Ve göreceksiniz bu projeyi hayata geçirdiğimiz anda Türkiye’ye dünyanın her tarafından dolar yağacak. Ortadoğu’yu biz inşa edeceğiz, biz yapacağız. Yollarını, köprülerini, hastanelerini, toplu konutlarını hepsini yapma imkanımız var. Türkiye bunları yapamıyor şu anda, yaptırtmıyorlar. O batının egemen güçlerinin dışında Türkiye kendi kafasını kullanmalı, kendi iradesini kullanmalı, kavga etmemeli, barış yapmalı, birlikte yaşamalı. Bunları yapmak zorundayız.

İşin özeti şu değerli arkadaşlarım, siz çalışıyorsunuz, direksiyon sallıyorsunuz, evinize beş, on kuruş para götürmek istiyorsunuz, hizmet ediyorsunuz, kamu hizmeti veriyorsunuz, siyasetin görevi sizin önünüzdeki engelleri kaldırmaktır. Engelleri kaldırmıyorsa eğer siyaset kurumu o siyaset kurumunu değiştireceksiniz, demokrasi budur değiştireceksiniz. Kusura bakmayın diyeceksiniz. Söz verdiniz yapmadınız, verdiğiniz sözü tutmadınız şu soruyu da sorun Temmuz’a kadar 36 bin engelli rampası olan minibüsü Türkiye’de hangi fabrika üretecek merak ediyoruz deyin ve bize hangi fiyattan satacak merak ediyoruz. Siz bunların hepsini düşünmek ve öyle sandığa gitmek zorundasınız. Benim sizden istediğim budur.

Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu Ankara Minibüsçüler Esnaf Odası’nı ziyareti sonrasında bir taksi durağını da ziyaret etti. 
Kaynak: chp.org.tr
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER