Engelli Vatandaşlar Kendi Dünyalarına Mahkum Bırakılıyor

Türkiye İşitme Engelliler Milli Federasyonu Başkanı Ercüment Tanrıverdi, işitme engelliler için en büyük problemin eğitim olduğunu belirterek, işaret dilinin yok sayıldığını ve işitme engellilerin kendi dünyalarına mahkum bırakıldığını...

Engelli Vatandaşlar Kendi Dünyalarına Mahkum Bırakılıyor

Türkiye İşitme Engelliler Milli Federasyonu Başkanı Ercüment Tanrıverdi, işitme engelliler için en büyük problemin eğitim olduğunu belirterek, işaret dilinin yok sayıldığını ve işitme engellilerin kendi dünyalarına mahkum bırakıldığını ifade etti.

İstanbul Aydın Üniversitesi Engelsiz Yaşam ve Uygulama Merkezi’nin gerçekleştirdiği panelde konuşan Türkiye İşitme Engelliler Milli Federasyonu Başkanı Ercüment Tanrıverdi, engelli bireylerin sorunlarına değindi. Tanrıverdi, Dünya Engelliler Günü olan engellilerin sorunlarının gündeme getirildiği 3 Aralık gününün toplumların sınav günleri olduğunu söyledi. "Geçen 3 Aralık 2013 tarihinden bu güne nelerin değiştiğini düşünmeliyiz" diyen Tanrıverdi, “İşitme engelliler açısından en büyük problem eğitimdir. Çoğu işitme engelli vatandaşın lise mezunu olmasına rağmen okuma yazma bilmediğini, yazışarak dahi iletişim kurulamadığını, işaret dilinin yok sayıldığını ve işitme engellilerin kendi dünyalarına mahkum bırakıldığını görüyoruz” dedi.

Panelde konuşan İstanbul Aydın Üniversitesi Engelsiz Yaşam ve Uygulama Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Gökçen Çatlı ise, gelişmekte olan toplumların yüzde 12’sinin engelli bireylerden oluştuğunu belirtti. Çatlı, “İstanbul Aydın Üniversitesi Engelsiz Yaşam Uygulama ve Araştırma Merkezi, engelli öğrencilerin kampüs içerisinde erişilebilir mekanlara ulaşmaları, farkındalığın arttırılması, öğrencilere çeşitli eğitimlerin verilmesi için kurulmuştur” diye konuştu.

18 yaşından beri görme engelli olduğunu dile getiren İBB Engelliler Müdürlüğü Uzman Psikolog Gülsüm Şenocak da, engelliler için en büyük sorunun önyargı olduğunun altını çizdi. Şenocak, “Önyargı ne yazık ki ailemizde, toplumumuzda veya çevremizde bir şekilde karşımıza çıkıyor. Bu durum engelliler için var olan durumu daha kötü bir hale getiriyor. Engelli olmak bir özellik değil ve engellilere önyargılarla yaklaşılmaması gerekiyor” dedi.

Gülsüm Şenocak empatinin önemine de dikkat çekerken, “Görmemem mutsuz olacağım manasına gelmiyor. Çantanızda hayata dair farklı seçenekleriniz olmalı, kendinize seçenekler yaratmalısınız. Engel dediğiniz şey, ben yapamam dediğiniz zaman ortaya çıkıyor. Her şeyin temeli inanmak. Başarabileceğinize inanmazsanız hiçbir şey yapamazsınız” ifadelerini kullandı.

Yüzde 95 görme kaybı bulunan Kişisel Gelişim Uzmanı Aynur Algül ise konuşmasında, ailelerin ve toplumun bilinçlendirilmesi ve gerekli şartların oluşturulması halinde engellerin ortadan kalkacağını vurguladı. Genç neslin engellilere karşı duyarlı olduğunu ifade eden Algül, "Gençlerden çok ümitliyim. Gençler engelli arkadaşlarıyla, farklı fiziksel fonksiyonlara sahip bireylerle iletişim kurabiliyorlar. Gençlerimiz daha merhametli, daha vicdanlı, daha bilinçli bu konuda" ifadelerine yer verdi.

Engelliler için teknolojik desteğin önemine vurgu yapan İstanbul Aydın Üniversitesi Uzman Fizyoterapisti Hasan Atacan Tonak da, “Engelliler için yapılan teknolojik cihazlar, engelli bireyleri topluma kazandırmada önemli görev görüyor. Aynı zamanda engelli bireylere pozitif ayrımcılık yapılması gerekiyor” diye konuştu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER