banner269
06 Temmuz 2017 Perşembe 17:19
Kılıçdaroğlu, Yön Radyo'da

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU ADALET YÜRÜYÜŞÜNÜN 22. GÜNÜNDE YÖN RADYO’DA CANLI YAYINA KATILDI 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Ankara’dan İstanbul’a 450 kilometreyi yürüyerek her milimini, her santimini, her kilometresini yürüyerek aşıyorum ve geliyorum. Ne için bu ülkenin bekası, bu ülkenin huzuru, bu ülkenin barışı için. Bu ülkede adalet olması lazım, niye ben yürüyorum? Benim bireysel olarak hiçbir derdim yok. Ama ben eğer siyasete soyunmuşsam bu ülkede yaşayan her vatandaşa karşı benim sorumluluğum var. Ben o sorumluluğun bilinciyle yürüyorum. Ben kararlılıkla Maltepe’ye gideceğim, orada bir konuşma yapacağım ve tarihe bir not düşeceğim. Bu not bizim açımızdan da, bizim siyasi tarihimiz açısında da, dünya siyaseti tarihi açısından da çok önemli bir nottur" dedi.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu Adalet Yürüyüşü’nün 22’inci gününde Yön Radyo canlı yayınında Yüksel Mansur Kılınç’ın sorularını yanıtladı. 

Yüksel Mansur KILINÇ- Sevgili dinleyiciler Radyo Özel Programıyla karşınızdayız. Ben Yüksel Mansur Kılınç; Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet Yürüyüşü bugün 22’inci gününde, şu anda yürüyüş güzergahında Kocaeli Dilovası’ndayız.  Adalet Yürüyüşü’nün lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu gezici stüdyomuzda canlı yayın konuğumuz. Efendim radyolar ortak programına hoş geldiniz.

Kemal KILIÇDAROĞLU-Teşekkür ederim hoş bulduk efendim.

Yüksel Mansur KILINÇ- Uzun bir yol kat ettiniz sağlığınız nasıl?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Sağlığım gayet iyi, her hangi bir sorunum yok. Bir davaya inanıyorsanız 450 kilometreyi rahatlıkla yürüyebilirsiniz. Ben bunu kendi hayatımda gördüm.

Yüksel Mansur KILINÇ- 15 Haziran’da Ankara Güvenpark’ta başladınız yürüyüşe o günden bu güne genel bir değerlendirme yapacak olursanız neler söyleyeceksiniz?

Kemal KILIÇDAROĞLU-  Son derece mutluyum. Adalet arayışı sadece bir kişi, üç kişi, beş kişi, bir aile veya bir grup veya bir parti için değil, 80 milyonu ilgilendiriyor. Bu ülkede adaletin olması lazım, bu ülkede huzurun olması lazım, bu ülkede birlikte yaşamamız lazım. İnsanların görüşleri farklı olabilir, inançları farklı olabilir, kimlikleri farklı olabilir ama bir bayrağımız var, bir vatanımız var ve biz bu bayrak altında bu vatanda birlikte huzur içinde yaşamak istiyoruz. Huzurun tek yolu da adalettir. Onun için adalet için yürüyoruz.

Yüksel Mansur KILINÇ- Yürüyüş boyunca olumlu olumsuz olaylar oluyor. Bunlar sizi nasıl etkiliyor, en çok nelerden etkilendiniz olumlu ya da olumsuz?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Olumlu olaylar da var, olumsuz olaylar da var. Olumsuz olay dediğim aslında normalde vatandaşların protesto hakları, işte yolda gelirken Rabia işareti yapanlar var, yolda gelirken hakaret edenler de var, daha ağır laflar edenler de var. Ama ben şunu hakaret edenleri bir tarafa bırakırsak, yol boyunca başka siyasi partilerin örneğin posterlerini taşımaları, örneğin Rabia işareti yapmaları bizi üzmüyor zaten. Biz adalet için yürüyoruz, onların da adalete ihtiyacı var, onların da bir siyasi partisi var, onlar da kendi partilerine inanıyorlar. Ama adalet hepimizin ortak paydası olmak zorunda, nitekim bu Adalet Yürüyüşü’ne her partiden insan katılıyor. Hatta hiçbir partiye mensup olmayan insanlar da katılıyor. Değişik; sanayicisi var bu işin içinde, esnafı var, çiftçisi var, memuru var, emeklisi var, atama bekleyen öğretmeni var, emeklilikte yaşa takılanlar var, Ergenekon kumpas davalarında mağdur olanlar var, görevden atılan üniversite hocaları var. Herkes var, “Herkes için adalet”, bunun için yürüyoruz zaten. Bu yürüyüş bağlamında hoşuma giden şeyler de var. Özellikle kadınların ilgi göstermeleri, adalet arayışları beni çok daha fazla mutlu etti. Çünkü eğer bir ülke huzurlu mudur, mutlu mudur; eğer bu soruyu kendimize sorup bunun cevabını aramak istediğimiz zaman kadının yüzüne bakarız, eğer kadın huzurluysa, kadın gülümsüyorsa o ülkede huzur var, o evde huzur var, o evde bereket var anlamına gelir. Kadınların da adalet arayışı içinde olmaları beni mutlu ediyor.

Yüksel Mansur KILINÇ- Kadınları içine alan bir değerlendirme yaptınız ama tüm Türkiye’yi içine alan bir değerlendirme yaptığınızda yürüyüşün tek sloganı var “Hak, hukuk, adalet”, bu açıdan Türkiye bir anlamda hangi noktada? 

Kemal KILIÇDAROĞLU- “Hak, hukuk ve adalet” üçünü de bizim milletimiz hak ediyor. Haklı olmak, hukuktan yana olmak, adaletli olmak. Kimseyi suçlamak gibi bir niyetim yok. Böyle bir öngörüm de yok. Çünkü benim böyle bir yetkim de yok. Ama insanları eleştirebiliriz. Hak çok geniş bir kavramdır, hukuk hepimiz için geçerli olan bir ilkedir, adalet ise dünya adalet üzerine kurulmuştur, kainat adalet üzerine kurulmuştur. Bütün peygamberler adalet için dünyaya gelmişlerdir. Bütün kutsal kitaplarda adalet vardır. Ve Rabbimiz der ki, “Adaletle hükmediniz” der. Adalet için İranlı büyük düşünür Sadi’nin çok güzel bir sözü var, der ki, “Dünyanın bütün nehirleri adalete susamış bir insanın susuzluğunu gidermeye yetmez.” Adalet bu kadar soylu bir kavramdır. Biz adalet için yürürken bir parti için, bir kitle için, bir sivil toplum örgütü için değil 80 milyonun adalet duygusunu dile getirmek için yollardayız ve bunun mücadelesini yapıyoruz.

Yüksel Mansur KILINÇ- Tam bu noktada sormak istiyorum, yürüyüşün önemli bir desteği var bugün de Dilovası’nda yürüyüşçü on binler şu anda gezici stüdyomuzun hemen yanı başında. Muhafazakar ve milliyetçi kesimlerden desteği hangi düzeyde görüyorsunuz? Sizi arayan sağ kesimden ya da muhafazakar kesimden kişiler…

Kemal KILIÇDAROĞLU- Her düzeyden, tabi muhafazakar kesimden arayanlar var yürüyüşümüze katılanlar, ülkücü kardeşlerimiz var, onlardan yürüyüşümüze katılanlar var, alkışlayanlar var. Yani adalet dediğim gibi dar bir kavram değil, hepimizin ortak çabası, ortak amacıdır. Yani bir ortak amaç için yürüyoruz. Ben neden bu yürüyüşü yapıyorum? Ülkede adalet kalmadı, emin olun ülkede adalet kalmadı. Şimdi yeni doğum yapmış bir kadının üç günlük bebeğini elinden alıp onu beş gün, on gün karakolda tutarsanız ben buna isyan etmek zorundayım. O bebeğin ne günahı var? O bebeğin anne sütüne ihtiyacı var, o bebeği anneden kopardığınız zaman adalet olmaz. Vatandaşa işkence yaparsanız adalet olmaz, hak ettiği geliri alması gerekirken vermezseniz adalet olmaz. Kişiyi alıyorsunuz hapse atıyorsunuz, iddianame? Aylardır iddianame yok. Niye suçluyorsunuz siz bu adamı? Bir iddianame olması lazım, biz yargı bağımsız ve tarafsız olduğu sürece, bir daha söylüyorum bağımsız ve tarafsız olduğu sürece hiçbir sorunumuz yok. Bir siyasetçi insanları suçlayamaz,  çünkü siyasetçinin böyle bir yetkisi yok. Ben kalkıp da işte falan Bakan suçludur diyemem, ancak eleştirebilirim, benim kendi mantığıma göre eleştirebilirim. Bir kişinin suçlu olup olmadığına hakim karar verir. Dünyanın her tarafında böyledir. İnsanlığın kurulduğu tarihten beri, var olduğu tarihten beri de bu böyledir. Adil insanlar, hakimler oturur karar verirler kişi suçlu mudur, suçsuz mudur bakarlar. Sağını tararlar, solunu tararlar, araştırırlar, belgeyi bulurlar vesaire ona göre karar verirler. Dolayısıyla adalet dediğimiz bir kavram siyasetten bağımsız olmak zorundadır. Siyasetçi kendi politikalarını adalet üzerine inşa etmek zorundadır ister sağcı olsun ister solcu ne fark eder. Ama adalet hepimiz için bütün inançların temeli olduğuna göre adaleti bunun üzerine inşa etmek gerekiyor.

Yüksel Mansur KILINÇ- Tüm bu söylemleriniz önemli bir destek gördü. Ama desteklemeyen kesimler de var. Desteklemeyenlere mesajınız ne?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Desteklemeyen kesimlerin kendilerini…

Yüksel Mansur KILINÇ- Şu anda bizi dinleyen, radyolarının başında ama Adalet Yürüyüşü’ne karşı olanlara mesajınız ne?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Tabi, rahatlıkla şunu söyleyebilirim, Adalet Yürüyüşü bir sevgi yürüyüşüdür, bir hoşgörü yürüyüşüdür, Cumhuriyet tarihinin en barışçıl yürüyüşüdür. Hiç kimsenin burnu kanamamıştır, kanamamaya özen gösteriyoruz. Bize az önce de ifade ettim, hakaret edenler, hatta taş atıp, bir arkadaş başından yaralandı, o kişiyi bile alkışladık. Dolayısıyla siyasi duygularımızdan arınıp adalete öyle bakmamız lazım. Elbette ki bu yürüyüşe karşı çıkanlar da olacaktır. Yani biz niye yürüyüşe karşı çıkıyorsunuz diye onları suçlayamayız. Ben bu yürüyüşü yapmayı nasıl kendim için hak görüyorsam, başkaları da karşı çıkıyorsa o da onların hakkıdır. Bütün mesele nedir? Karşı çıkanlarla yürüyüşü yapanların aynı masanın etrafına oturup medeni insan gibi konuşmalarıdır. Biz bunu istiyoruz zaten. Olabilir benim düşüncem yanlış da olabilir, bir başka arkadaş benim düşünceme katılmayabilir de, ama biz neden bir araya gelip oturmuyoruz, neden bir araya gelip konuşmuyoruz. Memleketin bu kadar sorunu varken, derdi varken niye kavga ediyoruz? Adalet huzurun, barışın kaynağıdır zaten adalet. Eğer adalet üzerine bir toplum inşa edilirse bir sorun çıkmaz. Ne diyor? “Adalet mülkün temelidir”, Hz. Ömer’in meşhur sözüdür. Adalet mülkün temelidir yani devletin temelidir adalet. Adaletsiz bir toplum yaşayamaz, mümkün değil ayakta duramaz. “Adaletle hükmediniz” diye Rabbimiz neden söylüyor Kuran’da? Üstelik bir yerde değil, birden fazla yerde “Adaletle hükmediniz.” Eğer siz adaletle hükmetmiyorsanız devleti yok edersiniz, toplumu yok edersiniz, barışı yok edersiniz. Karşı çıkanlar bu pencereden baksınlar bize. Bu bir siyasi parti yürüyüşü değil, dikkat ederseniz bu yürüyüşte biz bir tek CHP bayrağı bile yoktur. Hiçbir siyasi partinin de bayrağı yoktur. Her siyasi partiden, her görüşten insanımız var. Adalet kim istiyorsa, kim adalete susadıysa buyursun gelsin diyoruz.

Yüksel Mansur KILINÇ- Desteklemediğini bildiğimiz dinleyicilerimiz var ama desteklediğini bildiğimiz, Adalet Yürüyüşü’nü desteklediğini bildiğimiz dinleyicilerimiz de var. Onlara mesajınız ne olacak?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Onlara da mesajım şu, eğer bir ortam olur da Adalet Yürüyüşü‘nü destekleyenlerle desteklemeyenler bir araya gelir, aynı fabrika da çalışıyorlarsa, aynı kahvede oturup çay içiyorlarsa, aynı lokantada yemek yiyorlarsa veya aynı caddede, aynı minibüste gidiyorlarsa medeni iki insan gibi otursunlar kendi aralarında tartışsınlar. Neden destekliyorum, neden desteklemiyorum diye kavga etmeksizin. İnsan olarak fikirlere ihtiyacımız var, akıl akıldan üstündür diye bizde güzel bir söz vardır, atasözü vardır, akıl akıldan üstündür diye. Akıl akıldan üstündürü ne zaman kanıtlayabiliriz? Bir araya gelip konuştuğumuz zaman. Yoksa birisi bir başka yerde konuşur, birisi bir başka yerde konuşursa, yan yana gelmezlerse, oturup uygarca, medenice tartışamazlarsa akıl akıldan üstündürü göremeyiz, tartışamayız. Burada da karşı çıkanlar olabilir, destekleyenler olabilir. Hem karşı çıkanlara hem destekleyenlere teşekkür ederiz. Ama bütün mesele şu, kavgası bir Türkiye, huzur içinde oturalım, konuşalım, tartışalım.

Yüksel Mansur KILINÇ- Destekleyip mitinge katılamayacak olanlar var.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Onlara da teşekkür ederiz. Yani sonuçta mitinge katılan olabilir, katılmayan olabilir toplumun her kesiminden mitinge gelecek toplumun her kesiminden. İşçisi de gelecek, çiftçisi de gelecek, memuru da gelecek, sanayicisi de gelecek, emeklisi, düz vatandaşı herkes gelecek. Yani sonuçta 9’unda İstanbul Maltepe’de saat 18.00’de bir araya geleceğiz. Yani orda da bu Adalet Yürüyüşü’nü niye yaptık biz onu anlatacağız. Ve bizim beklentilerimiz nedir onu anlatacağız yani vatandaş dinlesin. Biz niye yaptık bu yürüyüşü ve neyi bekliyoruz biz onu anlatmak zorundayız.

Yüksel Mansur KILINÇ- Biraz önce de söylediniz ama yürüyüş boyunca en çok vurguladığınız konulardan biri yürüyüşün bir Cumhuriyet Halk Partisi yürüyüşü olmadığı, amblemlerinizi de kullanmıyorsunuz. Parti işaretleri de yok neden?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Şunun için, adalet sadece CHP için geçerli bir kavram değil ki hepimiz için geçerli bir kavramdır. Adaletsizlikten yani haksızlığa uğrayanlar sadece CHP’liler değil ki, dünya kadar vatandaş haksızlığa uğruyor. Dolayısıyla biz eğer hak, hukuk ve adalet kavramı bu üçü kardeş kavramlardır. Hak, hukuk ve adaleti bir araya getirir ve bir arada yaşatabilirsek toplumun huzuru için bir araya gelmiş olacağız. Dolayısıyla bizim bu ana eksenin dışına çıkmadan toplumun her kesimini kucaklayan ve dolayısıyla hükümete adil davranın, hakça davranın, hukukun üstünlüğüne göre davranın, karar verin dememiz lazım. Bir esnaf devletin karşısında zayıftır. Devletin bir sürü şeyi var, polisi var, jandarması var her şeyi var. Ama devlete karşı vatandaşı koruyan sistem adalettir, hukuktur. Onun için adaletin bağımsız olmazı lazım ki gelen baskılara göre değil, vicdanına ve hukukun üstünlüğüne göre karar versinler.

Yüksel Mansur KILINÇ- Sayın Kılıçdaroğlu yürüyüşün sonlarına doğru geliyoruz. Büyük bir maraton oldu, şu anda Dilovası’ndayız. Kocaeli Dilovası’ndayız. Gebze’ye yaklaşıyoruz, bir sonraki gün İstanbul sınırlarına girmiş olacaksınız. 9 Temmuz Pazar günü İstanbul Maltepe’de yapılacak bir mitingle de son bulacak yürüyüşünüz. 9 Temmuz’da İstanbul’da sizi neyin karşılayacağını düşünüyorsunuz?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Neyin karşılayacağını bilmiyorum. Sonuçta insanlarla bir araya geleceğiz, insanlar karşılayacaklar beni. Ben onlara bu yürüyüşü neden yaptığımızı anlatmak zorundayım ve biz neyi istiyoruz onu da anlatmak zorundayız. Vatandaşlar evet, yürüdü güzel peki niye yürüdü? Güzel, neyi bekliyor Kılıçdaroğlu, yani ne söyleyecek diye bekleyeceklerdir. Bunları anlatmaya çalışacağım. Sonuçta geldiğimiz noktada Türkiye büyük acılar yaşayan bir ülkedir. Terörden büyük acılar yaşadı, darbe girişimlerinden büyük acılar yaşadı, diğer darbelerden büyük acılar yaşadı. Emin olun bizim ülkemiz emin olun cennet gibi bir ülke bu 450 kilometreyi gelirken yağmuru gördük, sisi gördük, yokuşu gördük, inişi gördük, soğuğu gördük, güneşin sıcağını gördük 40 derecede yürüdük. Her alanı gerçekten cennet gibi ovaları, tarlaları, bereketli toprakları, ormanları her şeyiyle… Peki, bu güzel cennet gibi ülkeyi niye cehenneme çeviriyoruz, niye bir arada yaşayamıyoruz, niye kavga ediyoruz? Çapsız siyasetçiler yüzünden. Bunu aşmak zorunda Türkiye, 21. yüzyılın Türkiye’si bunu aşmak zorundadır. Halkını düşünen, herkese eşit davranan, herkese saygı gösteren, hiç kimseyi kimliğinden ötürü, inancından ötürü, yaşam tarzından ötürü ötekileştirmeyen bir siyaset anlayışına ihtiyacımız var. Bunun temelini de adalet oluşturuyor. Onun için bunu yapacağız. 

Yüksel Mansur KILINÇ- Evet, Adalet Yürüyüşü’ne yönelik eleştiriler de var, destekler de var. Milliyetçi muhafazakar kesimlerden destekler geldiğini söylediniz. Uluslararası destekler de geliyor mu?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Uluslararası bir grup, yurtdışındaki bir grup milletvekili bir açıklama yapmışlar Adalet Yürüyüşü’ne destek veren bir açıklama yapmışlar. Memnun oluyoruz tabi, ama ulusal medya dışında yabancı medyada da bizim bu yürüyüşümüz ses getirdi. Pek çok yerde, çevrede makale olarak, röportaj olarak yayınlandı. Ben bu süre içinde 80’i aşkın yabancı medya kuruluşlarıyla görüştüm, röportajlar yapıldı. Bu da bizim açımızdan son derece önemli.

Yüksel Mansur KILINÇ- Sevgili dinleyiciler Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’yla yaptığımız söyleşinin sonlarına doğru geliyoruz. Efendim yürüyüşe ilişkin provokasyon, engelleme söylentileri de var, bunlara yanıtlarınız da var. Çok yoğun bir güvenlik önleminin alındığını, her geçen gün güvenlik önlemlerinin arttırıldığını da görüyoruz. Gerilimin artacağı yönünde bir endişeniz var mı?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Güvenlik önlemi, önce güvenlik güçlerine polise ve jandarmamıza yürekten teşekkür ediyoruz, gerçekten de bizim güvenliğimizi sağladırlar, sağlamaya da devam ediyorlar. Devletin polisine, halkın polisine, halkın jandarmasına yürekten teşekkür ediyoruz. Onlar gerçekten görevlerini büyük bir başarıyla yapıyorlar. Bundan sonraki süreçte zaman zaman gazetelerde de yer alıyor, zaman zaman belli kişiler, kamu da görevli kişiler açıklamalar yapıyorlar. İşte provokasyonlar olabilir, saldırılar olabilir vesaire diye. Şunu herkesin çok iyi bilmesini isterim, ben 69 yaşındayım. Ankara’dan İstanbul’a 450 kilometreyi yürüyerek her milimini, her santimini, her kilometresini yürüyerek aşıyorum ve geliyorum. Ne için bu ülkenin bekası, bu ülkenin huzuru, bu ülkenin barışı için. Bu ülkede adalet olması lazım, niye ben yürüyorum? Benim hiçbir derdim yok şahsen, bireysel olarak hiçbir derdim yok. Ama ben eğer siyasete soyunmuşsam bu ülkede yaşayan her vatandaşa karşı benim sorumluluğum var. Ben o sorumluluğun bilinciyle yürüyorum. Dolayısıyla provokasyonlar, söylentiler olabilir. Gerçekten böyle saldırı yapma niyetinde olanlar olabilir. Ama herkesin bilmesini isterim ben kararlılıkla Maltepe’ye gideceğim. Ne olursa olsun orada bir konuşma yapacağım ve tarihe bir not düşeceğim. Bu not bizim açımızdan da, bizim siyasi tarihimiz açısında da, dünya siyaseti tarihi açısından da çok önemli bir nottur.

Yüksel Mansur KILINÇ- Efendim kilometreleri adım adım yürüdünüz, yorulmadınız da görüyoruz. Peki, bir başka pencere, bizim de içinde bulunduğumuz dünya, yani medya yürüyüşü yansıtma düzeyi ve biçimiyle ilgili neler söylemek istersiniz?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Medyayı, bir objektif haber yapan medya var, bir iktidar yanlısı olan medya var. Bizim bu yürüyüşümüzü önce hiç görmediler, görmezlikten geldiler. Sonra bir süre sonra da yürüyüşe ‘sözde adalet yürüyüşü’ diye tanımladılar. Ama şimdi onlar da ilgi göstermek zorunda, eleştiriyorlar bizi eleştirebilir tabi, yani biz medya mensubuna niye bizi eleştiriyorsunuz diye bir özel kin beslemeyiz, belki de bizim eksiğimiz vardır, onlar eleştirecekler, biz eksiğimizi oradan göreceğiz ve tamamlayacağız. Ama önyargıyla hareket edilmesi doğru değil. Medya mensuplarının önyargıyla hareket etmemesi lazım, varsa yanlışımız yazsınlar, eksiğimiz varsa yazsınlar, birisine kötü bir şey söylediysek onu yazsınlar, bizi eleştirsinler ama bunların hiçbirisinin olmadığı ve dünyanın hatta Türkiye’nin en barışçıl bir eylemini yapıyoruz. Hiç kimsenin burnu kanamadan biz yolumuza aynı azim ve kararlılıkla devam ediyoruz. Dolayısıyla medyanın gösterdiği ilgiden memnunuz. Yani artısı ve eksisiyle sonuçta bizim medyamız.

Yüksel Mansur KILINÇ- Türkiye’nin yerel ve bölgesel radyoları şu anda sizi dinliyor. Radyolara ve radyoları başında bizi şu anda dinleyen dinleyicilerimize mesajınız ne olur?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Şimdi dünyanın bütün çağdaş ülkelerinde medya desteklenir. Bizim ülkemizde de kısmen destekleniyor. Özellikle radyolar yayın açısından yaşamsal bir savaş veriyorlar. Gelirleri son derece sınırlı, hele belli bölgelerde aldıkları reklamlar da son derece sınırlı, devletin bu konuda daha farklı bir politika izlemesi lazım, destek vermesi lazım bunlara ama bu desteğin objektif olması lazım, işte iktidardan yana olanlara fazla, iktidara karşı olanlara hiç destek vermeyelim şeklinde bir anlayıştan uzak, objektif kriterleri belirlenmiş bir destek vermesi lazım, radyoların yaşaması lazım, yerel gazetelerin yaşaması lazım, bunlar bizim için Türkiye için hatta Türkiye demokrasisi için ve adalet için çok önemli.

Yüksel Mansur KILINÇ-  Teşekkür ederiz. Efendim yorgunluğunuzu da yoğunluğunuzu da biliyoruz. Radyomuz Özel programına zaman ayırdınız teşekkür ediyoruz. Size Adalet Yürüyüşü’nde kolaylıklar diliyoruz.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Çok teşekkür ederim çok sağ olun var olun. Bizi izleyenlere de buradan selamlarımı, saygılarımı ve muhabbetlerimi gönderiyorum.

Yüksel Mansur KILINÇ- Teşekkür ediyoruz. Sevgili dinleyiciler Radyo Özel programında Adalet Yürüyüşü’nün lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu sorularımızı yanıtladı. Hoşça kalın. 


Kaynak: chp.org.tr

Son Güncelleme: 06.07.2017 19:15
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.