ÇOCUKLARDA DİKKAT EKSİKLİĞİ

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, başta bireyin kendisi olmak üzere aile ve toplumu ilgilendiren yönleriyle çocukluk çağının en önemli psikiyatrik bozukluklarından birisidir. Diyen Sarıyer Tıp Merkezinde görev yapan, Psikolog: Büşra Birtane ...

ÇOCUKLARDA DİKKAT EKSİKLİĞİ
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, başta bireyin kendisi olmak üzere aile ve toplumu ilgilendiren yönleriyle çocukluk çağının en önemli psikiyatrik bozukluklarından birisidir. Diyen Sarıyer Tıp Merkezinde görev yapan, Psikolog: Büşra Birtane Haberin Nabzı Gazetesi genel yayın yönetmeni Deniz Tatlıda ile röportaj yaptı.
.
Psikolog: Büşra Birtane,”DEHB sorunu yaşayan çocukların birçoğu çocukluk döneminde gözle görülebilir sorunlar yaşamaktadırlar ve bu sorunlar hareketlilik, dürtüsellik ve hiperaktivite olmak üzere sınıflandırılabilen üç temel belirti kümesinden oluşmaktadır. DEHB’nin  odaklanma, planlama, motivasyon, duygusal değişim, hafıza ve beyin yönetim sistemlerinin diğer işlevlerini kapsayan karmaşık bir problem alanı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir” dedi
.
 Hemen her çocuğun çeşitli gelişimsel dönemlerde farklılaşabilen bir hareketlilik düzeyi olduğu ifade eden Psikolog: Büşra Birtane ,”çocukların düşmesi, zıplaması, atlaması, gürültü çıkarması gibi durumlar gelişim süreçlerinin adeta bir parçası olarak görülebilir. Ancak bahsedilen sorunu yaşayan çocuklar, yaşıtlarına oranla çok daha hareketli ve kıpır kıpır çocuklardır.  Bir yerde oturmakta zorlandıkları gibi, zıplamayı, atlamayı, yükseklere tırmanmayı çok severler. DEHB’li çocukların, televizyon izlerken dahi şekilden şekle girdiklerini, iki kişi konuşurken söz kestiklerini,  ev içerisinde daima bir koşuşturma içerisinde olduklarını, “dur” ve “yapma” sözlerini çoğunlukla dinlemediklerini gözlemleyebiliriz” dedi
.
 Psikolog: Büşra Birtane ,”DEHB ‘nin hareketlilik dışında ikinci bir boyutu olan dikkat eksikliği ise, çocukların dikkat süresinin yaşıtlarına oranla daha kısa olmasına paralel olarak ortaya çıkan,  okuma, yazma ve matematik gibi akademik alanlarda görülebilen sorunlarla karakterize olan bir sorun alanıdır.  Bu çocukların kolay ve kısa sürede dağılabilen dikkatleri, dersi takip etmekte zorlanma, ödev yapmak istememe ya da anne –baba-öğretmen zoruyla yapma, ödev yaparken su içme, tuvalete gitme gibi bahaneler üreterek sıklıkla masa başından kalkma, başladıkları işi sonlandırmada güçlük yaşama gibi davranışlarının varlığını ortaya çıkarmaktadır.  Bu nedenlerle DEHB yaşayan çocuklar, okulda öğretmeniyle, arkadaşlarıyla da pek çok açıdan sorun yaşayabilmekte ve aileler sıklıkla çocuklarının yerinde durmadığı, kurallara uymadığı, söz kestiği, çok konuştuğu gibi nedenlerle çeşitli şikayetlere maruz kalmaktadırlar.Ayrıca görsel ve işitsel dikkat açısından değerlendirildiklerinde, işitsel açıdan zorluk yaşayan çocuklar kendileriyle iletişim kurmaya çalışan kişileri dinlemiyor görünürler ve çoğu zaman söylediklerini dinlemiş görünseler de eyleme geçmekte zorlanırlar.  Ayrıca dikkatin hafıza ve hatırlama süreçleri üzerindeki etkisi düşünüldüğünde, bu sorunu yaşayan çocukların sıkılıkla unutkanlık sergilediğini gözlemleyebilmek mümkündür.  Bu gibi durumlar özellikle özyönetim açısından zorlukları da beraberinde getirmektedir. Çünkü bu çocuklar akranlarına göre sıklıkla daha fazla yardıma ihtiyaç duymakta ve birçok çocuk tarafından kolaylıkla başa çıkabilen görevleri yerine getirmek için çok daha fazla talimat ve hatırlatmaya ihtiyaç duymaktadırlar. Dolayısıyla bitirilmesi gereken görevlere dair organize olabilmeleri, planlı ve sistemli çalışma alışkanlığı geliştirebilmeleri, belirli konularda bir sorumluluk üstlenmeleri, belirli bir kurala uyum sağlayabilmeleri onlar için son derece zorlayıcı olabilmektedir. Bu durum ev içerisinde anne babanın sürekli “Hadi oğlum-kızım” gibi cümlelerle çocuğu yönlendirmek zorunda kalmalarına, erteleme ve ötmemelerine karşı hatırlatmalar yapmalarına, dağınık ve boş vermiş tavırları karşısında çaresiz kalmalarına neden olabilmektedir”dedi
.
Bahsedilen durumlar, çocukların yaşadıkları bu sorunu fark etmeyen ve çocuklarıyla iletişimde ve diğer alanlarda bir dizi sorunla baş etmekte zorlanan anne babaların, uygun olmayan disiplin yöntemleri geliştirmelerine neden olabilmekte ve bu süreçten hem çocuk hem de tüm aile sistemi psikolojik olarak zedelene bilmektedir diye açıklamalarda bulunan,Psikolog: Büşra Birtane,” DEHB’nin üçüncü boyutu olan dürtüsellik ise, hemen her bireyin yaşamının ilk yıllarında son derece önemli olan ve ilerleyen yaş dönemleri içerisinde aile ve sosyal çevre gibi etkilerle kontrol edebilmeyi öğrendiğimiz dürtüler ve onların kontrolü ile ilgili bir boyuttur. Dürtü yaşamın ilk yıllarında sosyal çevre tarafından daha kabul edilebilir bir durumken, ilerleyen yaş dönemlerinde çocukların sınır tanımamaları, kendileri ve çevreleri için zararlı olabilecek fevri hareketleri, yaşıtlarına karşı aşırı tepki vermeleri, toplum içinde etiketlenmelerine sebep olabilecek düzeyde kural tanımamaları ve disiplinle ilgili sorunları dürtüsel davranışların göstergeleridir.  Dürtüsel davranan çocuklar yapılmaması gereken birçok eylemi gerçekleştirmek konusunda kendilerini durdurmakta ve frenlemekte son derece zorlanmaktırlar. Ayrıca diğer çocuklardan farklı olarak ceza ve ödülleri önemsemedikleri için, başlarına gelen kötü bir olaydan ders çıkarma konusunda sıkıntılar yaşamaktadırlar. Yani yüksek bir merdivene tırmanıp düşen, vücudunun herhangi bir yeri incinen hatta kırılan bir çocuk aynı eylemi defalarca tekrarlayabilir, hatta ailenin bu konuda çocuğa yönelik uyarı ve nasihatleri de genellikle işe yaramamaktadır. Göze çarpan korkusuzlukları ve cesur eylemleri bağımsız davranmalarını da kolaylaştırdığı için, anne ve babaları başta olmak üzere otorite figürlerini hiçe saymaları son derece yaygındır” dedi
.
Psikolog: Büşra Birtane ,”Yukarıda çeşitli boyutları anlatılan DEHB tanısının bir uzman tarafından konulması,  tanıyı destekleyici olarak çocuğun dikkat bozukluğunun derecesini ve öğrenme gücünü gösteren testlerden yararlanılması son derece önemlidir.  Bu noktada DEHB tedavisinin ilk şartı olarak doğru bir psikiyatri uzmanı, psikoterapi yardımı ve gerektiğinde özel eğitim desteği son derece önemlidir. Bu uzmanlarla birlikte gerçekleştirilecek olan aile-okul işbirliği ise çocuğun yaşam kalitesinin arttırılmasında ve etkin tedavisinde son derece gereklidir.”diyerek sözlerini tamamladı
.
DEHB’ li Çocuğa Anne Babanın Yaklaşımı Nasıl Olmalıdır?


Eğer uzmanlar tarafından yapılan değerlendirmeler sonucu çocuğunuza bu tanı koyulduysa, öncelikle çocuğunuzda DEHB olduğunu kabul edin.
Çocuğunuza zaman ayırın ve onunla birlikte olmaya çalışın.
Çocuğunuzla konuşurken göz temasına önem verin.
Sabırlı ve temkinli olun.
Çocuğunuzun olumlu bir davranışını ya da başarısını gördüğünüzde takdir edin.
Görece basit konularda onunla sık tartışmaya girmeyin, yumuşak ve uzlaşmacı davranın.
Çocuğunuza “tembel”, “yaramaz”, “inatçı” gibi isimlerle hitap etmeyin.
Çocuğunuzda var olan olumlu özellik ve kabiliyetlerin ortaya çıkmasını destekleyin.
Anne- baba olarak çocuğuna karşı ortak tutumlar sergileyin.
Çocuğunuzdan mükemmel olmasını beklemeyin ve ondan mükemmel olmayı talep etmeyin.
Evdeki sorumluluklar ve öz yönetim konusunda organize olmasına yardımcı olun, fakat sorumluluğu tamamen üstlenmeyin.
Çocuğunuzu mutlaka bir spor faaliyeti konusunda teşvik edin.
Çocuğunuzu sevdiğinizi ve ona güvendiğinizi belli edin.
Bazı kural ve alışkanlıkları kazandırabilmek için çaba sarfedin.

Uzman Gelişim Psikoloğu/ Çift ve Aile Terapisti
Büşra Birtane

Güncelleme Tarihi: 05 Haziran 2013, 11:50
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER