BUNUN GIBI DAHA KIMLER VAR KIMLER..!

Uzun süredir arıyordu sonunda dayanamadım yanına gittim. Çünkü elinden başka şekilde kurtuluş yok. Gece gündüz demiyor arıyor.. Zamansız aradığı gibi bir de sorgusuz sualsiz konuşuyor da konuşuyor. “Müsait misin?” falan diye sormak da yok..

Elimi sıkıp, “hoşgeldin” dedikten sonra daha “nasılsın?” diye sormadan başladı..

“Abi, sen nasıl gazetecisin yaaa?!”

Şaşırdm ama belli etmedim,

“Nasılı var mı, olması gerektiği gibi gazeteceyim, bir yanlışımızı mı gördün?”

“Hayır abi öyle demek istemedim. Zaten bu ortamda bu iş ancak bu kadar yapılır.. Ama bazı şeyleri de yazmanı bekliyorum fakat yazmıyorsun, bu sitemim ondan..” diyerek, masadaki çay bardağını aldı, bir yudum çekti.

“Merak ettim, neyi yazmıyor muşum? Söyle, ben de bileyim. Eğer gazetecilikle ilgiliyse yazmadığım; yazmaya değer bulmadığım çok şey var... Ama..”

“Aması maması yok abi, gördüğünü yazacaksın, duyduğunu yazacaksın, yoksa yapma bu işi.. Ortalık çalkalanıyor, sen diyorsun “yazmaya değer bulmuyorum..”

“Abi, sen şunu açık açık anlatsana, mesele nedir?”

Gözüme dik dik baktı, ağır ağır konuştu..

“Ağzımdan laf alacaksın değil mi? Yok öyle yağma.. Millet yesin yağlı böreği, sen otur burda, yazmaya değer bulma, ben de konuşayım, düşman sahibi olayım..”

Sustum, ne diyeceğimi bilemedim. Adam hem konuyu kendi açıyor hem de konuşmaktan kaçınıyor.

“Bak abicim..!” dedim, bırak eveleyip gevelemeyi, söyle ne söyleyeceksen, yoksa ben gidiyorum..”

Durdu, biraz düşünür gibi yaptı..

“Ama benden duymuş olma, başım derde girer sonra.. Yazar mısın yazmaz mısın onu da sen bilirsin”

“Sen anlat, onu sonra düşünürüz..”

“Abi, adam bir çeşit.. Herkesin içinde, elalamin gözünün içine baka baka yapıyor.. Ne utanma var ne arlanma.. Taklacının teki... Etrafındaki herkes olayı biliyor ama susuyor.. Vallahi yeter artık, bir gün çıkacağım karşısına, ‘yeter artık senin yaptıkların. Havadakini de götürdün, yerdekini de, sen ne biçim adamsın’, diyeceğim, ondan sonra da birbirimize gireceğiz..”

Dinliyordum..

“Bir insan ancak bu kadar adi olabilir, ahlaksız adam...!”

Öfke doluydu ama bu öfkesi kimeydi anlayamamıştım. Sordum;

“Hayrola, kime öfkelendin bu kadar?”

Gözüme dik dik baktı, dudaklarını öne çıkarıp, büzerek “hıhhh..” deyip, bıyık altından güldükten sonra..

“Sanki bilmiyorsun...”

Bir “hıhhhh..” daha çekip, gözlerime alay eder gibi baktı..

“Boşver” dedi..  “Sen bilmiyorsan, hiç kimse bilmez. Ama seni tebrik ediyorum, hiç renk vermiyorsun. Demekki gazeteci olmak böyle bir şey.. Ben olsaydım dayanamaz yazardım, ondan sonra da alırdım başıma belayı..”

“Haklısın..!” dedim.. Ben, senin ne demek istediğini çok iyi anladım.. Ama kimi kime şikayet edeceksin.. Kimi uçağa, kimi arabaya kimi de motora biner, tercih onların.. Ben karışmam.. Ama karamanın koyunu kaza yapınca belli olur, bu da bindiğine bağlı...”

“Şifreli konuştun be abi.. Ama ben anladım.. Anlayacağın sen işi kazaya bırakmışsın.. Allah kabul etsin. ”

Biraz daha konuştuk, içini iyice döktü, ondan sonra ayrıldım, biliyorum gidip dinlemesem bıkmadan usanmadan arayacak...

Daha bunun gibi kimleri dinliyorum kimleri.. Bir anlatsam..

Önceki ve Sonraki Yazılar