CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, ESKİŞEHİR TİCARET BORSASI’NI ZİYARET ETTİ

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, ESKİŞEHİR TİCARET BORSASI’NI ZİYARET ETTİCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: - "..

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, ESKİŞEHİR TİCARET BORSASI’NI ZİYARET ETTİ
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, ESKİŞEHİR TİCARET BORSASI’NI ZİYARET ETTİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:
- "Bir dönem Türkiye Ortadoğu’yu beslerdi. Ortadoğu’yu besleyen Türkiye’ye ne oldu? İnsanımız aynı insan, güneş aynı güneş, ovalar aynı ovalar, su aynı su, deniz aynı deniz. Farklı olan ne? Bir şey. O da siyaset. Çiftçinin ekmemesi, üretmemesi için farklı bir politikayı Türkiye’nin gündemine getiriyorlar"
- "Benim milliyetçilik anlayışım; önce benim insanım kazanacak, benim insanım üretecek, benim insanımın karnı doyacaktır. Budur. Şu soruyu her çiftçinin kendisine sorması gerek; Konya’dan küçük Hollanda devleti nasıl oluyor da Türkiye’nin en az on kat daha fazla tarım ürününü ihraç ediyor?"


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bir dönem Türkiye Ortadoğu’yu beslerdi. Ortadoğu’yu besleyen Türkiye’ye ne oldu? İnsanımız aynı insan, güneş aynı güneş, ovalar aynı ovalar, su aynı su, deniz aynı deniz. Farklı olan ne? Bir şey, o da siyaset. Çiftçinin ekmemesi, üretmemesi için farklı bir politikayı Türkiye’nin gündemine getiriyorlar." dedi.

Eskişehir Ticaret Borsasını ziyaret eden Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, 1920’li yıllarda Türkiye’nin bir tarım ülkesi olduğunu, ihracat ürünleri arasında ilk dört maddeyi tarım ürünlerinin oluşturduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, tarımın dünyanın bütün ülkelerinde stratejik bir alana sahip olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Sonuçta o ülkede yaşayan insanların beslenmesi lazım. Bizi besleyecek olan alan da bizim topraklarımız ve bu toprakların son derece iyi ve planlı ekilmesi, biçilmesi, üretilmesi. Eken, biçen ve üretenin de kazanması gereken bir planlama yapmak zorundayız. Bu çerçevede hareket ettiğimiz zaman herkesin kazandığı bir tarım dünyasını inşa etmiş oluruz. Ülkenin gündemindeki seçim bir an önce bitsin, ekonomi ülkenin bir numaralı gündemi olsun. Çünkü ekonomiden büyük beklentiler var. Seçim olsa da olmasa da ekonomi toplumun her dönem gündeminde olmak zorundadır."

- "Çiftçinin ürettiği ürünü uzun süre bekletme şansınız yok"

Bu ülkede esnaf, sanayici, çiftçi, emekli ve işçisiyle hayatın her alanındaki insanıyla huzurlu bir Türkiye’de yaşamaya ihtiyaç olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunun yolu önce ekonomiden geçiyor. Herkesin karnı doyacak ki dönüp komşuya baksın. Komşu aç mıdır, tok mudur? Eğer binlerce, milyonlarca işsiz varsa o ülkede huzuru sağlayamazsınız. Gelecek beklentisini köreltmiş olursunuz. Cumhuriyeti kuranlar şunu yapmışlar. Çiftçi aslında üretenler arasında en zor ayakta duran kesimdir. Nedeni şu; diyelim ki otomobil üretiyorsunuz, satılmazsa bozulmuyor bir köşede duruyor. İkinci, üçüncü el satılır. Ama çiftçinin ürettiği ürünü uzun süre bekletme şansınız yok. Ürün var, elde ediyorsunuz eğer zamanında satmazsanız o ürün yok olacak. Çiftçi zarar edecek. Ayrıca milli kaybınız oluşacak ki eğer rakam büyürse milli olarak kaybımız çok daha fazla olur. Peki nasıl yapacağız? Çiftçiyi nasıl koruyacağız? Çiftçinin rekabet gücü, bekleme gücü yoktur."

- "Siyasetten uzaklaşalım gerçek gündeme dönelim"

Kılıçdaroğlu, Cumhuriyeti kuranların dünyadaki tarım üretimleriyle ilgili örnekler aldığını ve bunları hayata geçirdiğini anımsatarak, şunları söyledi:

"Toprak Mahsulleri Ofisini kurmuşlar. Niçin? Çiftçi üretecek, getirip devlete son kuruşuna kadar satacak. Alım, maliyet, kar belli mi? Belli FİSKOBİRLİK fındık üretecek. ÇAYKUR çay üretecek. TARİŞ... Bunlar Cumhuriyetin kurumlarıdır ve çiftçi böylece korunmuştur. Tarım ürünleri ihracatı bizim ihracatımız içinde önemli bir değer olarak varlığını sürdürmüştür. Ancak sonraları ’Ne gerek var FİSKOBİRLİK, ÇAYKUR, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne denilmiş, bunların kapatılması ve daha da ileriye gidiyor Batı’nın egemen güçleri ’Türkiye’nin tarımla ne ilgisi var, Türkiye tarımdan çekilmeli’ nasihatları yapılmıştır.

Şeker pancarı... ’Niye üretiyorsunuz şeker pancarını? Hangi gerekçeyle üretiyorsunuz şeker pancarını? Bak nişasta bazlı şeker yapıyoruz biz, maliyeti daha düşük. Üstelik hiç kimsenin yorulmasına da gerek yok. Biz bunu yapalım size satalım.’ demişlerdir. Ve bunlar Türkiye’nin gündemine gelip oturmuştur. Peki siyaset kurumu ne yaptı? Çiftçi mi dedi ’Saman ithal edin, şeker fabrikalarını kapatın, Alpu Ovası’na gidip termik santral kurun.’ Kim söyledi bunları? Kim yaptı? Siyasetten uzaklaşalım, gerçek gündeme dönelim, doğrudur. Ancak bunları dile getirdiğimiz zaman diyorlar ki ’Niye siyaset yapıyorsunuz?’ Biz bunları söylemeyeceğiz de kim söyleyecek?"

- "Hükümet çiftçiyle rekabet ediyor"

Çiftçinin kazanması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Tarlası var ekmesi lazım. Kazanmayan bir çiftçi ne yapacak? Tarlayı ekmeyecek. İki Trakya büyüklüğündeki alan ekilmiyorsa bu çiftçi nasıl kazanacak? Kazanmadığı için ekmiyor. Çiftçi kardeşlerime şunu sormak isterim; iki Trakya büyüklüğündeki verimli alan ekilmiyor ama Türkiye Cumhuriyeti hükümeti gidiyor Sudan’da binlerce dönüm arazi kiralıyor, ’Ben burada ekeceğim, Türkiye’ye daha ucuza ithal edeceğim.’ Ne demektir bu? Hükümet çiftçi ile rekabet ediyor demektir. Hükümet kendi çiftçisiyle, kendi vatandaşıyla rekabet eder mi? Bunların dile getirilmesi lazım. Çiftçiler tarafından dile getirilmesi gerek."

Kılıçdaroğlu, bugün tarım alanlarının büyüdüğünü, parçalanan alanlar bölünmesin diye önlemler alındığını ve yasal düzenlemeler yapıldığını anlattı. Batı’nın egemen güçlerinin Türkiye üzerinde oyun oynadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

" ’Türkiye tarımdan tamamen uzaklaşsın, tarımın dışına çıksın, 81 milyonu biz besleyeceğiz’ diyorlar. Siyaset milliyse kendi çiftçisinin hakkını korur. Ama ’Nişasta bazlı fabrika yapacağım, onu üreteceğim, şeker pancarını yok edeceğim’ derseniz siz milli değilsiniz, kimse kusura bakmasın. Benim milliyetçilik anlayışım önce benim insanım kazanacak, benim insanım üretecek, benim insanımın karnı doyacak. Budur. Şu soruyu her çiftçinin kendisine sorması gerek; Konya’dan küçük Hollanda devleti nasıl oluyor da Türkiye’nin en az on kat daha fazla tarım ürününü ihraç ediyor?"

- "Çiftçi üretmediği taktirde 81 milyonu nasıl besleyeceksiniz?"

Kılıçdaroğlu, tarımın egemen güçlerin kontrolü altında olduğunu savunarak, şunları dile getirdi:

"Tarım Bakanlığı var diyoruz, evet doğru. Bakanlığın görevi nedir? Tarım arazilerini korumaktır. Oralarda verimli üretimin olmasını sağlamaktır. Peki bir Tarım Bakanlığı düşünün Alpu Ovası ile ilgili karar alıyor, ’O arazide fabrika yapılabilir’ diyor. Türkiye’nin en verimli arazisi. ’Santral yapacağım buraya.’ diyor. Yönetmeliği değiştiriyor. Tarım Bakanlığı, tarımı yok etmek için çalışıyor. Sorunumuz da buradan kaynaklanıyor. Seçim olsun, olmasın bunların zaten dillendirilmesi gerek. Çiftçi üretmediği taktirde 81 milyonu nasıl besleyeceksiniz? Canlı hayvan... Bir dönem Türkiye Ortadoğu’yu beslerdi. Ortadoğu’yu besleyen Türkiye’ye ne oldu? İnsanımız aynı insan, güneş aynı güneş, ovalar aynı ovalar, su aynı su, deniz aynı deniz. Farklı olan ne? Bir şey, o da siyaset. Çiftçinin ekmemesi, üretmemesi için farklı bir politikayı Türkiye’nin gündemine getiriyorlar."
Kaynak: chp.org.tr
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER