CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, GEBZE ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ ÜYELERİYLE BİR ARAYA GELDİ

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, GEBZE ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ ÜYELERİYLE BİR ARAYA GELDİ - "Saygınlığın öl&..

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, GEBZE ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ ÜYELERİYLE BİR ARAYA GELDİ
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, GEBZE ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ ÜYELERİYLE BİR ARAYA GELDİ 

- "Saygınlığın ölçüsü demokrasi ve üretimden gelir. Demokrasiniz gelişmişse üretiyorsanız o ülke dünyanın her tarafında saygındır. Japonya niye saygındır? Bunun için... Almanya bunun için, ABD bunun için, Danimarka bunun için, Hollanda Konya’dan küçük bunun için saygın. Demek ki demokrasinizi geliştireceksiniz, üretiminizi arttıracaksınız. Demokrasisi gelişmemiş hiçbir ülke büyümemiştir"
- "Bir ülkede adalet yoksa o ülkede devlet çöker. Hakimiyet elde ettiğiniz zaman adaleti bitirirsiniz, adaleti bitirdiğiniz zaman da devleti bitirirsiniz. Adalet devletin temelidir. Siz temellerini sarsıyorsunuz. Neden buna ihtiyaç duyuyoruz anlamış değilim?" 
- "Bu kadar sorunumuz varken, ’Bütün yetkileri bir kişiye verelim, bizim düşünmemize gerek yok, aklımızı kullanmamıza gerek yok.’ gibi bir sürecin içerisine Türkiye sokulmamalıdır"


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Saygınlığın ölçüsü demokrasi ve üretimden gelir. Demokrasiniz gelişmişse üretiyorsanız o ülke dünyanın her tarafında saygındır. Japonya niye saygındır? Bunun için... Almanya bunun için, ABD bunun için, Danimarka bunun için, Hollanda, Konya’dan küçük bunun için saygın. Demek ki, demokrasinizi geliştireceksiniz, üretiminizi arttıracaksınız. Demokrasisi gelişmemiş hiçbir ülke büyümemiştir." dedi.

Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde (GOSB) iş adamlarıyla bir araya gelen Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, siyasette gerilim istemediklerini belirterek, güçlü bir uzlaşma kültürünü arzu ettiklerini söyledi.

Demokrasinin de uzlaşı kültüründe var olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, yargı bağımsızlığının olmadığı bir yerde uzlaşma kültürünün olmayacağını kaydetti.

Kılıçdaroğlu, "yargı bağımsızlığının olmadığı yerde sanayicinin mal ve can güvenliğinin olmayacağını" dile getirerek, "Demokrasimizi geliştirelim. Elbetteki geliştirelim. Bütün bu büyüme, gelişme dünyanın ilk 20 ekonomisine girmek hepsi parlamenter sistem içinde oldu. Şimdi diyoruz ki bunlardan vazgeçelim. Niye vazgeçiyoruz? Devlette iki başlılık olmaz? Devlette çift başlılık yok ki. Cumhurbaşkanının görevleri anayasada belli. Başbakan var, çoğunluk partisi lideri. Görevleri var, başbakanlık yasasında yazılı." diye konuştu.

"Saygınlığın ölçüsü demokrasi ve üretimden gelir"

Yeni modelde başkanlık konusunda belirsizlikler bulunduğunu, bu durumun da hukukun üstünlüğünü zedelediğini savunan Kılıçdaroğlu, "Bir ülkede adalet yoksa o ülkede devlet çöker. Hakimiyet elde ettiğiniz zaman adaleti bitirirsiniz, adaleti bitirdiğiniz zaman da devleti bitirirsiniz. Adalet, devletin temelidir. Siz temellerini sarsıyorsunuz. Neden buna ihtiyaç duyuyoruz anlamış değilim? Neden rejimi değiştiriyoruz?" şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu, yeni modelde kimsenin parlamentoya gelip hesap vermeyeceğini ifade ederek, şunları söyledi:

"Bir sürecin içine giriyoruz. Hukukun üstünlüğü önemli. Şöyle bir bakalım, Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunuyoruz. Keşke Türkiye’nin her tarafından böyle OSB’ler olabilse. Gelişmiş olabilse, ihracat yapabilse, Türkiye’nin saygınlığını arttırabilse. Saygınlığın ölçüsü demokrasi ve üretimden gelir. Demokrasiniz gelişmişse üretiyorsanız o ülke dünyanın her tarafında saygındır. Japonya niye saygındır? Bunun için... Almanya bunun için, ABD bunun için, Danimarka bunun için, Hollanda, Konya’dan küçük bunun için saygın. Demek ki demokrasinizi geliştireceksiniz, üretiminizi arttıracaksınız. Demokrasisi gelişmemiş hiçbir ülke büyümemiştir, tarihte örneği yoktur."

"Üretici, hukuk güvenliği yoksa niye yatırım yapsın?"

Hukuk güvenliğinin öneminden bahseden Kılıçdaroğlu, "Üretimi sanayici nasıl yapacak? Hukuk güvenliği yoksa niye yatırım yapsın? Hukuk güvenliği yoksa yabancı sermaye niye gelsin? Hukuk güvenliği varsa gider yatırımını yapar. Hangi ülke olursa olsun. Yoksa niye yapsın? Yabancı sermaye kaçıyor? Kaçar. Bugün bizim kapıldığımız endişelerin tamamını, gelişmiş ülkelerin tamamı yaşıyor. Hepsinde aynı sorun var? Türkiye’nin geleceği ne olacak? Hep beraber düşünelim." ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, birkaç unsurdan oluşan stratejilerinden bahsederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Birinci ayağı, kesintisiz birinci sınıf bir demokrasi. Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, medya ve düşünce özgürlüğü, düşünceyi açıklama özgürlüğü... Almanya’da, Fransa’da, Danimarka’da, Hollanda’da, İtalya’da, Japonya’da ne varsa bizim ülkemizde de olsun. Bizim ülkemizin insanı üçüncü sınıf demokrasiye layık mı? Hayır. Niye birinci sınıf demokrasi olmasın? Niye tam demokrasi olmasın? İkinci aşama, üreten Türkiye. Neyi üreteceğiz? katma değeri yüksek ürün üreten Türkiye. Bunu nasıl üreteceğiz? Bunun dünyada bilinen tek yolu, bir ülkenin üniversiteleri bilgi üretiyorsa katma değeri yüksek ürün üretme şansınız vardır. Eğer bir ülkenin üniversiteleri bilgi üretmiyorsa sanayici ne yapsın? Katma değeri yüksek ürünü nasıl üretir?"

Üniversitelerin özgür olması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Peki biz ne yaptık, barış bildirisine siz mi imzayı attınız, buyurun beyler dediler, yüzlerce akademisyeni kapının önüne koydular. İbrahim Kaboğlu gibi değerli bir anayasa hukukçusunu, hem ’Türkiye’de ders vermeyeceksin.’ dedik attık görevden, hem de pasaportuna el koyduk. Her hafta gidip yurt dışında üniversitede ders verecek onu da yasakladık. Sonra da dönüp dünyaya diyoruz ki, bizim ülkemizde demokrasi var. Kimi inandıracaksınız, kimi? Karşımızdakiler çocuk değil ki, ellerine birer şeker verelim, ’Bu ya başka bir şey yaptı, o nedenle yasak getirdik.’ diyelim. Dünya küçüldü." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, "Osmanlı’nın, üretmediği, teknolojiye ve bilime önem vermediği için battığını" savunarak, bilgiye dayalı üretim, katma değeri yüksek üretimin varlık nedeninin demokrasi, düşünce özgürlüğü ve değişim olduğunu, bu yakalandığı takdirde Türkiye’nin büyüyebileceğini ifade etti.

Sanayicinin üretmek istediğini, bu konudaki engellerin ortadan kaldırılmasını istediğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Siyaset kurumu sorunları çözme amacıyla yola çıkar ama Türkiye’de sorun çözme değil, sorun yaratma kurumu haline dönüştü. Bundan Türkiye’nin kurtulması lazım, farklı bir anlayışın Türkiye’de egemen olması lazım. Dünya bu kadar hızla gelişirken, büyürken bizler farklı işlerle uğraşmamalıyız. Bu kadar sorunumuz varken, ’Bütün yetkileri bir kişiye verelim, bizim düşünmemize gerek yok, aklımızı kullanmamıza gerek yok.’ gibi bir sürecin içerisine Türkiye sokulmamalıdır." şeklinde konuştu.

"Savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir"

Sanayicinin ülkesi ve toplumu için çalıştığını aktaran Kılıçdaroğlu, demokrasiye getirilen sınırlamalar, özgürlüğe getirilen sınırlamaların sanayicinin, esnafın, üreticinin ellini kolunu bağladığının altını çizdi.

Kılıçdaroğlu, Avrupa Birliğine üyelik konusunu önemsediklerini de belirterek, şunları söyledi:

"Söyledim, diline egemen olamayan, ülkeyi yönetemez. Suriye ile kavga ettik. Niçin? 3,5 milyon Suriyeli var. Yarın göreceksiniz Suriye mafyası da çıkacak. Ne yapsın bu adamlar, neyle geçinsinler. Irak’la kavga ettik. Niçin? Taa gittik Mısır’la kavga ettik, Mısır Ro-Ro seferlerini iptal etti, Libya ile kavga ettik. Neden? İran ile kavga ediyoruz. Rusya ile kavga ettik. Neden? Esnaf turist duasına çıkıyor, yağmur duasına çıkar gibi. Nerede? Alanya’da. Acaba turist gelir mi?

Sorun nerede? Sorun siyaset kurumunda arkadaşlar. Siyaset düzgün olsa turist niye gelmesin, demokrasi düzgün olursa turist niye gelmesin, hukuk olursa turist niye gelmesin, güvenliği olursa turist niye gelmesin? Bıraktık onu şimdi Avrupa ile kavga ediyoruz. Hollanda ile kavga ettik. Karadenizli iş adamları geldiler, hepsi dertli. ’Ne oldu?’ dedim. Biz fındık ihraç ediyoruz, fındığı kime ihraç edeceğiz dediler. Japon, Çin, Hindistan, Amerika fındık almıyor. Fındığı Avrupa’ya satıyoruz. İşin özü, savaş meydanlarından çıkan komutan, (Atatürk’ün posterine işaret ederek) şu komutan, ’Savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir.’ diyor."

"Yüzde 10 seçim barajının kalkması lazım"


Kılıçdaroğlu, defalarca dış politikanın değişmesi gerektiğini vurguladıklarını belirterek, iyi ilişkiler kurulduğu takdirde Türkiye’nin lider ülke olabileceğini, demokrasisini güçlendiren bir Türkiye’nin önünde hiçbir gücün duramayacağını bildirdi.

"Siyasi ahlak kanunu" çıkarılması gerektiğine de değinen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Ahlaki kuralları olmayan alanlardan birisi Türkiye’de siyasettir. Siyasette ahlaki kurallar olması lazım. Siyasette 12 Eylül darbe hukukunun değişmesi lazım. Yüzde 10 seçim barajının kalkması lazım. Sanıyorsunuz ki milletvekillerini siz seçiyorsunuz. Siz seçmiyorsunuz. Sizin önünüze bir liste konuluyor, siz listeyi seçiyorsunuz. Biz de geriye dönüp diyoruz ki, bakın milletin vekillerini millet seçti. Yok öyle bir şey, kandırıyoruz birbirimizi. Bunun da değişmesi lazım. Gerçek anlamda milletvekillerini halkın seçmesi lazım. Hatta KKTC’deki seçim yasası emin olun bizden çok daha mükemmel. Bunların hepsini yapabiliriz. Hiç karamsar değilim, hiç kimse karamsar olmamalı. Tek istediğim, ayın 16’sında sandığa giderken, ’Bugün hava güzel arkadaşlar bekliyor, oynayacağız ya da şunu yapacağız’, bu değil ilk önce sandığa gidin. Oyunuz ne olursa olsun. Ama bir anayasa değişikliği yapıyoruz ve gidip oyumuzu kullanalım."

Kılıçdaroğlu, "Hayır çıkarsa kaos olur." şeklinde söylemlerin gündeme getirildiğini hatırlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Hayır efendim hiçbir şey olmaz. Niye kaos olsun ki, Sayın Cumhurbaşkanı zaten yerinde 2019 tarihine kadar. Kim seçti. Halk seçti. Meşruiyeti tartışılır mı asla tartışılamaz. Milli iradeyi nasıl tartışacağız. Sayın Başbakan görevinin başında olacak. Bakanlar onlar da görevlerinin başında. Parlamento görevinin başında zaten, yasalar yapıyor. Size bir bilgi daha sunayım, son bir ay içinde parlamentoda çıkan kanun sayısı, 100’den fazladır. Ve tamamı da oy birliğiyle çıktı. Demek ki uzlaşma kültürü parlamentoda var aslında. Ülkenin çıkarları söz konusu olduğunda, bir araya geliyoruz ve hep beraber karar veriyoruz. Bir sorun yok ortada. Ama kişisel hırslar, kişisel beklentiler öne çıkınca o uzlaşma olmuyor."
Kaynak: chp.org.tr
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER