03 Şubat 2018 Cumartesi 15:00
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN 36. OLAĞAN
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN 36. OLAĞAN "ADALET VE CESARET" KURULTAYI’NDA YAPTIĞI KONUŞMA (03 ŞUBAT 2018)

-“Buradan açık ve net çağrıyı hükümete yapmak istiyorum, Suriye hükümeti ile derhal temasa geçiniz. Suriye hükümeti de Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana. Biz de Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız. Eğer Suriye’de toprak bütünlüğü sağlanacaksa, akan kan duracaksa Suriye devletiyle hükümetiyle derhal ilişki kurmak gerekiyor. Sadece Suriye değil benzer ilişkiyi Irak merkezi hükümetiyle de kurmak gerekiyor” 

-“Türkiye’yi bu noktaya taşıyanlar şimdi utanmadan sıkılmadan Lozan’ı tartışmaya açıyorlar. Lozan bu ülkenin tapu senedidir. Lozan’ı tartışmaya açanlara açık ve net şu soruyu soruyorum, sen Sevr’i mi özledin, Sevr’i mi istiyorsun, Lozan’ın nesini tartışmaya açıyorsun? Lozan’ı kanla aldık, gözyaşıyla aldık, acıyla aldık. Türkiye’nin sınırları cetvelle çizilmedi. Lozan verdiğimiz milli kurtuluş savaşının onur belgesidir”


CHP’nin 36. Olağan Kurultayı Ankara Spor Salonu’nda gerçekleştiriliyor. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, kurultayda yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:



ADALET İÇİN CESARETLE YOLA ÇIKANLARIN KURULTAYI

“Bu kurultay, Türkiye’yi yaşanan sorunlardan çekip çıkarma kurultayıdır. Bu kurultay, cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırma kurultayıdır. Bu kurultay, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 13 Kasım 1918’te Dolmabahçe’de düşman gemilerine bakıp ‘geldikleri gibi gidecekler’ diyenlerin kurultayıdır. Bu kurultay, bu ülkede huzur ve barış isteyenlerin kurultayıdır. Bu kurultay, adalet için cesaretle yola çıkanların kurultayıdır. Bu kurultay, Kuva-yı Milliye’cilerin kurultayıdır. Bu kurultay, firavun karşısında Musa, Nemrut’un karşısında İbrahim olanların kurultayıdır. Bu kurultay, zulmün karşısında dilsiz şeytan olmayanların kurultayıdır. Bu kurultay, adalete susamış olanların susuzluğunu gidermeye ant içmişlerin kurultayıdır.

BU KURULTAYDA TERÖR ÖRGÜTLERİYLE PAZARLIK MASALARI KURANLAR YOK


Değerli yol arkadaşlarım, bu kurultay salonunda terör örgütü tarafından aldatılanlar yoktur. Bu kurultay salonunda, terör örgütleriyle pazarlık masaları kuranlar yoktur. Bu kurultay salonunda, terör örgütüyle aynı menzile yürüyenler yoktur. Bu kurultay salonunda, kozmik odasını yani namusunu terör örgütüne teslim edenler yoktur. Bu kurultay salonunda, terör örgütlerine dönüp ‘ne istediniz de vermedik diyenler’ yoktur.

Bu kurultay salonunda, vatan toprağını terör örgütlerine teslim edip Süleyman Şah Türbesi’ni kaçıranlar yoktur. Bu kurultay salonunda, kendi vatanında vergi ödememek için Man adalarında 1 sterlinlik şirket kuranlar yoktur.

Bu kurultay salonunda sadece ve sadece namussuzlar kadar cesur olmaya ant içmiş namuslular vardır. O nedenle bu kurultayımızın adı ‘Adalet ve cesaret’tir. Adaleti ve cesareti bir arada götüreceğiz.

5 TEMEL SORUN

Bugün Türkiye beş temel sorunla karşı karşıya. Ülkemiz beş temel sorunun ağırlığı içinde. Karamsar bir tablo var. Oysa 2002’de iktidar olduklarında Türkiye’nin bir temel sorunu vardı, bu temel sorun bazen Kürt sorunu, bazen toplumsal barış, bazen de Doğu, Güneydoğu sorunu olarak dillendirildi. Bunun yanına şimdi 2018’te dört temel sorun daha eklendi, demokrasi sorunu, ekonomi sorunu, eğitim sorunu ve dış politika sorunu. Biz CHP olarak sadece sorunları dile getiren bir parti değiliz. Ayrıca her sorunun üstüne kararlılıkla yürüyen ve çözüm üreten partiyiz.

ÖNCE TERÖR ÖRGÜTÜYLE MASAYA OTURDULAR, SONRA PYD İLE TOPLANTILAR YAPTILAR

2002’de terör örgütünün beli kırılmıştı. Terör neredeyse sıfırlanmıştı. 2002’den sonra iktidar olanlar önce terör örgütüyle masaya oturdular, sonra PYD ile toplantılar yaptılar, Ankara’ya davet ettiler. Şu tablo çıktı ortaya, bugün toplumsal barışımızı tehdit eden terör dar bir coğrafyadan çıkıp daha geniş bir coğrafyada varlığını sürdürmeye başlamıştır ve bugün Afrin’de askerlerimiz var. Peygamber ocağından giden askerlerimiz var. Yüreğimiz, dualarımız onlarla beraber.

AFRİN OPERASYONUNU PARTİSİNİN KARARIYMIŞ GİBİ TOPLUMA SUNMAYA ÇALIŞIYOR


Biz Afrin’de bu ülke için, bayrak için, bizim için, çocuklarımız için mücadele eden Mustafa Kemal’in Mehmetçiklerine buradan selam gönderiyoruz. Afrin milli bir duruşu öngörüyor. Biz de CHP olarak milli duruşumuzu açık ve net dile getirdik ama birileri Afrin operasyonunu partisinin bir kararıymış gibi topluma sunmaya çalışıyor. Ordu Mustafa Kemal’in ordusudur, senin ordun değildir. Mücadele Türkiye içindir, senin için değildir. Ama şu soruyu da hafızamızın bir yerinde tutmak zorundayız. Türkiye 2002’de rahmetli Ecevit hükümeti döneminde terörün beli kırılarak 2018’de terör nasıl bu kadar geniş bir coğrafyaya kimlerin desteğiyle ve yanlış politikalarıyla yayıldı, onu hep beraber düşünmek zorundayız.

HÜKÜMETE SURİYE ÇAĞRISI

Türkiye’yi bu noktaya kimler taşıdı? Buradan açık ve net çağrıyı hükümete yapmak istiyorum, Suriye hükümeti ile derhal temasa geçiniz. Suriye hükümeti de Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana. Biz de Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız. Eğer Suriye’de toprak bütünlüğü sağlanacaksa, akan kan duracaksa Suriye devletiyle hükümetiyle derhal ilişki kurmak gerekiyor. Sadece Suriye değil benzer ilişkiyi Irak merkezi hükümetiyle de kurmak gerekiyor.”

KÜRT SORUNU

“Kürt sorunu nasıl çözülür, 35 yıldır çözülmeyen bu sorun nasıl çözülür, bu sorunun çözüm adresini yanlış belirlediler. Sorunun çözüm adresi TBMM’dir. Sorun demokrasi ve özgürlük bağlamında ele alınıp çözülmek zorundadır. Sorunun çözümünde komşu ülkelerle yakın ilişki kurmak gerekmektedir. Kürt sorunu ile terör sorunu arasındaki hassas dengenin çok iyi belirlenmesi gerekmektedir. Terör örgütü tarafından Şavşat’tan Ardanuç’a giderken saldırıya uğrayan CHP’nin Genel Başkanı olarak söylüyorum, adına ister Doğu, Güneydoğu sorunu deyin, ister Kürt sorunu deyin, ister başka bir şekilde tanımlayın bu sorunu çözecek olan parti sadece ve sadece CHP’dir. Millete sözüm var, ilk 4 yıl içinde bu sorunu çözmezsem siyaseti bırakacağım.

İKTİDARIN GETİRDİĞİ NOKTA BEKA SORUNUNUN TARTIŞILMIŞ OLMASI


İkinci sorunumuz dış politika. Yalnızlaşan bir Türkiye tablosu ile karşı karşıyayız. Herkesin eleştirdiği bir Türkiye tablosu ile karşı karşıyayız. Durup dururken hiçbir gereği yokken neden Suriye’nin iç işlerine karıştınız? Neden Suriye’ye bir kova su ile değil de benzin bidonuyla gittiniz? Allah aşkında 2002’de 2004’te Türkiye’nin bir beka sorunu var deniyor muydu? Bugün bu iktidarın bizi getirdiği nokta Türkiye’nin beka sorununun tartışılmış olmasıdır.

Eğer hem terör örgütleri tarafından hem egemen güçler tarafından verilen her talimatı yapan, her öneriyi yerine getiren ve yerine getirdikten sonra da yalnız kalan ve dönüp millete ‘bizi kandırdılar, bizi aldattılar’ diyenlerin Türkiye’nin yakasından düşmesi gerekiyor.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A LOZAN YANITI

Türkiye bugün bir beka sorunuyla karşı karşıya ve Türkiye’yi bu noktaya taşıyanlar şimdi utanmadan, sıkılmadan Lozan’ı tartışmaya açıyorlar. Lozan bu ülkenin tapu senedidir. Lozan’ı tartışmaya açanlara açık ve net şu soruyu soruyorum, sen Sevr’i mi özledin, Sevr’i mi istiyorsun, Lozan’ın nesini tartışmaya açıyorsun? Lozan’ı kanla aldık, gözyaşıyla aldık, acıyla aldık. Türkiye’nin sınırları cetvelle çizilmedi. Lozan verdiğimiz milli Kurtuluş Savaşı’nın onur belgesidir. O onur belgesini hiç kimseye tartıştırtmayız.

EĞİTİM BİR SİYASAL PARTİYE MİLİTAN YETİŞTİRME AMACIYLA YAPILMAZ

Üçüncü büyük temel sorunumuz eğitim. Eğitim bir siyasal partiye militan yetiştirme amacıyla yapılmaz. Her bakana göre değişen bir eğitim politikası karşımıza çıktı. Bu hükümetin eğitim politikası yok. Bugün her 100 aileden 80’i çocuğunun yurt dışında eğitim almasını istiyor.

Biz ne yapacağız, bütün öğretmenleri toplumun en saygın kişileri haline getireceğiz ve bunun için bir Öğretmenler Meslek Kanunu çıkaracağız. En düşük öğretmen aylığı açlık sınırının üstünde olacak. Her öğretmene 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde birer maaş ikramiye vereceğiz. Taşımalı eğitime kesinlikle son vereceğiz.

BU ÇARKI KIRACAĞIZ


Temel sorunlarımızdan birisi de ekonomi. Devleti yönetenler yani bugünkü iktidar faiz lobisine hizmet eden iktidardır. Son 15 yılda yurt dışında bir grup sermayedara yani tefeciye ödenen faizin miktarı 148 milyar dolardır.

Zaman zaman haksız eleştiriler gelir, ‘CHP entellerin partisi’ diyorlar. Onların yüzüne gözüne dursun. Ya senin dünyadan haberin yokken taşeron sorununu bu ülkenin gündemine hangi parti getirdi?

Asgari ücret, bizim bütün belediyeler bin 500 lira asgari ücret uyguladı. Bir belediye bin 500 lira asgari ücret uyguluyorsa devasa Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti para mı bulamayacak? Para var, asgari ücretli için değil, kimin için, tefeciler, rantiyeciler için var. Bu çarkı kıracağız. Yeniden Türkiye’yi üretim bandına alacağız. Herkesin işi, herkesin aşı olacak. Yeniden, ‘ne ezen, ne ezilen, insanca hakça bir düzen’ diyeceğiz.

Bizim belediyelerimizin verdiği hizmet bütün Türkiye’ye örnektir. Yerelden başlayarak gücümüzü iktidara taşıyacağız. Allah’ın izniyle önümüzdeki seçimlerde Bursa’yı, İstanbul’u, Manisa’yı, Antalya’yı, Mersin’i , Ankara’yı ve İstanbul’u alacağız. Bir tarih yazacağız.

ÖNCE OHAL’İ KALDIRACAĞIZ

İnsan utanır, 15 yıldır yoksulluğu bitirmek değil, yoksulluğu yönetiyorlar. Size sözüm söz, ilk bir yıl içinde yoksulluğu tarihe gömeceğiz. Ekonomi nasıl düzelir, önce OHAL’i kaldıracağız. Vatandaş yatırım yapacak, hukuk güvencesi olacak. Rant ekonomisinden vazgeçip üretim ekonomisine geçeceğiz. Ekonomi politikalarını; bütçe, vergi, para, teşvik politikalarını ‘üreten Türkiye’ anlayışı ile yeniden yapacağız. Asgari ücretliden de vergi almayacağız.

Rantiyeciye, tefeciye para öderseniz yakanızı kaptırmış olursunuz, bunlar yakalarını kaptırdılar bir türlü kurtulamıyorlar çünkü göbekten bağlılar. Biz o göbek bağını Mustafa Kemal’in makasıyla keseceğiz. Üreten, özgür, bağımsız Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz.

DİRENME HAKKI KUTSALDIR

Tüm eksiklerine rağmen demokrasiyi geliştirme mücadelesini hep verdik, bu toplumun ortak mücadelesiydi. 15 Temmuz darbe girişimiyle Türkiye farklı bir sürecin içine evrildi. Hepimiz hain darbe girişime karşı ortak mücadele ettik. Bu vesileyle darbe gecesinde hayatını kaybeden şehitlerime Allah’tan rahmet diliyoruz.

Demek ki demokrasiyi askıya alma tüm girişimlere karşı direnme hakkını getirme hakkı getirmiştir. Ben 15 Temmuz darbe girişiminden önce ‘demokrasiye karşı yapılacak ihanetlere karşı direnme hakkımızı kullanacağız’ dediğimde bütün saldırıları yaptı. Şimdi tarih bizi doğruladı. Kim despot bir yönetim istiyorsa halkın direnme hakkı vardır, direnme hakkı kutsal bir haktır. Direnme hakkının kaynağı Mustafa Kemal Atatürk’ün Bursa nutkudur.

TÜRKİYE HANEDAN DEVLETİNE DÖNÜŞTÜ

Direnme hakkını kullanıp 15 Temmuz’u savuşturanlar 20 Temmuz’da bir sivil darbe ile karşı karşıya kaldılar. Parlamento 20 Temmuz’da OHAL ilan etti. Bir milyonu aşkın mağdur aile yaratıldı. FETÖ ile mücadele adı altında iktidara ne kadar muhalif varsa üzerine baskıyla gidildi. Akademisyenler, gazeteciler, milletvekilleri tutuklandı. İşçilerin anayasa hakkı olan grev hakları yasaklandı. Binlerce kişi kamudan atıldı. Anayasa askıya alındı.

Türkiye demokratik laik sosyal hukuk devletinden önce parti devletine şimdi hanedan devletine dönüştü. Bu düzeni yıkmak bizim boynumuzun borcudur. Bu düzeni yıkmak Kuva-yı Milliye’cilerin namus borcudur.

O ÇETEDEN GÜN GELECEK HESABINI SORACAĞIZ


FETÖ örgütünün siyasi ayağını ortaya çıkarmamak için her türlü numarayı çektiler. Niçin, aynı yolda paralel yürüyorlardı. Kimin FETÖ’cü olup olmadığını ben değil, onlar biliyor. Yedikleri içtikleri ayrı gitmiyordu bunların. Şimdi kalkmışlar FETÖ ile hiç ilgisi olmayan kişileri, çevreleri suçluyorlar.

Referandumu biz kazandık, sizler kazandınız ama Yüksek Seçim Kurulunun içinde yerleştirilen çete mühürsüz bir seçimi yasal bir seçim haline getirdi. O nedenle o çeteden de gün gelecek hesabını soracağız.”

BİZ KÖROĞLU’YUZ, SEN KİM OLUYORSUN?

Kılıçdaroğlu konuşması sırasında Adalet Yürüyüşü’ne de değindi. Yürüyüşten görüntüler izleten Kılıçdaroğlu, “Bu Adalet Yürüyüşü’nde yalnız olmadığımızı gördük. ‘Yürüyemezsiniz’ dediler, ‘Yürüyemez Kılıçdaroğlu’ dediler, ‘Bolu Dağını çıkamaz’ dediler. Biz Köroğlu’yuz, Köroğlu. Sen kim oluyorsun? Maltepe’de önümüzde bir duvar vardı. Bu kurultayla size sözüm söz o duvarı yıkacağız, onların duvarları bize vız gelir vız. Onlara ve onların feriştahlarına meydan okuyoruz” diye konuştu.

6 MADDE İLE PARTİLİLERE SESLENDİ

Partililere seslenen Kılıçdaroğlu, “Kurultaydan sonra hepiniz Anadolu’ya ve Trakya’ya dağılacaksınız ile ilçeye, köye gideceksiniz, ‘bize ne görev düşüyor’ diye soracaksınız. Sizlere çok büyük görevler düşüyor, şimdi sizlere görevlerinizi hatırlatacağım” diyerek, şöyle devam etti:

“Birinci görevimiz, bu ülkenin huzura ihtiyacı var. Huzuru her yerde savunacaksınız, tarlada, meydanda, sokakta, evde, lokantada huzuru savunacaksınız. Kavgaya, gerginliğe değil, huzura ihtiyacımız var.

İki, bu ülkenin adalete ihtiyacı var. Adaleti her yerde savunacaksınız. Evde, hapishanede, sokakta, traktörün üstünde adaleti savunacaksınız.
Üç, bu ülkenin demokrasiye ihtiyacı var. Demokrasiyi her yerde savunacaksınız, tarlada, fabrikada, kamyon şoförü olarak kamyonda nerede yan yana geliyorsanız orada demokrasiyi savunacaksınız. Diyeceksiniz ki; ‘Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları ve şehitlerimiz ve gazilerimiz 29 Ekim 1923’tecumhuriyeti kurdular. Biz onların çocukları olarak cumhuriyeti demokrasi ile taçlandıracağız bunun mücadelesini veriyoruz.’

Dört, bu ülkenin darbe hukukundan arınmış, toplumsal uzlaşmaya dayalı yeni bir anayasaya ihtiyacı var. Bunu her arkadaşım ezberleyecek. Toplumsal uzlaşmaya dayalı yeni anayasayı her yerde her ortamda hem ihtiyacı belirleyecek hem de savunacağız. Nerede, taksiye bindiysek takside, yolda yürüyorsak yolda.

Beşinci madde, hiç kimseyi ötekileştirmeden, ‘senden benden’ demeden, huzuru, adaleti, demokrasiyi ve yeni bir anayasa ihtiyacını her yerde seslendireceksiniz. Bu bizim demokrat, hukuktan yana, adaletten yana olduğumuzu, yeni bir anayasayla birlikteliğimiz yani tasada ve kıvançta beraber olduğumuzu, savunduğumuzu gösterir.

Altı, ‘ben değil biz ne olacağız’ diyenlerle birlikte mazlumun ve mağdurun yanında olacağız. Hala iddianameleri hazırlanmamış, aylardır hapishanede yatan gazetecilerimiz, öğrencilerimiz, askerlerimiz var. Kim olursa olsun, hakkı, hukuku ve adaleti sonuna kadar savunacağız. CHP’ye oy verir veya vermez ama biz insan olarak, demokrasiyi savunan insanlar olarak mazlumun ve mağdurun yanında olacağız.

Bu altı temel görevi yerine getirdiğimiz zaman göreceksiniz ki tek adam rejimi yıkılacak, parlamenter, demokratik sistem kurulacak ve cumhurbaşkanlığı kesinlikle tarafsız olacak. Yani cumhurbaşkanı herkesin cumhurbaşkanı olacak, yani namusu ve şerefi üzerine yemin içip, namusundan ve şerefinden ödün vermeden tarafsızlığını sonuna kadar koruyacak. Aradığımız temel kurallar bunlardır.

ŞİMDİ ÖRDÜKLERİ DUVARLARI YIKMA ZAMANI

Şimdi duvarı yıkma zamanı, şimdi bu çarkı değiştirme zamanı, şimdi tefecilerden kurtulma zamanı, şimdi cebini dolduranlardan kurtulma zamanı, şimdi Türkiye’nin başına terör örgütlerini bela edenlerden kurtulma zamanı, şimdi Türkiye’nin üretim zamanı, şimdi sokakta, caddede selamlaşma zamanı, şimdi bizimle birlikte olmayanları kucaklama zamanı, şimdi onların ördükleri duvarları yıkma zamanı.

Yıkacağız o duvarları. Şimdi bir ağaç gibi tek ve hür ve orman gibi kardeşçe olma zamanı. Şimdi hep beraber tek adam rejimine karşı çıkma zamanı. Şimdi bayrağa ve Türkiye’ye sahip çıkma zamanı, şimdi kahraman ordumuza, Mehmetçiğe sahip çıkma zamanı, şimdi gerginliklerden Türkiye’yi kurtarma zamanı, şimdi kadın erkek eşitliğini savunma zamanı. Şimdi hak, hukuk ve adalet deme zamanı.”

***Devam edecek***

Kaynak: chp.org.tr
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.