Berfin Karan: “Üniversite Kazanmak Bir Piyango, Okumak İse Ayrıcalık Olmamalıdır”

CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Berfin Karan, Genel Merkez’de düzenlediği basın toplantısında artan üniversite barınma maliyetlerine, yetersiz KYK yurt kapasitelerine, fahiş yemekhane zamlarına ve öğrencilerin yaşadığı geçim sıkıntılarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Üniversiteyi kazanmanın artık kutlanan bir başarıdan öte ekonomik bir imtihana ve yapısal bir krize dönüştüğünü belirten Karan, gençlerin barınma, beslenme ve eğitim haklarının güvence altına alınması gerektiğini vurgulayarak iktidara çağrıda bulundu.

Üniversiteyi Kazanmak Başarı, Geçinebilmek İse Büyük Bir İmtihan

Günümüzde bir gencin üniversiteyi kazanması, yalnızca kutlanacak bir başarı değil, aynı zamanda büyük bir ekonomik mücadelenin başlangıcı hâline geldi. Bir öğrenci üniversiteyi kazanıyor. Ailesi seviniyor, hayaller kuruluyor. Ancak bu sevincin ardından gençlerin karşısına çok daha ağır bir gerçek çıkıyor: “Nerede kalacağım, nasıl geçineceğim, eğitimimi nasıl sürdüreceğim?” Devlet yurdu çıkarsa bu kez başka sorular başlıyor: Yurdum üniversiteme kaç kilometre uzaklıkta? Her gün ulaşım masrafını nasıl karşılayacağım?

Yurt çıkmazsa ev tutmak zorunda kalıyor. Bu kez kira yükünü hafifletmek için kaç kişiyle aynı evi paylaşacağını düşünüyor. Özel yurda gitmek zorunda kalırsa ailesinin bu masrafı nasıl karşılayacağını hesaplıyor. İşte Türkiye’de üniversite öğrencilerinin karşı karşıya bırakıldığı tablo budur. Bu artık geçici bir ekonomik sıkıntı değil, gençlerin eğitim hakkını tehdit eden yapısal bir barınma krizidir.

2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde İstanbul, Ankara, İzmir, Konya ve Eskişehir gibi büyükşehirlerdeki barınma maliyetleri, gençlerin ve ailelerinin omuzlarına ağır bir yük bindiriyor. Özel yurtların aylık ücretleri 25 bin liradan başlayıp 80 bin liraya kadar çıkabiliyor. Bu rakamlar, bir öğrencinin yalnızca barınabilmesi için yılda 250 bin liradan 800 bin liraya kadar bir bütçeye ihtiyaç duyabileceğini gösteriyor. Ankara’da altı kişilik ranzalı odaların 20 bin liradan başladığı, tek kişilik odaların ise 55 bin liraya kadar yükseldiği belirtiliyor. İstanbul’da bazı özel yurtlarda tek kişilik odaların fiyatı 80 bin liraya yaklaşıyor. Üstelik öğrencilerin karşısına yalnızca oda ücreti çıkmıyor; akşam yemeği için ek ücret talep eden, çamaşır ve kurutma makinelerini bile ayrı ücretlendiren yurtlar bulunuyor.

Barınma Hakkı Lüks Değil, Eğitim Hakkının Ayrılmaz Bir Parçasıdır

Barınmak artık bir öğrencinin en temel ihtiyacı olmaktan çıkıp lüks hâline mi geliyor? Şimdi sormak istiyorum: Asgari ücretle çalışan bir ailenin çocuğu bu ücretleri nasıl karşılayacak? Bir anne ve baba, çocuklarını okutabilmek için kendi temel ihtiyaçlarından ne kadar daha vazgeçecek? Bir genç, sırf ailesine yük olmamak için hayallerinden vazgeçmek zorunda mı kalacak?

Üniversiteyi kazanmak, yalnızca sınavda başarılı olmakla bitmez. Gençlerin barınabildiği, beslenebildiği, ulaşımını sağlayabildiği ve insanca yaşayabildiği koşulların oluşturulması gerekir. Eğitimde fırsat eşitliği, yalnızca üniversite kapısını açmak değildir; o kapıdan giren her gencin eğitimini sürdürebilmesini sağlamaktır. Bir gencin geleceği, ailesinin gelirine; üniversite hayalleri, kira fiyatlarına; eğitim hakkı, barınma imkânlarına bağlı olmamalıdır. Gençlerimiz barınma kaygısıyla değil, bilimle, sanatla, teknolojiyle ve ülkenin geleceğini inşa etme heyecanıyla yaşamalıdır.

Çünkü bir ülkede gençler üniversiteyi kazanmayı başarı, üniversitede okuyabilmeyi ise ekonomik bir imtihan olarak görüyorsa orada ciddi bir sosyal adalet sorunu vardır. Bizim görevimiz gençlere yalnızca “Üniversiteyi kazanın” demek değil, “Kazandığınız üniversitede insanca okuyabilmeniz için gereken koşulları sağlayacağız” diyebilmektir. Unutulmamalıdır: Gençlerin barınma sorunu, yalnızca gençlerin değil, Türkiye’nin geleceğinin sorunudur.

KYK Yurtları ve Burs Miktarları İhtiyaçları Karşılamaktan Uzaktır

Peki, devlet yurtları yeterli mi? Türkiye genelinde örgün yükseköğretimde yaklaşık 4 milyon öğrenci bulunuyor. KYK yurtlarının kapasitesi ise yaklaşık 1 milyon öğrenciyle sınırlı. Başka bir ifadeyle, her dört öğrenciden yalnızca biri kamu yurtlarında barınma imkânına ulaşabiliyor. Bu tablo, üniversiteye başlayan milyonlarca gencin her yıl aynı soruyla karşı karşıya kaldığını gösteriyor: “Nerede kalacağım?” Ancak devletin sunduğu imkânlar, öğrencilerin barınma ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalıyor.

Üstelik yurda yerleşebilmek de her zaman sorunun çözüldüğü anlamına gelmiyor. Çünkü öğrenciler bu kez de yanlış konumlandırılmış, kampüslerinden uzak yurtlarla karşı karşıya kalıyor. Bir öğrenci okuluna yakın bir yurtta kalamıyorsa her sabah ve her akşam saatlerini yollarda geçirmek zorunda kalıyor. Daha fazla ulaşım ücreti ödüyor, derslerine ayırabileceği zamandan kaybediyor, yoruluyor ve eğitim hayatını sürdürmekte daha fazla güçlük çekiyor. Barınma hakkı, ulaşım çilesine; eğitim hakkı ise ekonomik ve lojistik bir mücadeleye dönüşüyor.

Oysa devletin sağladığı yurtlar, öğrencilerin eğitim hayatını kolaylaştırmalı; onları yeni sorunlarla baş başa bırakmamalı. Barınma politikası yalnızca kaç öğrenciye yatak sağlandığıyla değil, öğrencinin üniversitesine ne kadar yakın olduğu ve temel ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamadığıyla da değerlendirilmelidir. Bir de KYK bursu ve öğrenim kredisi meselesi var. 2026 yılında lisans öğrencilerine verilen KYK burs ve kredi tutarı 4 bin lira. Büyükşehirlerdeki barınma maliyetleri dikkate alındığında, bu miktarın öğrencilerin en temel ihtiyaçlarını karşılamakta ne kadar yetersiz kaldığı açıkça görülüyor.

Öğrenciler Ay Sonu ve Karın Doyurma Hesabı Yapıyor

Üstelik öğrencinin tek gideri barınma değil. Ulaşımı, kitabı, kırtasiyesi, telefonu, kişisel ihtiyaçları ve beslenmesi var. Üniversite öğrencisi bütün bu giderleri sınırlı bir bütçeyle karşılamaya çalışıyor. Bugün gençler burs ve kredi miktarını konuşurken artık yalnızca “Sosyal hayatımı nasıl sürdüreceğim?” diye sormuyor; “Bununla nasıl yaşayacağım?” diye soruyor. Çünkü mesele artık bir kahve içebilmek, bir konsere gidebilmek ya da sosyal hayata katılabilmek değil. Mesele, ay sonunu getirebilmek. Mesele, karnını doyurabilmek. Mesele, ailesinden para istemeden eğitimine devam edebilmek.

Bir öğrencinin geleceği, ailesinin banka hesabındaki bakiyeye bağlı olmamalıdır. Anne babasının maddi imkânları sınırlı diye hiçbir genç eğitiminden vazgeçmek zorunda kalmamalıdır. Eğitim, ailesi varlıklı olanların ayrıcalığı değil; her yurttaşın eşit hakkıdır. Devletin görevi, gençlere yalnızca üniversite kapısını açmak değildir; o kapıdan giren her öğrencinin barınabileceği, beslenebileceği ve insanca yaşayabileceği koşulları da sağlamaktır. Çünkü bir ülkenin geleceği, gençlerine kaç kişilik yurt yaptığıyla sınırlı değildir; asıl mesele, o gençlerin hayallerini gerçekleştirebilecekleri bir yaşamı kurup kuramadığıdır. Hiçbir genç, yoksulluğu yüzünden eğitiminden vazgeçmemeli; hiçbir aile, çocuğunu okutabilmek için çaresizliğe mahkûm edilmemelidir. Gençlerin geleceği, ekonomik imkânsızlıkların insafına bırakılamaz.

Yemekhane Zamlarına Karşı Öğrenciler Direniyor

Bunun en açık göstergesi de üniversite yemekhanelerinde yaşananlardır. Son haftalarda öğrenciler yeniden sokakta, yeniden kampüslerde direniyor. İstanbul Üniversitesi öğrencileri, yemekhane ücretlerindeki artışı protesto etmek için yürüdü. Öğrenciler, bir yıl içinde yapılan üç zam sonucunda bir öğün yemek ücretinin yüzde 180 arttığını açıkladı. Boğaziçi Üniversitesi'nde ise yemek ücreti bir yıl içinde 50 liradan 85 liraya yükseldi ve öğrenciler buna karşı eylem yaptı.

Düşünün ki bir üniversite öğrencisi sabah evinden çıkıyor; yurduna para veriyor, otobüse para veriyor, okula geliyor. Yemekhaneye gidiyor ve karşısına bir zam daha çıkıyor. Sonra biz bu gençlere çıkıp "Derslerinize odaklanın, geleceğinizi düşünün" diyoruz. Nasıl düşünsün? Karnı aç olan öğrenci geleceğini nasıl planlasın? Barınamayan öğrenci dersine nasıl odaklansın? Her ay kira, yurt ve yemek hesabı yapan bir gençten nasıl akademik başarı bekleyelim?

Öğrenciler bizden lüks istemiyor; tek kişilik odalarda beş yıldızlı konfor istemiyor, ücretsiz tatil istemiyor. İstedikleri şey çok basit: Başlarını sokabilecekleri güvenli bir oda, okullarına ulaşabilecekleri bir yurt, karnını doyurabilecekleri bir yemekhane, insanca yaşayabilecekleri bir burs ve en önemlisi, eğitim hakkının ailesinin ekonomik gücüne bağlı olmaması. Bugün Türkiye'de üniversiteyi kazanmak bir başarı ama üniversitede barınabilmek, beslenebilmek ve eğitimini sürdürebilmek giderek ekonomik bir dayanıklılık sınavına dönüşüyor.

Biz gençlere "Geleceğimizsiniz" diyoruz ama geleceğimiz dediğimiz gençlere bugününü yaşatamıyorsak o geleceği nasıl kuracağız? Bir öğrencinin üniversiteye gittiğinde ilk hesabı ders programı olmalı, kira hesabı değil. Bir öğrencinin akşam düşündüğü şey yarınki sınavı olmalı, yarın nerede kalacağı değil. Bir öğrencinin yemekhaneye girdiğinde düşünmesi gereken şey dersleri olmalı, bugün yemek yiyip yiyemeyeceği değil.

Cumhuriyet Halk Partisi Olarak Gençlerin Yanındayız

Buradan açıkça söylüyoruz: Barınma bir ayrıcalık değil, eğitim hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Yurt kapasitesi artırılmalıdır. Yurtlar, öğrencilerin eğitim gördüğü kampüslere ve ulaşım hatlarına göre planlanmalıdır. Yurt yerleştirmelerinde öğrenciyi mağdur eden uzak ve işlevsiz eşleşmeler giderilmelidir. Öğrencilerin burs ve kredi miktarları gerçek yaşam maliyetleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir. Üniversite yemekhanelerindeki fahiş zamlar durdurulmalı, öğrencilerin sağlıklı ve erişilebilir beslenmesi güvence altına alınmalıdır.

Çünkü eğitim hakkı yalnızca üniversitenin kapısından içeri girebilmek değildir; eğitim hakkı, o kapının dışında da yaşayabilmektir. Ve biz bugün bu kürsüden üniversite öğrencilerine şunu söylüyoruz: Siz yalnız değilsiniz. Çünkü bu ülkenin gençleri barınabilmeli, beslenebilmeli, okuyabilmeli ve geleceğini kurabilmelidir. Bir öğrencinin hayali, ailesinin gelirine sığdırılmamalıdır. Üniversite kazanmak bir piyango olmamalı, üniversitede okuyabilmek de bir ayrıcalık olmamalıdır. İşte biz bu yüzden Cumhuriyet Halk Partisi olarak, her fırsatta gençlerin yanında olmaya devam edeceğiz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici ifadeler veya imalar ile inançlara yönelik saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.

SİYASET Haberleri