İbrahim Erdem KARABULUT

İbrahim Erdem KARABULUT

İLK DEFA YANILDIM.

Sedat Peker için kaçıp gittiği ülkeden içişleri bakanı Süleyman Soylu'ya yaptığı ağır hakaretleri Devletçi- Milliyetçi yapımdan dolayı ağır bir dil ile eleştirmiştim.
 "Mafya Sedat Peker kendine gel" diye ağır bir makale kaleme almıştım.
İçişleri bakanı ile bir problem yaşamış olması kişisel mücadelesi başka, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin içişleri bakanına "burnuna halka takacağım" ifadesi ise toplumun kabul edileceği bir ifade değildir.

Sedat Peker benim gözümde bir mafya lideriydi.
Hala benim gözümde bir mafya lideridir.
Ülkemizde 7 den 77'ye herkesin bildiği gibi.
Bir mafya lideri ise benim ülkemin içişlerine böyle bir ifade kullanamazdı.

Kendine özgü tutum ve davranışları olan, insanlara faydalı bir çok konuyu çözüm yolunu gayri kanuni yaparak halletmesi bazılarına göre doğru olsada benim devletçi anlayışım-da ise yapılan kanun dışı herşey illegaldir.
Devletin içerisine sızmış olan bazı çetelerin yaptıkları yanlış ve çirkin işleri deşifre etmek kimilerine göre doğru olsada bana göre bu deşifre şekli gayri yasal yollardan olması bir o kadar yanlıştır.

Bir mafya lideri olarak toplumun tanıdığı Sedat Peker şimdiye kadar yaptıkları neredeyse her gayri yasal iş "Robin Hood" misali iyi olarak bilinsede Türkiye Cumhuriyeti Devleti anayasal bir devlet düzeni ile yönetilmektedir.

Sedat Peker ise ülkenin en tepesindeki isim olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile sarayda dahi görüşme kabiliyeti olan biri olarak sistemdeki bütün aksaklıkları, satılmışları, ihanet içerisinde olanları deşifre etmeyi tercih etmeliydi.

Sonuç olarak gelinen noktada geri dönüşü olmayan bir yolu seçerek eskiden her köyde bulunan bir deli olmayı seçme yerine adeta ülkenin delisi olmayı tercih ederek gemileri yakmasının mutlaka kendince bir nedeni vardır.

Sedat Peker ve yakın çalışma arkadaşlarının zamanla yaptıkları paylaşımlar ülkedeki vatan haini dahi denemeyecek kadar aşağılık işlere imza attıklarını öğrenmemize neden olurken başta vatandaşlarımızın hayal kırıklığına uğramasını sağlarken Z kuşağı denen genç neslin devlete ve bu millete olan güvenini tamamen yok etmiştir.

İş dünyası başta olmak üzere hayatın hangi evresinde olursa olsun yaşama bakış açısını değiştirip vatan, millet, bayrak , devlet gibi duyguların adeta törpülenmesine neden olmuştur.

Peker tanıdığı alçak, kahpe ve bu ülkedeki haramzadeleri intikam alma duygusundan çıkarak milliyetçi duygularla oyunun dışına atılmasını devletin hesap soracak duruma getirilmesini sağlamalıdır.

Sonuç itibariyle bildiklerini belgeleri ve kanıtları ile açıklama cesaretini tüm çıplaklığı ile anlatan Sedat Peker kendisini ülkesi için feda ederek Ülkenin delisi ilan ettiyse eğer Ülkenin savcılarının ise kendilerini Türkiyenin deli savcısı unvanını alacak birkaç Cumhuriyet savcısına ihtiyacı olduğunu savcılarımız göz önünde bulundurmalı gereğini yapmalıdır.

Bu bir milad olmalıdır.
Ülke aydınlığa çıkmalıdır.
Ülkenin kuytu köşelerini tutan devletin içerisine çöreklenmiş olan her bir vatan haini tek tek deşifre edilerek görevden el çektirilmelidir.

Ülkenin kanını emen görünürde iş dünyası içerisinde olup yaptıkları kan donduracak hırsızlık, yolsuzluk olan bu kahpe çocuklarının her bir kuruşunda tüyü bitmedik yetimlerin hakkını yemeleri engellenmelidir.

Bu ve benzeri devleti milleti soyan iş dünyası içerisinde saygın gibi görünen alçaklar bu ülke için Fetö ve PKK denen alçak örgütten daha tehlikelidir.
Peki kim bunlar?
Sedat Peker ve arkadaşlarının paylaşımlarında kimi eski bürokrat, kimi eski vekil, kimi iş dünyasının saygınları sadece bakmak gerekir.
Bunu yaparken "öküzün trene bakması" gibi değil görmek için bakmak gerek.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.