Fadik Eker siyaset yapma nedenlerini anlattı

Siyaseti kendi bildiği gibi, kendi üslubuyla yapmak için siyaset arenasında olduğunu söyleyen eczacı Fadik Eker, gazeteci Tuncay Dağlı ile yaptığı sohbette, doğru bildiğini sakınmadan söyledi ve 27 yıldır yaşadığı Pınar Mahallesi halkının isteği üzerine meclise girdiğini belirtti.

Fadik Eker siyaset yapma nedenlerini anlattı

Vatandaşlara verdiği sözleri tutamayacak bir konuma geldiğinde rest çekip gidebilecek kadar gözü kara biri olduğunu ifade eden Eker, kadınların sosyal ve siyasi hayatta daha fazla yer alması için mücadelesine devam edeceğini belirtti. Eker sorularımızı şu şekilde cevapladı:

“ECZANENİ TEPENE YIKARIM’ SÖZÜ BENİ SİYASETE İTTİ”     

-Siyaseti neden girdiniz?

- Pınar Mahallesi’nde eczacılık yaparken, vatandaşlar devamlı bana gelip, en büyük sorunları olan mülkiyet konusunda dert yanıyor ve ‘ne olacak bu halimiz? diye soruyorlardı. Bu arada ben de eczanemin yerini almak istiyordum. Bunun için tapuya gidip sorduğumda, eczanenin bulunduğu yerin kamu alanı olduğunu öğrendim. Moralim çok bozuldu. Ancak insanlar bana ‘bizimkiler de tapusuz, bize ne olursa sana da o olur, vazgeçme, ayrılma, bizi bırakma’ dediler.

O zaman mahallede doktor, sağlık ocağı da yoktu. Her şeyleriyle ben ilgileniyordum. Dönemin Belediye Başkan Yardımcısına gidip, ‘Bu insanların durumu ne olacak? Devamlı gelip bana soruyorlar’ dedim. ‘Bir şey olmayacak, günü gelince yıkacağız’ dedi. ‘Peki yıkacaksanız da, neden bize elektrik, su verdiniz. Ben yarı resmi bir kuruluşum, neden bana ruhsat verdiniz? dedim. Bana ‘Sen çok fazla biliyorsun, çok fazla konuşuyorsun. Gelirim o eczaneni tepene yıkarım. Bir de enkaz parası alırım’ diye karşılık verip, azarladı. O zaman anladım ki ben bir şeyler yapmalıydım.

O dönem ayrıca eczaneler üzerinde de büyük baskı vardı. İlaçların marketlerde satılacağı söyleniyordu. Her hafta eylem yapıyorduk. Hatta o zamanlar kızımın, bana söylediği bir sözü hiç unutmam. Beyoğlu’ndaki bir eylemden gelmiştik. Kızım ‘Anne nereden geliyorsun?’ diye sordu. ‘Beyoğlu’ndan geliyorum, eylem yaptık’ deyince ‘Niçin?’ dedi. Ben de ‘ilaçları marketlerde satacaklarmış’ deyince, ‘Neden üzülüyorsun ki, sen de eczaneyi market yaparsın, olur biter’ demişti.

Ayrıca siyasete girmem için çevreden de çok baskı geldi. Muhtar adayımız bana gelip, ‘biz düşündük, taşındık, mahallemizin hiç belediye meclisi üyesi olmamıştı, gel seni meclise gönderelim’ dedi. Akraba, arkadaş ve dostlar da aynı şekilde davranıp, beni ikna ettiler.

“KADINLARIN EVLERİNDEN ÇIKMASINI SAĞLADIM”

-Bizzat kendinizin de yaşadığı sorunların çözümü için siyasete girdiniz. Peki bu sorunların çözümüne yönelik projeleriniz var mıydı? Ben olsaydım şöyle yapardım’ diyor muydunuz?

-Tabi ki.. 2009’da seçime girdiğimde ‘seni tanımıyoruz’ diyerek, beni listede 25. sıraya koymuşlardı. ‘Önemli değil, ben parti için çalışıyorum’ dedim. O zaman da idealist davranıyordum, projelerim de vardı, bunları uluorta söylüyordum ama sonra bundan pişman oldum, çünkü fikirlerimi hemen başkası sahipleniyordu. Bu yüzden zamanla susmayı ve daha uygun yerlerde ve gerektiğinde konuşmayı öğrendim.

Bu arada Pınar Mahallesi’nde yaşayan kadınlarla gerçekleştirdiğimiz spor projesi benim fikrimdi. Bunu Başkanımız Şükrü Genç’e söyledim. ‘Tamam’ dedi ve yaptık. Benim amacım aynı zamanda o insanları bilinçlendirmekti. Çünkü evden dışarıya çıkmıyorlar, bir yere gidip, bir şey görmüyorlardı. Bu vesileyle spor, kahvaltı, bilgilendirme toplantıları düzenleyip, onları evlerinden çıkardım, sosyal hayata kattım. 27 yıldan beri aynı mahallede yaşadığım için birbirimize güveniyoruz.

Ayrıca ben iyi bir eğitim aldım. Hacettepe’den mezun oldum. Okurken bir doktorun yapması gereken şeyleri bile bize öğrettiler. En iyi eğitimi alıp, en iyi hizmeti vermeye çalıştım. Hakla daha fazla kaynaştım.

“MÜCADELECİ VE ÜRETMEYİ SEVEN BİRİYİM”

-Meclis salonuna ilk kez gelip, koltuğunuza oturduğunuzda ne hissettiniz? Kafanızdaki düşüncelerinizi gerçekleştirebileceğinize inanıyor musunuz, bunu yapabilecek misiniz?

-Gerçekleştirmek istiyorum. Onun için mücadele edeceğim. Tabi ki bazen endişe ve kaygılara kapılıyorum. Ama gerçekleştireceğimi düşünüyorum. Çünkü ben üretmeyi seviyorum.

-Neler yapmak istiyorsunuz?

-Örneğin kadınların evlerinde yaptıkları el işlerini, süslemeleri, tabloları, aksesuarları, belediye olarak tek elde toplayıp, onları firmalara pazarlayarak, bu kadınlara da az bile olsa bir maaş bağlayarak, destek olmak, ayaklarının üzerinde durmalarına katkıda bulunmak istiyorum. Hemcinslerimin sosyal ve siyasi hayatta daha fazla yer almalarını istiyorum. Burs verdiğim öğrencileri de bu nedenle hep kızlardan seçiyorum. Hatta kızım benden harçlık istediğinde ya da bir şey talep ettiğinde genelde hayır diyorum. Çünkü isteklerini çoğu kez abartılı buluyorum. O da gidip babasından istiyor. Bu yüzden bana ‘sen şimdi bana alacağın şeyle kaç öğrenciye ne kadar burs vereceğini hesaplar, vazgeçersin, en iyisi babamdan isteyeyim’ diyor.

“TİCARETTE BAŞARILI OLDUM SİYASETTE DE OLACAĞIMA İNANIYORUM”

-Siyaseti nasıl yapmak istiyorsunuz?

-Bir müşterim bana ‘dünyanın en zor işini yapıyorsunuz’ demişti. Biri ticaret, diğeri siyaset.. Ticaret de, siyaset de gerçekten zor. Eczanemi açarken çok zorlanmıştım, hiç sermayem yoktu. Ama başardım, artık ayakta durabiliyorum. Bu güne kadar 60 eleman yetiştirdim. Gün geldi 6 personelim oldu. Ticareti başardığımı sanıyorum. Azimli biri olduğum için siyasette de başarılı olacağıma ve kendi fikir ve düşüncelerim paralelinde yapacağıma inanıyorum.

-Mahalle halkının size yaklaşımı nasıl?

-Beni çok benimsediler. Seviyorlar. Kimi ‘Fadik Abla’, kimi ‘Fadik Ana’ diye hitap ediyor. ‘Bizim Fadik’ diyenler var.  Bu güzel şeylerin yanı sıra bazen olumsuzluklar da oluyor tabi. Çünkü rakipler bazen aslı olmayan şeylerle hakkınızda söylentiler çıkarıp, dedikodu yapıyorlar ve yıpratmaya çalışıyorlar. Ama ben mücadeleciyim, hırslıyım ve kolay kolay geri adım atıp, pes etmem. Benimle uğraşacak olanlar dikkat etmeli. Sessiz dururum ama pek altta da kalmam, bildiğimi yaparım.

Ben Anadolu’da doğup büyüdüm. Yaşadığım yerin insanlarını iyi anlıyorum. Ailemin beş çocuğundan ben de dahil olmak üzere dördü üniversiteyi bitirdi. O zaman okuduğumuz için komşulardan eleştiri almıştık ama yolumuza devam ettik. Ve yaşadığımız yerde bir ilki gerçekleştirdik. Hep ayaklarımız üzerinde durmayı becerdik. Bu yüzden mahalle halkıma örnek teşkil ediyorum. Onlardan biri olduğumu biliyorlar. Herkese maddi-manevi destek olmaya çalışıyorum. Tabi ki siyaset aynı zamanda bir mücadele alanı. Ne yapıp, yapamayacağımızı da zaman gösterecek.

“BAŞKAN DESTEKLERSE KADIN VE ÇOCUKLAR İÇİN ÇOK ŞEY YAPARIM”

-Belediye Başkanı Şükrü Genç’le seçim öncesi birlikte hareket ettiniz, birçok projeyi gerçekleştirdiniz. Bundan sonra da aynı şekilde devam edecek mi?

-Mahallede başlattığım projelerim devam ediyor. Mahalle halkımla bağımı koparmıyorum. Bundan sonra da belediyemiz ekonomik sıkıntıları atlattıktan sonra Şükrü Başkanımın desteği ile yeni projelerin gerçekleştirilmesine çalışacağım. Çünkü Şükrü Başkan da kadın ve çocuklara çok önem veriyor.

-Sarıyer’in çok önemli ve kökleri derinde olan sorunları var. Her kesimin de belediye yönetiminden beklentisi var, hizmet ve yatırım istiyorlar. Belediye meclisine geldiğinizde, kendi grubunuza bakarak, ‘biz bu işi yaparız’ diyebildiniz mi?

-Aksaklıklar olsa da bu hizmetleri yapabileceğimize inanıyorum. Her belediyede aksaklıklar olur ama zaman içinde düzeleceğine inanıyorum. Düşler farklı, gerçek farklı olsa da elimizden geleni yapacağız. Ben kendi adıma her zaman mücadeleye devam edeceğim. Şükrü Başkanın yaklaşımını, kişiliğini seviyorum. Her zaman doğruların yanında oldum. Yapamayacağım şeylerin sözünü vermedim.

“BİLMEDİĞİM İŞE GİRMEM”

-Belediye başkan yardımcılığı teklifini kabul etmediğiniz söyleniyor, neden?         

-Herhalde benim için zor olur diye düşündüm. Çünkü bilmediğim işlere girmem. Mecliste bulunup, biraz daha siyaseti ve belediyeciliği öğrenme isteğimden kaynaklanabilir. Ben bir işi bilmiyorsam yapmam gerekir diye düşünürüm. Bilmeden böyle işlere girenler demek ki daha cesaretliler.

-Önümüzdeki 5 yılın sonunda ya da içinde başka bir hedefiniz var mı? Örneğin milletvekilliği gibi..

-Olabilir, neden olmasın. Ama benim başkaları gibi yukarılarda amcam dayım yok. Ben gücümü halktan alıyorum, tek destekçim de onlar. Halk benim arkamda durur ve ileri gitmemi isterse elbette aday olurum. Neden olmasın..

“HALKA MAHCUP BİR DURUMA DÜŞERSEK BIRAKIR GİDERİM”

-Siyaseti istediğiniz gibi yapamazsanız, hayal kırıklığı yaşarsanız, rest çekip gitme gibi bir davranışta bulunur musunuz?

-Evet, istediğim şey olmaz, çok hayal kırıklığına uğrarsam yaparım. Çünkü biz belirli sözlerle Sarıyer’de seçimi kazandık. Ama bunları gerçekleştiremez, halka karşı mahcup bir duruma düşersek, ben bırakır giderim, o kadar da gözü karayım. Onu da yapabilirim. Ben kişisel olarak halkıma, kadınların sesi olma, onların sorunlarını çözme ve mülkiyet sorununu doğru bir şekilde, insanları Sarıyer’den göndermeden çözme sözü verdim. Bunların yapılması için mücadele edeceğim. İnsanların yaşam kalitesinin yükselmesini istiyorum.

“EŞİM UYARDI AMA YİNE DE SİYASETE GİRDİM VE DEVAM EDECEĞİM”

-Siyaset yapmanıza aile fertleriniz nasıl bakıyor?

-13 yaşındaki kızım sıcak bakmıyor ama eşime minnettarım, her zaman beni destekliyor, arkamda duruyor. Ama o da siyasete girerken beni uyardı ve ‘siyaset sana göre değil, sen çok fazla dürüstsün, siyaset seni yorar, girme’ demişti. Ama ben herkesin fikrini alıp, kendi düşüncemi gerçekleştiren biri olduğumdan siyasete girdim ve devam da edeceğim.

-Siyaset zaten dürüst kişilerin yapması gereken bir şey, dürüst insana ‘siyaset yapma’ demek, meydanı dürüst olmayanlara bırakmak anlamına gelmez mi?

-Elbette ki, ama eşim, sanırım işimle birlikte yürütemeyeceğimi de düşündü. Çünkü müşterilerim beni eczanede göremeyince çok üzülüyorlar.

Bu arada şunu da belirtmek istiyorum. Eğilim yoklamasında kendi seçmenimden, ailemden 50 oy aldım ama binden fazla oyu da Sarıyerli verdi. Bu beni çok mutlu etti. Demek ki Sarıyerli beni tanıyor ve seviyor ve siyasette olmamı istiyor. Belki insanlar aynı yüzleri görmek istemiyor, benim gibilerin de mecliste olmasını istiyor diye düşündüm.

“ZAMAN ZAMAN UYKULARIM KAÇIYOR, STRESTEN GERİLİYORUM”

-Mecliste gerektiğinde yumruğunuzu masaya vurur, kürsüden bas bas bağırır mısınız?

-Evet, gerektiğinde yaparım ama biz muhalefette değil, iktidardayız. Partimi meclis kürsüsünden eleştirmem, kendi grup toplantılarımızda gerekirse yaparım. Eğer muhalefet partisinden bana yönelik bir eleştiri de gelirse gereken cevabı olması gerektiği gibi veririm. Ama genelde dinlemeyi tercih ederim. Kaybedecek bir şeyim olmadığını, korkacak bir durum olmadığını düşünür ve dobra konuşur, altta kalmam. Hiç kimseyle bir pazarlığım, hesabım olmadı. Olmayacak da.

-Sarıyerliler sizi meclise gönderdiği için memnun kalacaklar diye düşünüyorum..

-İnşallah onların bu güven ve tercihine layık olurum. Onlara çok teşekkür ediyorum. Beni meclise onlar gönderdi. Tabi ki bunda başkanımızın da desteği çok oldu ama halkın desteği de önemli. Hala bana telefonla ulaşıp ya da yanıma gelerek teşekkür ediyorlar ve kendilerine yakın olduğum için memnun olduklarını belirtiyorlar. Ama siyasete girene kadar bu kadar stres yaşamamıştım. Kendi işimin patronu olduğum için kararları veriyor ve uyguluyordum. Ama siyaset farklı bir şey, hiç hak etmediğiniz insanlardan farklı şeyler duyup, üzülüyor, kırılıyorsunuz. Zaman zaman uykularım kaçıyor, stresten geriliyorum.

Partime daha fazla insan kazandırmak, halka daha fazla hizmet vermek için onu mu yapsak, bunu mu yapsak diye düşünüyorum. Bu arada diğer meclis üyesi arkadaşlarım da benim gibi davranıyor diye de merak etmeden duramıyorum. Ama benim bu çabamı halkımın göreceğine inanıyorum. Onların verdiğim mücadeleyi anlayacağından eminim.

-Teşekkür ederim, başarılarınızın devamını diliyorum.

    
Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2014, 13:43
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER