TEZCAN VE ALTAY, ANAYASA KOMİSYONU’NDAKİ GELİŞMELERLE İLGİLİ ORTAK BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ

GENEL BAŞKAN YARDIMCISI TEZCAN VE GRUP BAŞKANVEKİLİ ALTAY, ANAYASA KOMİSYONU’NDAKİ GELİŞMELERLE İLGİLİ ORTAK BASIN TOPLANTISI DÜZ..

TEZCAN VE ALTAY, ANAYASA KOMİSYONU’NDAKİ GELİŞMELERLE İLGİLİ ORTAK BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ
GENEL BAŞKAN YARDIMCISI TEZCAN VE GRUP BAŞKANVEKİLİ ALTAY, ANAYASA KOMİSYONU’NDAKİ GELİŞMELERLE İLGİLİ ORTAK BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan ve CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM Anayasa Komisyonu’ndaki gelişmelerle ilgili CHP Genel Merkezi’nde düzenledikleri ortak basın toplantısında şu açıklamalarda bulundu:



Bülent TEZCAN- Değerli basın mensubu arkadaşlarım, biliyorsunuz anayasa değişiklik teklifi ile ilgili Anayasa Komisyonu salı gününden başlayan çalışmalarına devam ediyordu. Dün itibarıyla Anayasa Komisyonu çalışmaları Adalet ve Kalkınma Partisi’nin baskı ve zorbalığıyla, görüşülmeden komisyonun önüne getirilen teklifin kabul edilmesi gibi bir fiili durum yaratılma noktasına gelmiştir.

Biz başından itibaren bu anayasa değişikliğinin Türkiye’de bir rejim değişikliği getirdiğini ısrarla vurguluyoruz. Bunun demokratik cumhuriyeti ve hukuk devletini ortadan kaldırmaya dönük bir anayasa değişiklik teklifi olduğunu ısrarla vurguluyoruz. Egemenliğin 100 yıl önce saraydan alınıp millete verilmesine karşı, bu anayasa değişikliğiyle egemenliğin milletten alınıp tekrar saraya verileceğini vurguluyoruz. Bu nedenle bu anayasa değişikliği teklifi basit bir kanun değişikliği teklifi, ya da basit bir anayasa değişikliği teklifi değildir. Türkiye’nin yüz yıllık müktesebatını yok edip etmeme sorunudur, milletin egemenliğini yok edip etmeme sorunudur. Bu çerçevede Cumhuriyet Halk Partisi Grubu milletvekillerimiz salı gününden bu yana komisyon çalışmalarına çok ciddi biçimde katılmışlardır. Arkadaşlarımız görüşlerini paylaşmışlar; tehlike konusunda, tehdit konusunda hem Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerini, hem Milliyetçi Hareket Partili milletvekillerini, hem HDP’li milletvekillerini, hem de kamuoyunu aydınlatma çabası içerisine girmişlerdir.

Komisyonun çalışmaları sonucu dün gelinen noktada anlaşılan odur ki; bizim komisyondaki mücadelemiz Adalet ve Kalkınma Partisi kurmay heyetiyle sarayı rahatsız etmiştir. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi grubunda, daha önce okumadan imzaladıkları anayasa değişiklik teklifini biz komisyon çalışmalarında etraflıca anlatmaya başladıktan sonra anlamaya başlamışlar ve kahvaltılı toplantılarda itirazlar yükselmeye başlamıştır. Milliyetçi Hareket Partili milletvekillerinin rahatsızlıklarının arttığını, Adalet ve Kalkınma Partisindeki milletvekillerinin rahatsızlıklarının arttığını görmeye başladık ve dün bir telaşla, sırada 150 milletvekili söz almış konuşmak için beklerken; 150 milletvekilinin konuşma imkanını, hakkını ortadan kaldırıp, gasp edip, “Geneli üzerinden görüşmeleri tamamladık “diyerek korsan bir oylamayla Komisyon Başkanı Mustafa Şentop maddelere geçildiğini ilan etmiştir. Bu korsan bir girişimdir, korsan bir oylamadır, geçerli değildir. Bizim ondan önce verdiğimiz teklifleri dahi görüşmeye almadan, bizden sonra verilen teklifi oylayarak maddelere geçilip çarçabuk bu işi paketleme niyeti içerisinde oldukları anlaşılmaktadır. Ama bunu paketlemelerine fırsat vermeyeceğiz. Biz burada özellikle bu süreç içerisinde, bu anayasanın kabulünden sonra -eğer kabul edilir ise onların arzu ettiği gibi- Türkiye’nin zorba bir devlet yönetimine terk edilmiş olacağını görüyoruz. Onun için bu anayasaya “Zorbalık Anayasası” diyoruz ve Zorbalık Anayasasına “Hayır” diyoruz ilk günden bu yana. Zorbalık Anayasasını geçirmek için, zorba yöntemlere başvuran bir iktidar grubuyla karşı karşıyayız. Komisyon üyesi Cumhuriyet Halk Partili 6 milletvekili üye arkadaşımızın, Anayasa Komisyonu üyesi 6 arkadaşımızın henüz beş tanesi dahi konuşmadan, bir tanesi konuşmasını yapmış, beş tanesi konuşma hakkını dahi kullanamadan, “Geneli üzerinde görüşmelerin tamamlandığı” ilan edilmiştir. 60’ın üzerinde Cumhuriyet Halk Partili milletvekili ve toplamda 150 civarında milletvekili konuşma yapamadan geneli üzerinde konuşmaların tamamlandığı ilan edilmek istenmiştir. Bu çerçevede, bu zorbalık yöntemlerine ne Anayasa Komisyonunu, ne milletin iradesini, ne de parlamentoyu teslim edilmesine müsaade etmeyeceğiz.

Dünkü gerginlik buradan kaynaklı bir gerginlikti. 82 Anayasası Aldıkaçtı Anayasasıydı, bu da bir “Kaptıkaçtı Anayasası” haline getirilmeye çalışılıyor. 20 Temmuz darbesiyle Türkiye’yi olağanüstü hal rejimine teslim edenler, şimdi 20 Temmuz darbesinin bir yeni darbe hukukunu oluşturma peşindeler, buna müsaade etmeme konusunda kararlıyız.

Hepinize teşekkür ediyorum, Grup Başkanvekilimiz de açıklamalarda bulunacak.

Engin ALTAY- Genel Başkan Yardımcımızın söylediği gibi dün akşam Mecliste tam bir hukuksuzluk yaşandı. Her vesileyle söylüyoruz; kanunların hiçbir yerde çiğnenmemesini isteriz, ama kanunların çiğnenmeyeceği tek yer varsa, hiç çiğnenmeyeceği bir yer varsa orası da Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.

Maalesef dün akşam yaşananlar; Türkiye’ye, kamuoyuna, kamu vicdanına, 11 Mart 2012 tarihini yani 4+4+4 Kanun Teklifinin Milli Eğitim Komisyonundaki görüşmelerinin bir yeniden canlandırılmasıydı. Her türlü hakaret, her türlü fiziki üstünlükten kaynaklı psikolojik ve fiili tacize, yetmedi bununla birlikte küfür ve hakaretlere maruz kalan üç muhalefet- üç demeyelim-muhalefet partisi milletvekillerinin dün akşam sergiledikleri tutum… Her şeye rağmen bir sağduyu içerisinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kamuoyunu rahatsız edecek çirkin görüntülerin yaşanmaması konusunda Cumhuriyet Halk Partililer olarak azami gayreti gösterdik. Ancak bununla beraber, üzerine yemin ettiğimiz anayasanın bize verdiği yetkileri ve hakları, yine anayasadan kaynaklı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nün bize verdiği hakları kullanmak mecburiyetindeyiz. Bu hakların bile kullanılmasına tahammül edemeyen AKP Grubunun dün akşam komisyona yaşattığı manzara Türkiye için ve AKP’nin Türkiye’ye getirmek istediği yeni düzen, yeni mekanizma anlayışının ortaya çıkması bakımından güzel bir gösterge olmuştur.

Değerli arkadaşlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi kimseden emir almaz. Aynı şekilde yargının da kimseden emir ve talimat almaması lazım. Bunlar anasayada yazılı şeylerdir. Cumhurbaşkanı ve Başbakan bürokratlara emir verebilir, talimat verebilir. Ama Cumhuriyet Halk Partisi olarak, saray’n takvimlendirdiği şekilde bu anayasa değişiklik teklifinin görüşülmesine müsaade etmeyeceğiz. Bu değişiklik teklifi görüşülebilir, ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nün emrettiği amir hükümler çerçevesinde görüşebilir. Meclis’te muhalefeti fiziki olarak sindirerek, püskürterek, salondan dışarı çıkararak, hakaret ederek böyle bir teklifin yasalaşması kamu vicdanında kabul görmez, bunun altını özenle çizmek istiyorum.

Başbakanın daha üç dört gün önce, Anayasa Komisyonundaki görüşmelerin Aralık sonunda biteceğini ilan etmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin hukukuna yapılmış ve yapılabilecek en büyük saygısızlıktır, bir ciddi hadsizliktir. Başbakan şunu bilmelidir 316, 133’ten büyük olabilir, ama Türkiye 316’dan büyüktür. Başbakana, esasen saraya bir sözüm var: Demokrasi el kaldıran iki ördeğin bir file üstünlük sağladığı rejimin adı da değildir. Şentop’a bir lafım var, dün akşam söyledim, yine söylüyorum: Eşkıyalığın literatürdeki, sözlükteki tanımı ‘kanun dışı’dır, ‘kural dışı’dır. Şentop’un dün akşam yaptığı çok açık bir “Siyasi eşkıyalık”tır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bunlara pabuç bırakacağını bekleyenler ve zannedenler Pazartesi günü bir hayal kırıklığı içinde olacaklardır. Biz ettiğimiz yeminden kaynaklı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nün bize verdiği bütün imkânları kullanacağız. Ve inanarak söylüyorum, altını çizerek söylüyorum: Yürütme yetkisinin, yasama yetkisinin ve yargı yetkisinin bir tek kişinin vicdanının ve iki dudağının ucuna teslim edilmesine Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Sayın milletvekillerinin- parti ayrımı yapmadan söylüyorum- vicdanları izin vermeyecektir. Bu teklif Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden referanduma gidecek şekilde kabul oyu almayacaktır.

Altını özenle çizmek istiyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bir teferruat kuruluş haline dönüştürülmesine, toplumun da, Sayın milletvekillerinin de, kamuoyunun da, özellikle de Cumhuriyet Halk Partisi’nin rızası yoktur. Bu Meclis alelade Bir Meclis değildir. Top sesleri altında savaşı sevk ve idare eden bir Meclisin kendini ortadan kaldırmasına, bu Meclisin rıza göstermesi mümkün değildir. Tekrar hukuk çerçevesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü çerçevesinde AKP zorbalığına karşı Cumhuriyet Halk Partisi olarak, hukukun içinde kalarak, kamu vicdanını rahatsız edecek görüntülere meydan vermeden demokrasi için mücadelemize devam edeceğiz.

Teşekkür ederim.
Kaynak: chp.org.tr
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER