Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ali Rıza Erbay, İstanbul’da yaşanan şiddetli yağış ve sel felaketinin ardından yaptığı açıklamada, sürecin afetlere hazırlık ve sağlık hizmetlerinin sürekliliği açısından kritik bir sınav olduğunu vurguladı. Afetin yol açtığı maddi hasar ve can kayıplarının ötesinde derin kamusal sonuçlar doğurduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Erbay, Sağlık Bakanlığı'nı sorumluluk almaya ve şeffaf olmaya davet etti.
Bakanlığın sorumluluğunun sadece yaralılara müdahale etmekle sınırlı kalamayacağını ifade eden Prof. Dr. Ali Rıza Erbay, sel sularının kanalizasyon, atık su ve kimyasallarla kirlenmesinin çok ciddi salgın ve zehirlenme riskleri barındırdığına dikkat çekti. Güvenli içme suyunun sağlanması, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve diyaliz hastaları, yaşlılar ile engelliler gibi kırılgan grupların tedaviye erişiminin güvenceye alınması gerektiğini vurgulayan Erbay, resmi makamların yanıtlaması istemiyle içme suyu analizlerinin takibi ve acil sağlık hizmetlerinin sürekliliği üzerine “İçme suyu güvenliği ve su analizleri nasıl izlenmektedir? Bulaşıcı hastalıklar ve zehirlenmelere karşı hangi erken uyarı ve sürveyans mekanizmaları işletilmektedir? Hastanelerin, 112 acil sağlık hizmetlerinin ve ambulans ulaşımının sürekliliği nasıl güvence altına alınmıştır? Diyaliz hastaları, yaşlılar, engelliler ve düzenli ilaç kullanan yurttaşların tedaviye erişimi için hangi önlemler alınmıştır?” sorularını yöneltti.
Halk sağlığı politikasının sadece hastalık ortaya çıktıktan sonra müdahale etmekten ibaret olmadığını hatırlatan Erbay, kamusal şeffaflık çağrısı yaparak şunları kaydetti:
"Bu sorumluluğun yerine getirilip getirilmediği, açıklamalarla değil, doğrulanabilir veriler ve ölçülebilir performans göstergeleriyle değerlendirilmelidir. Kurumlar yalnızca yaptıklarını değil, tespit edilen eksiklikleri ve bunları gidermek için aldıkları önlemleri de açıklamalıdır. Sağlık Bakanlığından beklentimiz; afet sonrasında yalnızca açıklama yapan değil, afet öncesinde ölçülebilir hazırlık yapan ve halk sağlığını koruyan bir sağlık yönetimidir."
Basın açıklamasının tam metni:
“SEL FELAKETİ YALNIZCA BİR AFET DEĞİL, HALK SAĞLIĞI VE KAMUSAL HESAP VEREBİLİRLİK SINAVIDIR
İstanbul’da etkili olan şiddetli yağış ve sel, can kayıpları ve maddi hasarın yanı sıra afetlere hazırlık, sağlık hizmetlerinin sürekliliği ve kamu kurumlarının hesap verebilirliği konusunda önemli sorular doğurmuştur.
Sağlık Bakanlığının sorumluluğu, yaralılara müdahaleyle sınırlı değildir. Sel sularının kanalizasyon, atık su ve kimyasallarla kirlenmesi; güvenli içme suyunun sağlanmasını, bulaşıcı hastalıkların önlenmesini, acil sağlık hizmetlerinin sürdürülmesini ve kırılgan grupların korunmasını zorunlu kılmaktadır.
Peki Sağlık Bakanlığı bu risklere ne ölçüde hazırlıklıdır?
İçme suyu güvenliği ve su analizleri nasıl izlenmektedir? Bulaşıcı hastalıklar ve zehirlenmelere karşı hangi erken uyarı ve sürveyans mekanizmaları işletilmektedir? Hastanelerin, 112 acil sağlık hizmetlerinin ve ambulans ulaşımının sürekliliği nasıl güvence altına alınmıştır? Diyaliz hastaları, yaşlılar, engelliler ve düzenli ilaç kullanan yurttaşların tedaviye erişimi için hangi önlemler alınmıştır?
Bu soruların yanıtları genel açıklamalarla sınırlı kalmamalıdır. Su analizleri, sağlık hizmetlerindeki kesintiler, hasta sevkleri, hastalık şüpheleri ve kırılgan gruplara ulaştırılan hizmetler gibi somut göstergeler kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmalıdır. Kurumlar yalnızca yaptıklarını değil, tespit edilen eksiklikleri ve bunları gidermek için aldıkları önlemleri de açıklamalıdır.
Elbette hiçbir kurumdan olağanüstü yağışların bütün sonuçlarını ortadan kaldırması beklenemez. Ancak riskleri önceden değerlendirmek, kurumlar arası koordinasyonu sağlamak, güvenli su ve sanitasyonu güvence altına almak ve sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürmesini sağlamak kamusal sorumluluktur. Bu sorumluluğun yerine getirilip getirilmediği, açıklamalarla değil, doğrulanabilir veriler ve ölçülebilir performans göstergeleriyle değerlendirilmelidir.
Sağlık politikası, hastalık ortaya çıktıktan sonra müdahale etmekten ibaret değildir. Asıl başarı; riskleri önceden belirlemek, afetlere hazırlıklı olmak ve önlenebilir sağlık sorunlarını ortaya çıkmadan engellemektir.
Sağlık Bakanlığından beklentimiz açıktır: Afet sonrasında yalnızca açıklama yapan değil, afet öncesinde ölçülebilir hazırlık yapan; yalnızca tedavi sunan değil, halk sağlığını koruyan; çalışmalarını, eksikliklerini ve düzeltici adımlarını kamuoyuna açıklayan bir sağlık yönetimi.”