Kılıçdaroğlu: Çadır Tiyatrosu kurdular

CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu grupta Uludere'yi değerlendirdi. Bakanların taziye ziyareti için Çadır Tiyatrosu dedi ve görevden alınmalarını istedi

Kılıçdaroğlu: Çadır Tiyatrosu kurdular

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Irak sınırında yaşanan olaya ilişkin, ''Kimin istihbaratı ile 35 yurttaş öldürüldü? Bunun yanıtını bekleyeceğiz. Hükümet çıkacak o ailelerden özür dileyecek. Recep Tayyip Erdoğan olarak gidip özür dileyecek'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin yeni yılın ilk grup toplantısında yaptığı konuşmada, 2012 yılına Van'da depremzedelerle birlikte girdiğini anımsattı.

Hiçbir partinin Van'ın sorunlarını CHP kadar sağlıklı teşhis ettiğine inanmadığını belirten Kılıçdaroğlu, ''Van'da milletvekilimiz yok ama biz Van'a kırgın değiliz. CHP'nin 135 milletvekili, aynı zamanda Van'ın, Erciş'in milletvekili'' dedi.

Depremin üzerinden 2,5 ay geçmesine rağmen sorunların azalmak yerine arttığını savunan Kılıçdaroğlu, bölgeyi ziyaret eden CHP'li milletvekillerinin çektiği fotoğrafların da buradaki dramı gösterdiğini ifade etti.

Bölgede, her 100 kişiye bir tuvalet ve banyo düştüğünü anlatan Kılıçdaroğlu, bir öğretmenin, 2,5 aydır iki kez banyo yapabildiğini anlattığını söyledi.

Kendisinin de bir ailenin çadırına konuk olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

''Genç bir kadın, 'Biz MHP'liyiz' dedi. Anlattıkları insanlık dramıydı: 'Kimse bizimle ilgilenmiyor. Kanser hastasıyım. Depremden sonra tedaviyi yarım bıraktım.

Kocam hastalandı ve Van'ın dışında bir hastaneye yatırdık. Çocuklara bakmak zorundayım.' Bu ailenin dramını sadece bir ailenin dramı olarak algılamamak lazım.

Bu şekilde yüzlerce aile var. Bir gazetenin yazı işleri müdürü de 'Kemal Bey, çadırlardaki yurttaşların durumu yine iyi aslında. İstasyon Mahallesi'nde her aileye günde bir ekmek, bir öğün yemek veriliyor' dedi.

Hükümet atıp tutuyor, 'şunu yaptık, bunu yaptık'  diye. Allah aşkına ne yaptınız? 2.5 ay geçti. Para var, uzman var, imkanımız var, her şey var. Olmayan sadece ehil bir hükümet. Tipik başarısız bir hükümetle karşı karşıyayız. Depremin altında kalan Vanlı değil, depremin altında kalan Hükümettir.

Bir kadın, 'Türkiye'nin her tarafından yardım geliyor, izliyoruz. O gelen yardımları Van Gölü'ne dökseydik göl taşardı. Nerede bu yardımlar?' diyor.

Evet nerede bu yardımlar? Bu sorunun yanıtı henüz verilmedi. Biz Van'ı, Erciş'i unutmadık, unutmayacağız. Herkesin yaraları sarılıncaya kadar CHP'nin milletvekilleri Van ve Erciş'te olacak.

Bu ülkede görevini yapan aslında bizim milletimiz. 45 milyar dolar para ödediler bir deprem olursa yaralar sarılsın diye. 45 milyar doların 1 milyar doları bile harcanmış değil. Bu paralar nerede?

Hani yaralar sarılacaktı? Bizi biz yapan, bizi ulus yapan, tasada ve kıvançta beraber olmamızdır. O insanların yanında olmak, onların sorunlarını dinlemek sadece hükümetin değil, bizim de görevimiz. Biz üstümüze düşeni yapıyoruz ama Hükümet yapmıyor.

Sayın Bakan açıklama yaptı ve '15 Ocakta her aileye konteyner verilecek' dedi. Bugün de Sayın Başbakan 30 Ocak tarihini veriyor. Bunlar aynı Hükümetten değil mi? Kendi içinde bu kadar tutarsız, dengesiz olan başka bir hükümet ben Türkiye Cumhuriyeti'nde görmedim.''

Van'da görev yapan Kızılay ve gönüllü kuruluşlara teşekkür eden Kılıçdaroğlu, onların Hükümetten daha güzel çalıştığını, her aile ile ilgilendiklerini belirterek, ''Onlar olmasaydı daha büyük felaketler yaşanabilirdi'' dedi.

''Hükümet çıkacak o ailelerden özür dileyecek''

Irak sınırında yaşanan olaya değinen Kılıçdaroğlu, olaya ilişkin bazı sorular yönelttiklerini, ancak Hükümetin bunları henüz yanıtlamadığını ifade etti. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Önce, 'Bu insanlar neden öldü?' dedik. 'Efendim istihbarat aldık' dediler. Soru basitti, 'İstihbaratı kim verdi?' dedik. Genelkurmay Başkanlığı, 'Bize istihbarat geldi gereğini yaptık' diyor.

Kaç gündür soruyoruz, 'Bu istihbaratı kimden aldınız, kim verdi?' İstihbaratın doğru çıkma şansı her zaman yoktur. Bunun için istihbarat yönetimi vardır. Acaba bu yönetimde zafiyet mi var?

Evet var. Daha önce de vardı. Kamu Güvenliği Müsteşarlığı kurdular, bütün istihbarat oraya gelecekti, değerlendirilip gereği yapılacaktı. Ne oldu? 35 yurttaş öldürüldü, aradan 24 saat geçti, Hükümetten tık yok.

'Hükümet neden konuşmuyor' dedik, ses yok. Sonra Hükümet sözcüsü, Başbakan konuşmaya başladılar. Ama bizim sorumuza yanıt vermediler. Bu istihbaratı size kim verdi? Kimin istihbaratı ile 35 yurttaş öldürüldü? Bunun yanıtını bekleyeceğiz.

Giden çocukların çoğu aynı aileden 50-100 lira kazanmak için kaçakçılık yapıyorlar. Sınırın bu kadar tehlikeli olduğu yerde 50 lira 100 lira için o gencecik çocuklar hayatlarını neden feda ediyorlar? Hani kişi başı gelir yükselmişti, ekonomide çağ atlıyorduk?

Asıl üzerinden durmamız gereken konu budur. Ekonomide bu çarpık tablo olduğu sürece bu kaçakçılık da bitmez, o insanların hayatı da tehlikeden kurtulmaz. Bu bir mecburiyet, çaresizlik ise bunun sorumlusunun bulunması lazım.

O sorumlu bütün demokratik ülkelerde Hükümettir. Bizim ülkemizde de öyledir. O halde ülkeyi yönetenler bunun hesabını vermeliler.

Yoksulluk bu boyutlarda. 35 tane gencecik insan öldü. Hükümet çıkacak o ailelerden özür dileyecek. Recep Tayyip Erdoğan olarak gidip özür dileyecek. Özür dilemenin de bir erdemi vardır. İkincisi ölenlerin yakınlarına tazminat ödenmeli.''

''O bölgede benim gibi gezemezler''

Irak sınırında yaşanan olayın ardından taziye için Şırnak'ın Uludere ilçesi Gülyazı köyüne gittiğini anlatan Kılıçdaroğlu, CHP olarak bu konuda da oldukça sorumlu bir politika izlemeye özen gösterdiklerini kaydetti.

Söz konusu köye gitmeye karar verdiğinde önce kendisine helikopter verileceğinin söylendiğini belirten Kılıçdaroğlu, ''Fakat ne olduysa, bizim Gülyazı köyüne gitmemiz birilerinin işine gelmedi. Gece yarısı helikopter iptal edildi.

Olabilir, ben senin helikopterine muhtaç değilim ki. Ben Gülyazı köyüne neden gidiyorum, senin yapamadığını ben yapıyorum.

Sen oraya gidemiyorsun, Bakanın da gidemiyor, oraya ben, Anamuhalefet Partisinin Genel Başkanı olarak, Türkiye'nin birliği, bütünlüğü, saygınlığı, bayrağı için gidiyorum'' diye konuştu.

Helikopter olmayınca 7 saatlik bir yolculuğun ardından köye ulaştıklarını kaydeden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Helikopter vermeyince, 'Bunlar 7 saati göze alamazlar' dediler. 7 değil 77 saat olsa da ben oraya giderdim. Onlar sanıyorlar ki biz onların helikopterine güvenerek yola çıktık. Biz CHP'yiz, halka güveniriz, öyle yola çıkarız. Kaldı ki onların uçağı, helikopteri için özel bir ricamız da yok.

Biz oraya o yurttaşlarımızla beraber olmaya, onlara başsağlığı dilemeye gittik. Onların bakanları nereye gitti biliyor musunuz? Çadır tiyatrosu kurdular başka bir yerde.

Ölen çocukların aileleri yok orada. Bakanlar çadırda oturmuş, oradan da Başbakan'ı görüştürüyorlar. Tam bir çadır tiyatrosu. Buradan Sayın Başbakan'a sesleniyorum, 'Sizi bu konuma getiren o bakanları görevden alınız.'

Ben taziye için köye gittim. 'Vay efendim nasıl gidersin?' Niye? Onlar bizim vatandaşımız değil mi? Sen sahip çıkmıyorsun, bırak CHP sahip çıksın. Senin CHP Genel Başkanı'na oturup kalkıp dua, teşekkür etmen lazım. Bizi suçluyor, 'Neden çadıra gittiler' diye.

Taziye çadırına gitmeyip de senin yaptığın gibi tiyatro çadırı mı kursaydık. Ölenlerin yakınları orada beni kucakladılar. Beni kucaklamaları Recep Tayip Erdoğan'ı ve ekibini rahatsız etti. Rahatsız etmesin Sayın Başbakan.

Bir dönem demiyorlar mıydı, 'CHP Fırat'ın, Sivas'ın ötesine geçemez' diye. Şimdi Fırat'ın da Sivas'ın da ötesine gidiyoruz sen rahatsız oluyorsun.

35 yurttaş ölüyor, 3 gün sesiniz çıkmıyor. Biz oraya gittik, beyefendiler rahatsız oluyor. Biz bu ülkenin taşına, toprağına, insanına saygı gösteririz.

Ayrılık, gayrılık bizde yoktur. Biz herkesi kucaklarız, herkesle dost oluruz. Şırnak'tan da bizim milletvekilimiz yok. Ama ben gittim, 5 milletvekilimiz de sonra gitti ve milletvekillerimiz yine gidecekler.

Helikopteri geri çektiler ama bize iyilik yaptılar. Kaza yaptık, 7 saat gittik ama Veysel Karani'ye uğradık, hayır duamızı ettik. Geçtiğimiz yerlerde vatandaşlarla sohbet ettik. İddia ediyorum, benim gezdiğim gibi hiçbir AKP milletvekili, bakan gezemez, iddia ediyorum.

Ben iddia ediyorum, benim gibi o bölgede Recep Tayyip Erdoğan da gezemez. Biz samimiyiz, insan sevgisi var. Haksızlıklara karşı çıkar herkesi kucaklarız. Onların çayını içer, sofrasına otururuz. Kibirlilik bizim kitabımızda yoktur.''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türk-İş'in, asgari ücrete muhalefet şerhi vermediğini ifade ederek, Türk-İş yetkililerine, ''Sayın sendika başkanları, sizin aldığınız aylık kaç lira? Bindiğiniz otomobilin markası nedir? Siz işçiyi hangi gerekçeyle, yetkiyle satmaya kalkıyorsunuz?'' diye seslendi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, yüreklerinde insan sevgisi bulunduğunu, samimi olduklarını, haksızlıklara karşı çıktıklarını, her vatandaşı kucakladıklarını, her vatandaşın çayını, kahvesini içtiklerini söyledi.

Büyüklük, kibirliğin kitaplarında bulunmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Her vatandaşı sevmek, her vatandaşla kucaklaşmak için yola çıktı. Bizim bu davranışlarımızdan rahatsız oluyorlar. Onlar daha çok rahatsız olacaklar. 'Efendim biz bu kadar yüksek oy aldık...'

Hitler, Mussoli'ni senden daha yüksek oy almıştı. Demokrasilerde ölçü o değil. Demokrasinin ne olduğunu otur, önce oku. Bak bakalım bu demokrasi ne demek, milli egemenlik ne demek'' diye konuştu.

Şırnak'ta Gülyazı Köyü'nden sonra kaymakamı ziyaret ettiklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, kaymakamın bölgesinde sevilen, saygı duyulan, halkın kucakladığı biri olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, kaymakamın bir provokasyon sonucu yaralandığını, darp edildiğini, bunun doğru olmadığını ifade ederek, ''Devletin kaymakamına el uzatmak doğru değil, o bir kamu görevlisidir, herkese hizmet etmek durumundadır.

Ona saygı duymamız lazım. Onun gösterdiği cesareti bakanlar, başbakan gösteremedi. Normalde 35 yurttaşımızın hayatını yitirdiği gün, Başbakan'ın orada olması lazımdı. Gidemiyor, biz gittiğimiz için bizi suçluyor. Bu kadar garip durum başka ülkede herhalde hiç olmaz'' diye konuştu.

''İnsanda Allah korkusu olur''

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Başbakan bugün konuşurken, gene Mustafa Muğlalı, CHP... Çünkü söyleyecek bir şeyi yok, ne söyleyebilir ki? Mustafa Muğlalı Kışlası'nın tarihini öğrendim, 6 Mayıs 2004'te vermişler, yani sen Başbakanken vermişler. Kime ne kızıyorsun? Sanıyor ki bu ülkede herkes aptal. Böyle bir şey olabilir mi; akıl var mantık var.

Biz o bölgeye gittik diye bizi yine suçluyor; 'PKK'lılarla içli dışlı'. Bunlar gidip Oslo'da PKK ile masaya oturmadıklar mı; biz mi oturduk Allah aşkına? Git masaya otur, özel temsilcini görevlendir, sonra geriye dön, plağı değiştir, CHP'yi suçla. İnsaf ya... İnsanda biraz Allah korkusu olur.''

''Suçlanan biz olduk''

Kılıçdaroğlu, konuşmasında, milletvekili emekli aylıklarına yapılan zamma ilişkin düzenlemeye de yer verdi.

Kendilerine gelip, ''Milletvekillerinin aylıklarının Başbakanlık Müsteşarının aylığına bağlanması doğru değil. Biz seçimle geldik, bir bürokratın aylığına bağlanamaz.

Cumhurbaşkanlığının aylığına bağlanması lazım'' dediklerini anlatan Kılıçdaroğlu, ''Biz bunu, bundan iki yıl önce teklif ettik ama siz reddettiniz. Bizim geldiğimiz noktaya geldiyseniz memnun oluruz, Cumhurbaşkanının aylığına endekslenebilir'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, şartlarının, aylığa endekslenmesi ancak bunda bir artış yapılmaması olduğunu söylediklerini ifade etti. Kılıçdaroğlu, gece yarısı önergesiyle yüzde 100 zam yapıldığını, karşı çıktıklarını, önergenin kabulü için gerekli olan Plan ve Bütçe Komisyonu'na üye vermediklerini söyledi.

Önergeye ve tasarının tümüne ret oyu verdiklerini, AK Parti'li 216 milletvekilinin evet mührünü bastığını belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini, ''Gene suçlanan biz olduk. Sanki bu milletvekili emekli aylıklarını yüzde 100 artıran CHP'ymiş gibi. Pes yani, akıl var mantık var.

Hangi AKP'li geldi bize 'şu kanunu çıkaracağız, bize destek verin' diye. Bunun için geliyorlar. Bizim görüşümüz belli. Sefaletin bu boyutlarda olduğu bir ortamda, milletvekili emekli aylıklarına yüzde 100 zam yapılmasını kabul etmiyoruz. Yasa gelince orada da oyumuzu kullanacağız'' diye sürdürdü.

''Kaç lira aylık alıyorsunuz?''

Asgari ücretin belirlendiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, asgari ücret tespit komisyonunda, Türkiye'nin en büyük işçi sendikası konfederasyonu Türk-İş'in de temsilcisinin bulunduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, komisyonun yaptığı tespite, Türk-İş'in muhalefet şerhi vermediğini ifade ederek, ''Yani 'bu asgari ücret bize yeterli' dedi.

Türk-İş yetkililerine sesleniyorum: Sayın sendika başkanları, sizin aldığınız aylık kaç lira? O aylığı işçinin parasından alıyorsunuz. Bindiğiniz otomobilin markası nedir?

Siz işçiyi hangi gerekçeyle, yetkiyle satmaya kalkıyorsunuz? Siz kaç lira kıdem tazminatı alıyorsunuz? Halkın iktidarında, Türkiye'yi bu sendika ağalarından temizleyeceğiz'' diye konuştu.

''Vatana ihanettir''

Kemal Kılıçdaroğlu, ''AKP Hükümeti'nin Putin'e yılbaşı hediyesi'' verdiğini, bunu Putin'in söylediğini belirtti.

AK Parti'nin programında, ''Enerji açısından bir ülkeye bağlı konumda olmak doğru değil, bundan kurtulmamız lazım'' denildiğini, kendilerinin de ülkesini seven her kişinin de aynı şeyi düşündüğünü dile getiren Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin programında böyle yazılmasına rağmen, Rusya'ya gidip Karadeniz kara sularında boru hattı geçmesine izin veren anlaşma yapıldığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, ''Sayın Başbakan'ın yapılan bu anlaşmanın içeriğinden yeterli bilgisi var mı? Yoksa Sayın Başbakan aldatılmakta mıdır?'' diye sorarak, şunları kaydetti:

''Sayın Başbakan, bu anlaşmayı Meclise getirirse, emin olun Türkiye'yi bu ayıptan TBMM kurtaracaktır. Ama getirirse. Hangi gerekçeyle bu anlaşmayı imzaladınız. Böyle garabet olabilir mi? 'Bize indirim yaptılar' deniliyor. Kaç yıl süreyle yaptılar?

Daha önce de indirim vardı, siz o hattı iptal ettiniz. Hangi gerekçeyle iptal ettiniz? Yandaşlarınız gidip Gazprom'dan doğalgaz alsın diye. Rusya bunu kabul etmedi. Ne oldu, elimiz mahkum oldu. İstanbul bu kış doğalgazsız kalacaktı. Apar topar gittiler, onların istediği bütün koşullarda bastılar imzayı, döndüler. Bunun tek adı vardır vatana ihanettir.

Siz nasıl gidip kayıtsız şartsız böyle bir anlaşmanın altına imza atarsınız, Türkiye'nin çıkarlarını nasıl bu kadar ucuz harcayabilirsiniz? Sayın Başbakan, özenle bu konularda konuşmuyor, konuşacaksın sayın Başbakan.

Hani Türkiye enerjide ciddi köprü olacaktı, bölgenin enerjide, dogal kaynaklarda merkezi olacaktı? Siz kalktınız bir imzayla, bu ülkeyi perişan ettiniz. Hani Nabucca vardı, çöp sepetine attınız.

Bu anlaşma imzalanıyor, aynı gün Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin, Doğu Akdeniz'de milyarlarca metreküp doğalgaz bulduklarına dair açıklaması var. Oysa o doğalgazın aranmasından da bizim taraf olmamız gerekiyordu. Tek tepki, Piri Reis'i çıkardık.

Piri Reis nerede bilen var mı, iman kuvvetiyle gidiyor, o da eğer bozulmadıysa, yolda kalmadıysa. AKP Hükümetinin bu ülkenin başına çoraplar ördüğünü biraz gecikerek de olsa sanıyorum bu millet anlayacaktır.''

Kılıçdaroğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ı da eleştirerek, ''Bu bir enerji bakanı değil, milli felaket bakanı'' görüşünü savundu.

Kemal Kılıçdaroğlu, ''Eminim Sayın Başbakan'ın bu olup bitenlerden yeteri kadar bilgisi yoktur. Lütfen Sayın Başbakan, çağırın Enerji Bakanını, bürokratları size doğru bilgi versinler'' dedi.

Enflasyon rakamlarının açıklandığına işaret eden Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin, ekonomiyi sıcak paraya teslim ettiğini öne sürdü. Kılıçdaroğlu, ''Sıcak para bitti, AKP'nin cilaları dökülmeye başladı'' dedi.

Kılıçdaroğlu, sözlerini, ''Aile sigortasını getirin. Getirin ki 50-100 lira için insanlar hayatlarını tehlikeye atmasın'' diyerek tamamladı.

Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısında, çoğunluğu DSP'den olmak üzere partisine katılanlara rozet taktı. Her partiden CHP'ye katılım olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ''Özellikle gençlerin partimizi tercih etmeleri bizi ayrıca sevindiriyor'' dedi.

Haber Kaynağı : Haber7.com

Güncelleme Tarihi: 03 Ocak 2012, 13:04
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER