CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, TBMM CHP GRUP TOPLANTISINDA KONUŞTU

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, TBMM CHP GRUP TOPLANTISINDA KONUŞTU-"Nerede yaşarsa yaşasın, cinsiyeti ne olursa olsun, eğitim ..

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, TBMM CHP GRUP TOPLANTISINDA KONUŞTU
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, TBMM CHP GRUP TOPLANTISINDA KONUŞTU

-"Nerede yaşarsa yaşasın, cinsiyeti ne olursa olsun, eğitim düzeyi ne olursa olsun her vatandaş anayasa kitapçığını eline aldığında ’bu benim anayasamdır’ diyebilmelidir. Bunu dediğimiz zaman o anayasa gerçek anlamda bir anayasa olur"

- "15 Temmuz kontrollü darbe girişiminden sonra, 20 Temmuz’da asıl sivil darbe yapıldı. Kimse unutmasın, 20 Temmuz sivil darbe tarihi"

- "Dünyada yetkilerin tek elde toplandığı, kavgasız, dövüşsüz bir örnek yoktur. En son örneği Hitler’dir" 

 -"Demokratik parlamenter sistem bizim neyimize yetmiyor? Totaliter bir devlet getiriyorlar. Her partiden, her görüşten insanımız var, çıksın konuşsun, düşüncelerini açıklasın. Türkiye bir kişiye teslim edilebilir mi? Türkiye Cumhuriyeti bu kadar küçük bir devlet mi, bu kadar onursuz bir devlet mi? Kim olursa olsun cumhurbaşkanlığı makamında biz bunlara karşıyız. Demokratik parlamenter sistemi savunuyoruz"

- "Bizim 100 yıllık birikimlerimizi tümüyle çöpe atıyorlar. Amaç ne? TBMM’yi Cumhurbaşkanlığı’nın arka bahçesi haline getirmek. Gazi Meclis, Milli Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Meclis, dünyada saygınlığı olan bir Meclis, 15 Temmuz’da üzerine bombalar yağarken darbecileri püskürten Meclis, bir kişinin arka bahçesine dönüşecek. Bu tarihimize, Milli Kurtuluş Savaşı’nın tarihine ihanettir, olamaz böyle bir şey"

-"Ekonomisi güçlü olan Türkiye şu anda ekonomide sınıfta kalmıştır. Demokrasisi kısmen güçlü olan ve bütün Arap dünyasının imrendiği Türkiye şu anda bir dikta yönetimiyle karşı karşıyadır. Türkiye’yi Peşaver’e çevirdiler, neredeyse her hafta sonu bir yerde bir eylem, bir olay oluyor, masum insanlarımız hayatını kaybediyor. Bu kadar derin sorunlar varken, parlamentoda günün 24 saatinde ’Bir kişiyi illa başkan yaptıracağız.’ diye mücadele etmenin akılla, mantıkla bağdaşır yönü yok"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM CHP Grup toplantısında yaptığı konuşmasına 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne değinerek başladı ve ülke genelinde çok farklı görüşlerde gazete ve gazeteciler olduğunu ifade etti.

Görüşü ne olursa olsun hiçbir gazetecinin gözaltına alınmasını istemediklerini belirten CHP Lideri Kılıçdaroğlu, "Eğer gazetecileri tutuklarsak demokrasiden söz edemeyiz. Demokrasinin bizatihi varlık sebebi medya özgürlüğünde yatmaktadır." diye konuştu.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Türkiye’de 150’ye yakın gazetecinin cezaevinde olduğunu anlatarak, şunları söyledi:




"Bir kısmının iddianamesi bile hazır değil. Bir baskı döneminden geçtiğimizi biliyorum. 20 Temmuz darbesinin sonuçlarını hep birlikte görüyoruz. O açıdan birinci acıyı çeken gazeteci arkadaşlarımızdır. Özgürce haber yapamıyorlar. Şu anda 147 gazetecimiz hapiste ama 9 bin işsiz gazetecimiz var. Bu iş kolunda işsizlik yüzde 29. Çalışan 17 bin gazeteciden 3 bini sendikalı sadece. Türkiye’nin yaşadığı tablo bu. Bütün bunlara rağmen inatla, dirençle haber yapmaya çalışan gazeteci arkadaşlarımız var. O gazeteci arkadaşlarımızın önünde saygıyla eğiliyoruz."

Bugün ayrıca 1. İnönü Zaferi’nin 95’inci yıl dönümü olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, İsmet İnönü’nün albay rütbesiyle yokluk içinde savaşı kazandığını anlattı.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün savaşın kazanılmasının ardından İnönü’ye bir tebrik telgrafı gönderdiğini belirten ve telgraftan bir bölümü okuyan Kılıçdaroğlu, başarıdan 10 gün sonra ise TBMM’de 1921 Anayasası’nın kabul edildiğini anımsattı.

Anayasanın birinci maddesinde "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir" yazdığının altını çizen Kemal Kılıçdaroğlu, "O zafer kazanılmazsa belki bu madde böyle yazılmayacaktı. Belki ertelenecekti." diye konuştu. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"O savaş kolay kazanılan bir savaş değil. Dumlupınar’da, İnönü’de verilen mücadele gerçekten de zor koşullarda veriliyor. O insanlar büyük mücadelelerden sonra Cumhuriyeti kurdular. Adını da ’Türkiye Cumhuriyeti’ koydular. Cumhuriyet denmesinin sebebi, egemenliğin halkta olmasıdır. Herkes eşittir, Türkiye Cumhuriyeti’nin özgür bireyidir. Kimse padişahın kulu değildir. Cumhuriyet bu zor şartlarda kuruldu. Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet kurulduktan sonra söylediği bir söz var, bunu da ifade edeyim bugünlerin daha iyi anlaşılması açısından. Şöyle der 1923’te: ’Milletimizin başına gelen bütün felaketler, kendi talih ve geleceklerini başka birisinin eline terketmesinden kaynaklanmıştır.’ Kendi iradeni başkasına verirsen felaketten kurtulamazsın. Şöyle devam eder: ’Bu kadar acı tecrübeler geçiren milletin bundan sonra egemenliği bir kişiye vermesi kesinlikle mümkün değildir.’ Saraydan alıp millete veriyorsun egemenliği. O kadar ki TBMM’nin duvarına tek sözcük yazıyorsun, ’Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.’

Parlamentoda görüşmelerine başlanan Anayasa Değişikliği Teklifi’ne değinen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Bu kısa tarihten bahsetmemin sebebi kendi geçmişini bilmeyen geleceğini inşa edemez." ifadesini kullandı.

Dün görüşmeler sırasında CHP milletvekilleri ve grup başkanvekillerinin olağanüstü bir performans gösterdiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, CHP adına önceki Genel Başkan Deniz Baykal’ın ise tarihe geçecek bir konuşma yaptığını söyledi.

"Biz kendi çıkarımız değil, partimizin çıkarı için de değil, görüşü ne olursa olsun bu milletin çıkarı için mücadele eden bir partiyiz." diyen Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Çok partili hayatı bu ülkeye getiren partiyiz. Demokrasimizin gelişmesini isteyen partiyiz. Dolayısıyla bizim adımıza konuşan, tarihe not düşen önceki genel başkanımız CHP’ye yakışan bir konuşma yapmıştır. Biz her türlü düşünceye saygı gösterirken, temel felsefemizin demokrasi olduğunu hiç kimsenin unutmamasını isteriz. Bir ülkede demokrasi varsa, özgürlük vardır. Bakın bu ülkenin hapishanelerinde 147 gazeteci var. Bunların çoğu CHP lehine tek bir cümle dahi kurmamıştır ama biz onların haklarını savunuyoruz. Herkes benim gibi düşünmek zorunda değil ama herkes düşüncesini özgürce açıklamalıdır."

Kılıçdaroğlu, anayasaların toplumun uzlaşma belgesi olduğuna değinerek, "Nerede yaşarsa yaşasın, cinsiyeti ne olursa olsun, eğitim düzeyi ne olursa olsun her vatandaş anayasa kitapçığını eline aldığında ’bu benim anayasamdır’ diyebilmelidir. Bunu dediğimiz zaman o anayasa gerçek anlamda bir anayasa olur." dedi. Kılıçdaroğlu, anayasayı önemli kılanın ise her vatandaşın haklarını güvence altına alması olduğunu bildirdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, 1789’ya yayımlanan İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nin 16’ncı maddesinde, "Hakların güven altına alınmadığı ve güçler ayrılığının belirlenmediği bir toplumun anayasası yoktur." denildiğini aktararak, hakların güvence altına güçler ayrılığı ilkesiyle alınabileceğine dikkati çekti.

Yönetimin bir kişinin elinde toplanmaması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, "Bir ülkede, benim hak arama güvencem anayasa teminatı altında olmalıdır. Güçler ayrılığının temel felsefesi de budur. Yasama, yargı, yürütme biri birini denetleyecek." dedi.

Bazı vatandaşların "Bir şey olmaz, bir kişiye yetkiyi verelim o Türkiye’yi yönetsin. Kavga dövüş de olmaz." diyebileceğini belirten Kılıçdaroğlu, "Dünyada yetkilerin tek elde toplandığı, kavgasız, dövüşsüz bir örnek yoktur, tarihte yoktur. En son örneği Hitler’dir. Seçimle gelmiştir, bütün yetkileri eline almıştır." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, anayasaların uzlaşmayla değişmesi gerektiğini vurgulayarak, bunu eski Başbakan Bülent Ecevit’in gerçekleştirdiğini söyledi.

Ecevit’in, her partinin eşit üye verdiği anayasa uzlaşma komisyonu kurduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, "Anayasa dayatma kültürüyle olmaz, uzlaşma kültürüyle yapılır. Ecevit bunu yapmıştır, 38 madde değişmiştir." açıklamasında bulundu.

Türkiye’de anayasa değiştirecek bir ortam olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, "OHAL var. Kimse korkudan konuşamıyor. Her an herkes tutuklanabilir, herkesin mal varlığına el konabilir. TBMM’nin etrafında TOMA’lar, polis araçları, arabalar, kamyonlar. Ne oluyor? Savaş mı var? Böyle bir ortamda biz anayasa değiştiriyoruz. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda böyle bir şey olmadı. Toplandı, anayasayı yaptılar." görüşünü paylaştı.

Yapılan görüşmelerden kimesinin haberdar olmadığını, kendilerinin iktidara yaptıkları "görüşmeler canlı yayınlansın" teklifinin de dikkate alınmadığını belirten Kılıçdaroğlu, böyle bir ortamda dayatma kültürüyle anayasanın değiştirilmek istendiğini ileri sürdü.

"15 Temmuz kontrollü darbe girişiminden sonra, 20 Temmuz’da asıl sivil darbe yapıldı. Kimse unutmasın, 20 Temmuz sivil darbe tarihi." diyen Kılıçdaroğlu, bu tarihten sonra on binlerce kişinin devlet memuriyetinden, binlerce kişinin üniversitelerden, askerlikten atıldığını ayrıca er ve erbaşların tutuklandığını ifade etti.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin 20 Temmuz’dan sonra bir darbe dönemi yaşadığını ileri sürerek, "OHAL kararnameleri ile TBMM’nin vermediği yetkiler kullanıldı. Meclis devre dışı bırakıldı. 12 Eylül darbe döneminde bile bunlar olmadı. Yargı tamamen siyasi iktidara teslim edildi. Üzülerek ifade edeyim; Anayasa Mahkemesi dahi siyasi iktidara teslim oldu, demokrasi ve hukuktan vazgeçti." dedi.

Bu dönemde toplumun ayrıştırıldığını, 1 milyondan fazla mağdur aile yaratıldığını öne süren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Niye yapıyorlar yeni bir anayasa? Düne kadar yoktu. Birden bire niye çıktı ortaya? Yine kendi tarihimizden bir örnek vereyim. İster 71’i ister 80’i alın. Her darbe döneminden sonra darbeciler anayasayı değiştirmişlerdir. Kendi geleceklerini güvence altına almak için. Aynı olayı 20 Temmuz darbesinden sonra yaşıyoruz. 16 Temmuz’da 4 siyasi parti Mecliste bir bildiri yayınladı. Parlementer demokratik sistemin güçlendirilmesi üzerine. Ne oldu birden bire vazgeçip de totaliter sisteme geçiyoruz? Darbeyse hepimiz karşıyız. Neden bir anayasa değişikliği? Kendi geleceklerini güvence altına almak için bu anayasa değişikliğini yapıyorlar. Sanıyorlar ki biz yaptıkları yolsuzlukları unutacağız, hukuksuzlukları, insan hakkı ihlallarını unutacağız. Hiçbirisini unutmayacağız. Gelecek kuşaklara da anlatacağız."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Demokratik parlamenter sistem bizim neyimize yetmiyor? Totaliter bir devlet getiriyorlar. Her partiden, her görüşten insanımız var, çıksın konuşsun, düşüncelerini açıklasın. Türkiye bir kişiye teslim edilebilir mi? Türkiye Cumhuriyeti bu kadar küçük bir devlet mi, bu kadar onursuz bir devlet mi? Kim olursa olsun cumhurbaşkanlığı makamında biz bunlara karşıyız. Demokratik parlamenter sistemi savunuyoruz." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, Anayasa değişikliğiyle, yüzde 51’le seçilen cumhurbaşkanına, milletin yüzde 100’ünü temsil eden TBMM’yi feshetme yetkisinin verildiğini söyledi.

Bunu makul, aklını kullanan, demokrasiye inanan bir insanın kabul edeceği bir şey olmadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, "Milli iradeye ihanettir bu. Millet seçmedi mi bu milletvekillerini? Millet seçti. Yüzde 100’ü var burada, her partiden insan var. Ama bir kişi çıkıyor yüzde 51 oy almış, ’Yüzde 100’lük bir Meclis’i ben feshediyorum’ diyor. Sebep? Sebep göstermeye de gerek yok. Böyle bir düzen olabilir mi? Dünyada böyle bir örnek var mı?" ifadesini kullandı.

"Mustafa Kemal Atatürk’e verilmeyen yetki birisine verilecek. Üstelik Türkiye’yi felakete sürükleyen birisine verilecek. Üstelik hem PKK’nın hem IŞİD’in hem fetonun hem El Nusra’nın kandırdığı adama vereceğiz bunu." diyen Kılıçdaroğlu, bunun milli iradeye ihanet olacağını savundu. Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Buna ’Evet’ diyen, kendisine oy veren vatandaşa ihanet etmiştir. Vatandaş bize niye oy veriyor? ’Gidin, kanunlara uygun olarak parlamentoda görev yapın.’ Yolsuzluk yapanları koruyun diye bize oy vermez ki vatandaş. Bir başka konu cumhurbaşkanı seçilecek kişi, aynı zamanda partinin de genel başkanı olacak, yani cumhurbaşkanı tarafsız olmayacak. Bazı vatandaşlarımız diyebilirler ki ’Ne olacak hem cumhurbaşkanı hem partinin genel başkanı olsun.’ Şu olacak; Cumhurbaşkanı olarak vali atayacak ama aynı zamanda o vilayete il başkanı da atayacak, kaymakam atayacak, ilçe başkanı da atayacak. Şimdi cumhurbaşkanını kim temsil edecek, il başkanı mı vali mi? Hiç düşündün mü bunu değerli vatandaşım? Böyle bir yapı olabilir mi? Sadece bu mu, hayır. Cumhurbaşkanı, Anayasa’ya göre hala tarafsız olacak. Çünkü tarafsızlığını öngören yemin metni değişmiyor. Partinin genel başkanı gelecek Mecliste diyecek ki ’Ben tarafsız davranacağıma dair namusum ve şerefim üzerine and içiyorum.’ diyecek."

Kılıçdaroğlu, milletvekilleri, genel başkanların "tarafsızlık" üzerine yemin etmediğini ancak cumhurbaşkanının bütün herkesi temsil ettiği için bu yemini ettiğini hatırlatarak, "Şimdi nasıl oluyor da hem tarafsız olacaksın hem bir partinin genel başkanı olacaksın? Her vatandaşımın bunu kendi vicdanına sorması lazım." diye konuştu.

"Neyine yetmiyor cumhurbaşkanlığı" diye soran Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu ülke seni aldı milletvekili yaptı, genel başkan yaptı, başbakan yaptı, cumhurbaşkanı yaptı, bir uçak demedin beş uçak verdi, bir araba demedin 100 araba verdi, bir köşk demedin sana bin 100 odalı saray verdi. Daha ne istiyorsun arkadaş, otur yerinde. Tarafsız davrandığı sürece hep saygı duyduk, milletin oyunu almış hep saygı duyduk. Kendisinden istirham ettim, ’Allah aşkına şu tasarıyı, teklifi geri çek, milleti böleceksin, kavga ettireceksin, Türkiye’yi bütün dünyaya rezil edeceksin, bütün demokratik birikimlerimizi yok edeceksin, geri çekin bunu.’ Niye kabul edeceğiz? Türkiye’nin bu kadar derdi var, illa bu mu olacak. Sadece bu değil, tarafsız olan bu cumhurbaşkanı yani partinin genel başkanı, aynı zamanda kendi partisinin bütün milletvekillerini belirleyecek. Bu ne demektir? ’TBMM üzerine vesayet kuracağım.’ demektir. ’Çoğunluk bende, istediğimi yaptırırım.’ diyecektir. ’Birisi benim sözümden çıkarsa, ertesi gün onun adını listeden sileceğim, bir daha onu milletvekili yapmayacağım.’ demektir. Böyle bir anlayış olur mu?"

Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı pozisyonunda oturan kişinin bunları yapmaması gerektiğini ifade ederek, "Bu sorun, sadece Erdoğan sorunu da değil. Biz Türkiye’nin geleceğini düşünüyoruz. Yarın bir başkası çıkar, ona da aynı yetkiler verilirse ona da karşı çıkarız. Sorunu kişi sorunundan bağımsız olarak düşünmek ve bunu anlatmak zorundayız." dedi.

Anayasa değişikliğiyle başbakanlığın tamamen kaldırılacağına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Bu Anayasa çıkarsa, Başbakanlık diye bir kurum olmayacak. Böylece Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kendi ipini çeken bir başbakanla karşı karşıya kalacağız, o da Binali Yıldırım." ifadelerini kullandı.

Bu Anayasa’nın geçmesi durumunda hükümetin TBMM’den güven oyu almayacağını belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Niçin? Diyor ki ’Bu Meclis zaten ikinci sınıf bir Meclis, buradaki adamlar da ikinci sınıf adam, bakmayın millet seçmiş, bunlardan güven oyu istemeye gerek yok, otursunlar oturdukları yerde, alsınlar aylıkları.’ Böyle bir anlayış olabilir mi? Gelirsin güven oyu alırsın, güven oyu aldıktan sonra oturursun dersin ki ’Ben bu Meclisten güven oyu almışım, bu Meclisten güven oyu aldığım için ben icraatımı yapıyorum.’ Bizim 100 yıllık birikimlerimizi tümüyle çöpe atıyorlar. Amaç ne? TBMM’yi Cumhurbaşkanlığı’nın arka bahçesi haline getirmek. Gazi Meclis, Milli Kurtuluş Savaşını yöneten Meclis, dünyada saygınlığı olan bir Meclis, 15 Temmuz’da üzerine bombalar yağarken darbecileri püskürten Meclis, bir kişinin arka bahçesine dönüşecek. Bu tarihimize, Milli Kurtuluş Savaşı’nın tarihine ihanettir, olamaz böyle bir şey."

Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa değişikliği yürürlüğe girerse, gensorunun da kalkacağını ileri sürerek, "Bakanlar hakkında gensoru verilmeyecek, malı istediği kadar götürebilir artık. Gensoru niye vermiyorsun? Kaldırıyorsun. Bakanı denetleyecek, en azından çıkıp kürsüde diyecek ki ’Arkadaş, sen şunu yaptın.’ o da gelip kendisini savunacak. Onu da kaldırıyor. Nasıl bir anlayıştır? Bütün vatandaşlarıma sesleniyorum, kul hakkına saygı duyuyorsan, bu Anayasaya karşı çıkacaksın, bu kadar açık." dedi.

Milli Kurtuluş Savaşı’yla "Gazi" ünvanı alan Meclisin, "itibarsız Meclis" haline getirilmeye çalışıldığını iddia eden Kılıçdaroğlu, "Çünkü bunlar Milli Kurtuluş Savaşı’ndan da rahatsızlar. Birilerinin boyunduruğuna mı acaba ihtiyaç hissediyorlar? Sen istesen bile biz, seni teslim etmeyeceğiz. Biz, Milli Kurtuluş Savaşını vermiş bir ulusun evlatlarıyız. Nasıl kalkarsın Gazi Meclisi ikinci sınıf bir Meclis haline getirirsin, itibarsız hale getirirsin?" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, değişiklikle cumhurbaşkanına Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma yetkisinin getirildiğini anımsatarak, bununla, cumhurbaşkanının bir sabah kalkıp bakanlıkları kapatabileceğini söyledi. Bir bakanlığın kurulmasına ya da kaldırılmasına TBMM’nin karar verdiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, değişiklikle, bir kişinin üniter yapıyı bozacak her türlü kararı alabileceğini savundu.

Müsteşarların, valilerin, genel müdürlerin kim olacağına, niteliklerine cumhurbaşkanının karar vereceğini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Bir sabah kalkıp bir kararname, ’Genel müdür olmak için ilkokul mezunu olmak yeterlidir.’ yakını atayacak, üç gün sonra başka bir kararname, ’Genel müdür olmak için yüksek okul mezunu olmak gerekiyor ve eskilerin hakları saklıdır.’ Bu olur mu? Bunların tamamını yapma yetkisine sahip olacak? Hangi partiye oy verirse versin bütün vatandaşlarıma soruyorum, böyle bir Türkiye’yi biz hak ediyor muyuz Allah aşkına?" diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, parlamentoların temel özelliğinin, kanun yapma tekelini kendilerinde tutmak olduğunun altını çizerek, başka bir otoriteye kanun yapma yetkisini parlamentoların veremeyeceğini, bunun Türkiye’yi sürekli olarak OHAL dönemine sokacağını savundu.

"Bunu Türkiye hak ediyor mu? Yarın sandığa gittiğimiz zaman ne olacak?" diye soran Kılıçdaroğlu, "Meclis, milletvekilleri, herkes kendi vicdanına sorarak oy kullanmalıdır. Çocuklarının geleceği, Türkiye’nin itibarı için oy kullanmalıdır. Gazi Meclis için onun itibarını korumak için oy kullanmalıdır. Birilerine yalakalık yapmak için oy kullanmak milletvekiline yakışmaz, çünkü o milleti temsil ediyor." ifadesini kullandı.

Değişiklikle bütçe hakkının da devredildiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Bütçe hakkı bütün parlamentoların namusudur. Her vatandaş vergi verir, o vergilerin nerelere harcandığına TBMM karar verir. Her kuruşun nereye harcandığına Meclis karar verir." dedi. Kılıçdaroğlu, bunun doğru olmadığını, dünyanın bütün parlamentolarında bütçe hakkının başka bir organa devredilmediğini anlatarak, "Biz ilk kez böyle bir garabetle karşı karşıyayız." açıklamasında bulundu.

Anayasa değişikliğiyle yargının da bir adama teslim edileceğini iddia eden Kılıçdaroğlu, bir partinin genel başkanının, Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesinin 12’sini, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun ise yarısından fazlasını atayacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, "Bir partinin genel başkanı Anayasa Mahkemesi’ne 12 hakim atarsa, o Anayasa Mahkemesi tarafsız olabilir mi? O mahkeme güven verir mi?" diye sordu.

Cumhurbaşkanının yeri geldiğinde o mahkemede yargılanacağını belirten Kılıçdaroğlu, "O hakim, bu cumhurbaşkanını mahkum edebilir mi? Malı götürdüğünü göre göre beraat ettirecek, ben adım gibi biliyorum. Bunun adı nedir? Devletin saygınlığına, yargının üzerine düşen bir gölge değil midir?" dedi.

Kılıçdaroğlu, bağımsız ve tarafsız yargının olmadığı bir ülkede adaletin olamayacağını ifade ederek, şunları kaydetti:

"Ne diyordu? ’Adalet mülkün temelidir.’ Çöken bir devlet yapısının üzerine, çöken devlet yapısının anayasasını getiriyorlar. Şu anda devlet yok ortada ne devleti? Teröre ve terör örgütlerine teslim edilen bir devlet var. İstedikleri yerde, istediği zaman her türlü eylemi yapıyorlar. Terör olaylarının arkasından koşan beceriksiz bir hükümet var. Devleti yönetemiyorlar, devlet yönetilmiyor. Yönetilmediği için bunların biran önce makamlarından çekilmeleri lazım arları, edepleri, ahlakları varsa. Demokratik parlamenter sistem bizim neyimize yetmiyor? Totaliter bir devlet getiriyorlar. Her partiden, her görüşten insanımız var, çıksın konuşsun, düşüncelerini açıklasın. Türkiye bir kişiye teslim edilebilir mi? Türkiye Cumhuriyeti bu kadar küçük bir devlet mi, bu kadar onursuz bir devlet mi? Kim olursa olsun cumhurbaşkanlığı makamında biz bunlara karşıyız. Demokratik parlamenter sistemi savunuyoruz. Bu sistemin aksayan yönleri var mı? Elbette var. Düzeltilmeli mi? Elbette düzeltilmeli. Nasıl düzelecek? Oturacağız bir arada konuşacağız."

Kılıçdaroğlu, Türkiye hukukunun darbe hukukundan ayrılması gerektiğinin altını çizdi.

Türkiye’nin AB’nin dayatmasına gerek kalmadan kendi birikimiyle de bir şeyler yapabileceğini belirten Kılıçdaroğlu, iktidarın buna yanaşmadığını savundu.

Kemal Kılıçdaroğlu, "20 Temmuz darbesinden" sonra Türkiye’nin dar bir kıskacın içine sokulmaya çalışıldığını ileri sürerek, şunları kaydetti:

"İki soru soracağım, birincisi şu, 15 yıldır tek başına iktidarlar. 15 yıldır çıkarmak isteyip de çıkaramadığınız bir kanun var mı? 15 yıldır almak isteyip de alamadığımız bir karar var mı? Hepsini yaptınız. O zaman bunu niye getiriyorsunuz? Her istediğinizi yapıyorsunuz. Parlamentodan geçiriyorsunuz. Her şeyi yapıyorsun, parlamentoda çoğunluğun var, istediğin kararı alıyorsun. Peki kardeşim neden Türkiye’yi böyle bir dar kıskacın içine sokuyorsun? Neden? İkinci sorum da şu, getirilen bu Anayasa değişikliği Türkiye’nin hangi sorununu çözecek? Bir Allah’ın kulu çıksın desin ki ’Bu Anaysa değişikliği çıkarsa ekonomi düzelecek, terör bitecek, üniversiteler özgür olacak, medya özgürlüğü sağlanacak, işsizlik bitecek, aç ve açıkta kimse kalmayacak.’ Bir Allah’ın kulu çıkıp bunu söylesin. Diyemezler. Neden? İki yıldır fiili başkanlık sistemi zaten var. Vatandaşım şunu düşünsün, iki yıl önceki Türkiye mi iyiydi, şimdiki Türkiye mi iyi? İki yıl önceki Türkiye’de mi insanlar daha rahattı, şimdi mi daha rahat?"

Kılıçdaroğlu, isteyenlerin Ankara Ostim’de, Siteler’de esnafa gidip bakabileceğini dile getirerek, "Dolar almış başını gidiyor, ne olacak? Sesleri çıkıyor mu? Vatandaşa, ’Dolar bozdurun’ diyorlardı. Sanki vatandaşın cebi dolarla dolu da gidip bozduracak. Vatandaşın cebinde Türk Lirası bile yok kardeşim, senin dünyadan haberin yok. Freni patlamış kamyon gibi gidiyoruz, nereye gideceğimiz belli değil. Açık ve net söylüyorum, bunlar Türkiye’yi yönetmiyorlar ve yönetemiyorlar. Hiçkimsenin derdiyle de ilgilenmiyorlar, tek dertleri başkanlık." değerlendirmesini yaptı.

"İşsizlik var, dolar almış başını gidiyor, ekonomi alarmda, euro zaten felaket, ithalatımız, ihracatımız belli, 15 günde neredeyse 10 kez benzine, mazota zam yaptın. Doğalgaz, ısınma, elektrik kesintileri, her evde perişanlık, herkes geleceğe karamsar bakıyor." diyen Kılıçdaroğlu, iktidar eğer Türkiye’yi düzeltecekse, her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyledi.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin terör örgütlerine teslim edildiğini savunarak, "Gel arkadaş, terörü engellemek için bizden ne istiyorsan her türlü katkıyı verelim, her türlü çabayı gösterelim. Hayır, bunların hepsini unutmuşlar, illa ve illa başkanlık." diye konuştu.

Şu anda hiçkimsenin can ve mal güvenliğinin olmadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, görüş ve fikir ayrılıklarının olabileceğini, ancak herkesin ortak paydasının demokrasi olması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’nin huzura ihtiyacı olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Demokrasimizi güçlendirelim ama totaliter bir yapıyı Türkiye’ye getirirseniz, Türkiye’ye bölersiniz, ayrıştırırsınız, zor bir sürecin içine Türkiye’yi sokarsınız. Tarihe bakın, tarihten örnek alın. Demokrasi kadar güzel bir şey yoktur. Herkes aynı şeyi düşünmek zorunda değildir. Farklı düşünceler bir toplumun dinamiğini oluşturur, bir toplumun gelişmesini sağlar. Ekonomisi güçlü olan Türkiye şu anda ekonomide sınıfta kalmıştır. Demokrasisi kısmen güçlü olan ve bütün Arap dünyasının imrendiği Türkiye şu anda bir dikta yönetimiyle karşı karşıyadır. Türkiye’yi Peşaver’e çevirdiler, neredeyse her hafta sonu bir yerde bir eylem, bir olay oluyor, masum insanlarımız hayatını kaybediyor. Bu kadar derin sorunlar varken, parlamentoda günün 24 saatinde ’Bir kişiyi illa başkan yaptıracağız.’ diye mücadele etmenin akılla, mantıkla bağdaşır yönü yok."

Kılıçdaroğlu, Türkiye’ tarihinde "ortak aklın" olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Anayasa değiştiriyorsunuz, anayasa hukuku hocalarının sesi çıkmıyor. Nasıl bir düzen bu? Bunları kabul etmek mümkün değil. Biz, parlamentoda, demokratik parlamenter sistemin güçlenmesi, bundan vazgeçilmemesi, demokrasinin gelişmesi için her türlü mücadeleyi yapıyoruz. Parlamentoda bu mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu mücadelenin arkasında olacağız. Bütün vatandaşlarımın, bizim ne kadar iyi niyetli olduğumuzu bilmelerini isterim. Ülkemizi, bayrağımızı, insanımızı ve demokrasiyi seviyoruz. Demokrasi bizim olmazsa olmazımız."
Kaynak: chp.org.tr
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER