CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ BÜLENT TEZCAN’IN BASIN AÇIKLAMASI (29 ARALIK 2017)

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ BÜLENT TEZCAN’IN BASIN AÇIKLAMASI (29 ARALIK 2017)CHP Genel Ba..

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ BÜLENT TEZCAN’IN BASIN AÇIKLAMASI (29 ARALIK 2017)

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ BÜLENT TEZCAN’IN BASIN AÇIKLAMASI (29 ARALIK 2017)

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, Genel Merkezde düzenlediği basın toplantısında şöyle konuştu:


Değerli basın mensupları, dün değil önceki gün, Çarşamba günü olağan MYK sonrası basın toplantımızı yapmıştık ve hatırlarsanız orada,  “İnşallah olağanüstü bir şey olmazsa 2017 yılının son basın toplantısı, bundan sonrakini 2018 yılında yapacağız” demiştim. Ama Türkiye’de ne yazık ki, olağanüstü şeylerin olmadığı günleri yaşamak pek mümkün değil. Bu hükümet görevde kaldığı sürece, bu iktidar devam ettiği sürece Türkiye normal günler yaşamaya hasret kalacak. Maalesef 2017 yılını bitirirken AK Parti iktidarı Türkiye’yi yine sıra dışı, huzursuz eden, rahatsız eden, milletin huzurunu kaçıran uygulamalarla gündemi işgal ediyor.

BU, TAHLİYEYİ ÖNLEME OPERASYONUDUR

Bakın, tam yıl biterken iki konu çıktı. İnşallah yarın başka bir konu çıkmaz da, 2017’yi- en azından kalan kısmını- huzurla tamamlarız. Birincisi, İstanbul Milletvekilimiz Enis Berberoğlu’yla ilgili gece yarısı operasyonu. İstanbul Milletvekilimiz tutuklu, tutsak, esir alınmış Enis Berberoğlu’yla ilgili bir gece yarısı operasyonu yapıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi haksız kararı bozdu, 14. Ağır Ceza Mahkemesinin haksız kararını bozdu, hukuka aykırı bu kararını ve şimdi davayı inceliyor. Mahkeme başkanı dosyaya hakim, heyet dosyaya hakim, bugün tutuklamayla ilgili inceleme görüşmesi yapılacak, mahkeme tutukluluğu gözden geçirecek ve “Tutukluluğun devamı mı yoksa tahliyeye mi karar vereceğim” diye bir karar verecekti. Biz bu kararı beklerken dün gece yarısı, 28 Aralık’ı 29 Aralık’a bağlayan gece yarısı heyet değişti. Dosyadaki heyet değişti, mahkeme başkanı değiştirildi, mahkemedeki üyenin bir tanesi değiştirildi ve yeni heyet - gece yarısı göreve geldiğini ancak bilen, bilebilecek olan heyet- gece yarısı göreve getirilen heyet, sabah tutuklulukla ilgili incelemeyi yaptı - nasıl yaptıysa, koca davayı nasıl incelediyse değişen heyet -  ve sabah tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Değerli arkadaşlar, bu tahliyeyi önleme operasyonudur. Enis Berberoğlu’nun tahliyeye dönük muhtemel bir durumu önlemeye yönelik gece yarısı operasyondur. Ne yazık ki, AK Parti iktidarı döneminde yargı sürekli operasyonlara maruz kalan bir organ haline dönüşmüştür, yargıya dönük siyasi operasyonlar devam ediyor. Siz mahkeme heyetini niye değiştiriyorsunuz? Dosyayı bilen heyet, bozma kararını veren heyet, dosyanın bütün ayrıntılarına vakıf, ayrıntılı bir biçimde incelemiş ve şimdi esastan görüşüyor dosyayı. Dava karar aşamasına geliyor. Hangi düşünceyle, hem de tutukluluk hali görüşüleceğinin gece yarısı aceleniz neydi, telaşınız neydi, neydi sizi bu gece yarısı bu karara, heyet değişikliği kararını almaya iten?

YARGI ÜZERİNDEKİ ELİNİZİ ÇEKİN

Ben makul vicdanlı vatandaşlara sesleniyorum, onlara soruyorum. Allah için bu dosyayı bugüne kadar yürütmüş, bozma kararı vermiş ve şimdi de esasa girip inceleyen bir mahkeme var. Kendinizi Enis Berberoğlu’nun yerine koyun. Sizinle ilgili davayı gören mahkeme bozma kararı vermiş, önceki karar hukuka aykırı demiş ve şimdi dosyayı inceliyor. Ayrıntılarına kadar her şeyi biliyor, yarın sizinle ilgili bir tahliye ya da tutukluğun devamı kararı verilecek, 16 gün sonra da dosyanızın esasıyla ilgili duruşma yapılacak. Bu mahkeme başkanı ve heyet gece yarısı değişiyor. Eğer vicdanlı, makul bir tane vatandaşımız çıkıp da, “Bu uygulama normaldir” diyorsa bizim söyleyecek hiçbir şeyimiz yoktur. Ama bu memlekette bir tane vicdanlı vatandaşın buna normal diyebileceğine inanmıyoruz. Bu dava sıradan bir dava değil. Bu dava AK Parti Genel Başkanının Cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden zatın bizatihi takip ettiği bir dava. “Hesabını vereceksin” dedikten sonra açılan bir dava. Bu dava çeşitli heyet değişiklikleriyle karşılaşmış bir dava. Şimdi de tam da bu işin arifesinde heyet değişikliği yapıyor. Yargı üzerindeki elinizi çekin. Bakın, bir siyasi iktidar iktidarını sürdürme pahasına yargı üzerinde bu kadar müdahil olmaya başladığında, o iktidarın geleceği ciddi tehlike altındadır. 15 sene önce milletin oylarıyla, milletin bir kesiminin sevgisiyle iktidara geldiniz, korkuyla iktidarınızı sürdürme sevdasından vazgeçin. Sevgiyle geldiğiniz iktidarda korkuyla kalamazsınız, korkutarak kalamazsınız, yaptığınız bütün icraatlar korkuyla iktidarınızı sürdürme icraatlarıdır.

BU İKTİDAR KUMPAS HASTALIĞINA YAKALANMIŞ

Değerli arkadaşlar ikinci bir başka önemli konu, yine bir başka kumpas. Bu iktidar, kumpas hastalığına yakalanmış bir iktidardır. Daha önce FETÖ’yle iştirak halinde kumpaslar kurmuşlardır, Türk Silahlı Kuvvetlerine kumpaslar kurmuşlardır, Ergenekon’da, Balyoz’da kumpaslar kurmuşlardır, aydınlara, yazarlara, gazetecilere kumpaslar kurmuşlardır. Şimdi FETÖ’yle yolları ayrılmıştır, cambazın biri ipten düşmüştür ama öbür cambaz hala ipin üstünde yine kumpaslarına devam etmektedir. Bu iktidar ne yazık ki, kumpaslar iktidarıdır.

KİRLİ PAZARLIK ÖNERİLERİNİZİ KABUL ETMEDİK, ETMEYECEĞİZ

Bir yeni kumpas da şimdi Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar üzerine kurulmaktadır. Belediye Başkanlarımıza yönelik hesaplarını biliyoruz ve buna karşı kararlı bir mücadele yürüteceğiz. Bunu daha önce de söyledik, yok öyle yağma, teslim olmayacağız! Ne Belediye Başkanlarımız korkacak, ne de biz korkuyoruz, korkmayacağız. Kararlılıkla mücadelemize devam edeceğiz. Kirli pazarlık önerilerinizi kabul etmedik, etmeyeceğiz. Şimdi bu kirli kumpasın belgesi çıktı.

Bakın, 24.11.2017 tarihinde İçişleri Bakanlığı İstanbul Valiliğine bir yazı yazıyor, 24.11.2017 tarihinde. Bu yazıda valiliğe diyor ki, “Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar’la ilgili size bir liste gönderdik, bunu görevden uzaklaştıracağız.” Buna karar vermişler. “Bu listeye göre varsa, devam eden soruşturma ve kovuşturmaları bize bildirin, uzaklaştırmaya ilişkin de görüşünüzü bildirin.” Kim söylüyor? İçişleri Bakanlığı valiliğe söylüyor. Yani kararı vermiş, gerekçe arıyor, gerekçe. “Sana da bir liste gönderdim soruşturma ve kovuşturmaları da bildir, görüşünü de bildir uzaklaştırmayla ilgili bana” diyor. İstanbul Valiliği mecbur, İçişleri Bakanlığından yazı geldi incelemiş, bu konuda 1 Aralık 2017 tarihinde İçişleri Bakanlığına cevap yazmış. Cevap bakanlığı tatmin etmemiş. Çünkü İstanbul Valiliği soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin aradığı şeyleri tespit edememiş, İçişleri Bakanlığının aradığı bahaneleri tespit edememiş. İçişleri Bakanlığının Murat Hazinedar’ı görevden almak için ihtiyaç duyduğu soruşturma ve kovuşturmaları tespit edememiş, bulamamış böyle bir şey İstanbul Valiliği. Dolayısıyla, ne bulduysa onu yazmış. 1 Aralık tarihinde İçişleri Bakanlığına yazı yazmış. Bakanlığı kesmemiş bu yazı hemen aynı gün yine 1 Aralık 2017 tarihinde İçişleri Bakanlığı İstanbul Valiliğine yeniden bir yazı göndermiş ve o yazıda, “Senin bana gönderdiğin yazıda görevden uzaklaştırmak için varsa, başlatılan, devam eden soruşturma ve kovuşturmaların tespit edilemediği görülmüş” diyor, “Tespit edememişsin” diyor. “Onun için derhal git adliyede de araştır, bak yani bul” diyor, “Adliyede de araştır, nereden bulursan bul” tabiri caizse ve “Bana uzaklaştırmaya ilişkin görüşünle beraber bildir” diyor İçişleri Bakanlığı.

HÜKÜMET KUMPAS KURARKEN SUÇÜSTÜ YAKALANMIŞTIR

Düşünebiliyor musunuz arkadaşlar, İçişleri Bakanlığı, kamu adına hukukun çiğnenmesi riskine karşı kendisine vesayet denetimi verilmiş bir bakanlık. Hukuku çiğnemek için verilmemiş vesayet denetimi. Anayasa belediyeler üzerinde İçişleri Bakanlığına verdiği vesayet denetimini, hukuku ayaklar altına alıp paspas etsin diye vermemiş. Hukuka aykırı bir işlem varsa, denetlesin diye vermiş, o İçişleri Bakanlığı uzaklaştırma kararını vermiş gerekçe arıyor, bahane arıyor. Yani bir anlamda şunu söylüyor, “Ben sanığın idamına karar verdim, şahitlerin bilahare dinlenmesi.” Sanığın idamına karar vermiş, şahitlerin bilahare dinlenmesine karar vermiş. “Ben uzaklaştırmaya karar verdim şimdi gerekçeyi bul, bahaneni bul” diyor valiliğe. Gelen yazı tatmin etmemiş, bahaneyi de bulamamış ve kumpas arayışında. Bu çok açık bir kumpastır. İçişleri Bakanlığı kumpas kurarken, suçüstü yakalanmıştır. Hükümet kumpas kurarken, suçüstü yakalanmıştır. Bu hükümet kumpasçı bir hükümettir. Kumpasçı bir hükümetin bu millete verebileceği hiçbir şey yoktur, zilletten başka bu millete yaşatabileceği hiçbir şey yoktur. Böyle bir ülkede vatandaş kendini güven içerisinde hissedebilir mi? Böyle bir ülkede milletin oyuyla seçilenler, kendisini güven içerisinde hissedebilir mi? Böyle ülkede milli iradeden bahsetmek mümkün mü? Bu hükümet milli iradeye kumpas kuran bir hükümettir ve kumpas kurarken, bir kere daha suçüstü yakalanmıştır. Bu hükümet çökmüştür ve devleti de çökertmektedir. İnşallah millet önümüzdeki yıl, önümüzdeki süreçte kendi çöken bu hükümetin, bu kumpasçı hükümetin devleti çökertmesine müsaade etmeyecektir. Buna müsaade etmeyeceğiz, bu konuda kumpaslarınızı boşa çıkaracağımız gibi, bu tip kumpaslara pabuç bırakmayacağız.

Bizim Belediye Başkanlarımızın veremeyeceği hiçbir hesap yoktur. Bunu her zaman söyledik, yine söylüyoruz, ancak ve ancak kumpas kurarak bahane üretme yolunu seçebilirsiniz. Bu bile daha önce görevden uzaklaştırdığınız Ataşehir Belediye Başkanına yönelik uygulamanızın da bir kumpas olduğunun açık bir delilidir. Kumpastan vazgeçin millete eziyet etmeyin.

Değerli arkadaşlar, teşekkür ediyorum. Sorularınız varsa cevaplayabilirim.

TEK TİP KIYAFET APOLETLİ DARBECİLERİN UYGULAMASIDIR

Soru- Bu gelişmeyle ilgili bir adım atacak mısınız? Daha önce gensoru vermiştiniz, yeni bir gensoru gelir mi, ya da ne yapacaksınız? İkinci olarak da, yeni bir KHK’nın geleceği öğrenildi. Bu ‘mor beyin’ uygulamasıyla Bylock listesinde olmayanların, kullanmış gibi görünenlerin işlerine iade edilmesiyle ilgili. Bunu nasıl değerlendireceksiniz?

Bülent TEZCAN- Bu uygulamayla ilgili mutlaka atacağımız adımlar olacaktır, değerlendiriyoruz. Önümüzdeki günlerde onu sizlerle, kamuoyuyla paylaşacağız. Mesele sadece bir bakanlık işlemi olmaktan çıkmış, bir hükümet kumpasına dönüşmüştür. Onun için bu çerçevede değerlendirmemizi daha sonra kamuoyuyla paylaşacağız.

Kanun hükmünde kararname meselesine gelince, Bylock uygulamasının istem dışı indirilmiş olması bizim “Soruşturmalarda sadece ve sadece hukuka itibar edin, hukuk dışına çıkmayın” ikazımızın, hassasiyetimizin ne kadar haklı ve önemli olduğunu göstermiştir. Bu olumsuzlukları gidermeye dönük adımların atılması sevindirici olacaktır. Ama aslolan OHAL uygulamasından vazgeçmek, Türkiye’yi hızla normalleştirmek, hukuk üzerindeki baskıyı ortadan kaldırıp, hukuk içerisinde bütün işlerin yürümesini sağlayacağı bir Türkiye yaratmaktır.

Soru- Efendim Sayın Genel Başkan dün bir televizyon programına katıldı, tek tip kıyafetle ilgili eleştirileri oldu KHK’ya yönelik. Hem AK Partiye hem de iktidara yakın televizyonlardan sabahtan bu yana eleştiriler var, “FETÖ’cüleri savunuyor Sayın Kılıçdaroğlu” bu şekilde. Buna bir yorumunuz olur mu?

Abdullah Gül bugün bir açıklama yaptı daha önce KHK’yla ilgili söylediklerinin arkasında durdu bir anlamda, AK Partiden eleştiriler yükseldi yine. Bu polemiğe bir yorumunuz olur mu?

Bülent TEZCAN- Tek tip elbise Guantanamo özentisidir, daha önce de söyledik. Biz Guantanamo özentisine karşı çıkıyoruz. Biz bütün dünyanın lanetlendiği Guantanamo pratiğini bizim milletimize, ülkemize layık gören anlayışa karşı çıkıyoruz. 12 Eylül özentisidir, apoletli darbecilerin uygulamasıdır tek tip kıyafet. Biz apoletli darbecilerin uygulamalarına karşı çıkıyoruz, apoletli darbecilerin uygulamalarını Türkiye’yi layık gören sivil darbecilere karşı çıkıyoruz. Karşı çıktığımız şey budur, onlar nasıl okurlarsa öyle okusunlar. Bizim yazdığımız kitap böyle bir kitap. Doğru okuyan bunu böyle okur, bir…

İkincisi, Sayın Gül sorumlu bir devlet adamı ifadesiyle tehlikeye işaret etmiştir. AK Parti iktidarının Sayın Gül’ün itirazlarına yönelik koro halinde kurmaylarının söyledikleri sözlere baktığımızda Türkiye’nin hangi tahammülsüz noktaya geldiğini görüyoruz. AK Parti yönetiminin nasıl bir tahammülsüz noktaya geldiğini görüyoruz. Türkiye’yi hangi tahammülsüz anlayışın yönettiğini görüyoruz. Demin sözlerimin arasında söyledim, 2002 yılında sevgiyle iktidara gelenler şimdi korkuyla iktidarlarını sürdürme peşindeler. Sevgiyle geldikleri iktidarı korkuyla yürütme şansları yoktur, ama görüyorum ki iktidardan düşme korkusu, milleti korkutarak iktidarını sürdürme sevdasına dönüşmüş bunlarda. O sevdanın onlara da hayrı yoktur.

Teşekkür ederim arkadaşlar. 


Kaynak: chp.org.tr
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER