Kendi raporlarına göre Alman Vakıfları

Haber 7 Alman Vakıflarının iç yüzünü gösteren tarihi belgeyi açıklıyor. İşte Türk ajanlarının ele geçirdiği, Almanya için 3 Alman uzmanın hazırladığı 47 sayfalık tarihi rapor:

Kendi raporlarına göre Alman Vakıfları

Ersin Çelik'in haberi

- "Alman nüfuzunu Ön Asya'ya sokmak yolunda en mühim istinat noktası ve hareket mevzii Türkiye'dir."

- "Şimdi Almanya'da Türkiye için bir alim sınıfı yetiştirilmektedir. Ve bu sınıf ileride bütün Türk aydınlarına kendi damgasını vuracaktır. Bunların Almanya'yı tercih etmiş olması bir daha ele geçmez bir fırsattır.
"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Çarşamba günü yaptığı konuşmada dilediği tarihi Dersim Özürü, onun Salı günü AK Parti grup toplantısında açıkladığı önemli olguyu gölgede bıraktı.

Erdoğan konuşmasında Almanya’da şu ana kadar 8 Türk ve 1 Yunan'ın aşırı sağcılar tarafından katledildiğinin ortaya çıktığını hatırlattıktan sonra meselenin sadece ırkçı saldırı olmadığının, derin bir yapılanmanın izlerini taşıdığına dikkat çekerek şunları söylemişti: “Daha önce dile getirdiğim Alman vakıflarının faaliyetleri başta olmak üzere Almanya’da Türkiye, Türkler ve genel olarak yabancılar aleyhine çeşitli tertiplerin düzenlendiğini biliyoruz. Bunu son ziyaretimde Sayın Şansölye’ye (Başbakan Angela Merkel) de açıkladım. Alman kredi kuruluşlarının da değişik yollarla bu tür adımların içerisinde olduğunu hatırlattım. Bu konuda farklı bilgilere, belgelere ulaşmak istiyorsanız lütfen bu vakıflarınızı ve bu kredi kuruluşlarınızı yakından takip ediniz"

Başbakanın konuşmasında zikrettiği konu hakkındaki farklı bilgi ve belgelerden kasıt tam olarak neydi bilmiyoruz ama biz olarak, Başbakanlık Arşivlerinden çıkarılmış konuyla ilgili oldukça önemli bir tarihi belgeyi yayınlıyoruz:

ÜÇ ALMAN UZMANIN HAZIRLADIĞI ALMAN VAKIFLARI RAPORU

Alman Vakıfları, iddia edildiği gibi tamamen "kültürel" düşüncelerle mi kurulmuştur? Bu vakıfların gerçek amacı nedir? Bu vakıflar, iddia edildiği gibi gerçekten "sivil"mi dir, yoksa Alman devlet aygıtının birer organı mıdırlar?

Doğu Batı Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Ömer Özkaya'nın Başbakanlık Arşivi'nden çıkardığı bir rapor, bu vakıfların gerçek yüzünü ortaya koyuyor.

Rapor, Alman devleti için, üç Alman uzman (Kurt Koehler, Oluf Köllmann ve Wilhelm Eilers) tarafından Nisan 1934'te kaleme alınmış. Ancak 47 sayfalık bu rapor, Türk Dışişleri Bakanlığı Siyasi İstihbarat Şubesi ajanları tarafından ele geçirilmiş ve 27 Kasım 1937'de Ankara'daki üst makamlara arzedilmiş.

RAPORDA MERCEK ALTINA ALINAN ÜÇ ÜLKE

Raporda üç ülke, Mısır, Türkiye ve İran, mercek altına alınmış. Rapordaki "ilmi ve kültürel çalışma" ana örtüsü altında bu ülkelerde nasıl derinleşileceği ayrıntılarıyla anlatılıyor ve Türkiye hakkında çarpıcı tespit ve çalışmalar olduğu görülüyor.

Türkiye'nin Alman nüfuzunu Ön Asya'ya sokmak yolunda en mühim istinat noktası ve hareket mevzii olarak belirlendiği rapor, Almanların uzun vaadeli çalışmalar için siyasi, sosyal yatırımlar yaptığı, sermaye gruplarıyla işbirliği içine girdiği anlaşılıyor.

 ALMAN VAKIFLARININ FELSEFİ TEMELİ

Rapor, daha sonra dünya çapında kurulmuş Alman vakıflarının felsefi temelini oluşturuyor.

Aşağıdaki satırlar bu rapordan alınmıştır:

"İngiltere, Rusya, Kuzey Amerika ve Fransa, dünyanın çeşitli bölgelerini, politik, ekonomik ve kültürel bakımdan kendi nüfuzu altına almaktadır. Böyle büyük nüfuz mıntıkalarının teşekkülü ve genişlemesi karşısında Almanya seyirci kalamaz. Almanya'nın da kendisi için kuvvetlerini harekete geçirmesi kendi mevcudiyetini muhafaza için bir zarurettir.

Almanya için nüfuz mıntıkası Avrupa'nın doğusu, güney batısı, Ön Asya ve Mısır'dır.

Almanya'nın, Alman nüfuzunu Ön Asya'ya sokmak yolunda en mühim istinat noktası ve hareket mevzii Türkiye'dir.

Ekonomik propaganda ve ekonomik genişleme faaliyetimiz kültür propagandası ve kültürel genişleme ile birlikte aynı zamanda yapılmaz ise, manasız ve yarım bir hareket olur.

Alman üniversitelerinde okumuş Yugoslav, Bulgar ve Türklerin, ucuz propagandistlerimiz olduğunu isbata hacet var mıdır?

Alman nüfuz mıntıkası olacak memleketlerin genç nesillerine Alman kültürü vermeye muvaffak olursak, uzun yıllar tahrip ve imha edilemeyecek bir eser yaratmış, bu sahada derinliğe ve genişliğe doğru kuvvetli tesirler yapmış oluruz.

Bu yolda pek çok vasıtalar vardır: Okullar, lisan kursları açmak, gazeteler çıkarmak ve mevcut gazetelere yardım etmek.

Yabancı memleketlerden gelen talebeler, mensup oldukları milletlerin gelecekte önderleri olacaklarından dolayı bizim için kıymetlidirler.

Fakat bu yolda çok dikkatli ve ihtiyatlı çalışmak lazımgeldiği unutulmamalıdır. En küçük bir şüphe hasıl olursa o zaman bizim için arzu edilenin tam aksi meydana gelir.

Şimdi Almanya'da Türkiye için bir alim sınıfı yetiştirilmektedir. Ve bu sınıf ileride bütün Türk aydınlarına kendi damgasını vuracaktır. Bunların Almanya'yı tercih etmiş olması bir daha ele geçmez bir fırsattır.

Türkiye, Doğu'nun kapısıdır.

Doğu başkentlerinde Alman kültürünü yayma merkezleri kurulmalıdır. Doğu şartlarına aşina, tecrübeli kimselere görev verilmelidir.

Gönderilecek ajanların resmi bir vazife ile geldikleri şüphesini uyandırmamak için, Alman kültürünü yaymakla görevli iş adamlarını, akademisyenleri ve teknisyenleri, ilmi araştırma örtüsü altında çalıştırmak daha doğru olur.

Avrupa'daki düşmanımız Fransa, bütün dünyadaki düşmanımız ise İngiltere'dir.

Bir öndere muhtaç olan Doğu, gözlerini Türkiye'ye çevirmiştir. Şu halde bu önderi kazanmak için elimizden gelen her şeyi yapmamız lazım gelmez mi?"

Şimdi en başta sorduğumuz soruyu bir kez daha soralım:

Sözde kültürel faliyet gösteren Alman vakıfları, iddia edildiği gibi gerçekten "sivil"mi dir, yoksa Alman devlet sisteminin birer dış yapılanma organı mıdır?

Haber 7

Haber Kaynağı : Haber7.com

Güncelleme Tarihi: 25 Kasım 2011, 07:40
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER