Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Dr. Gamze Akkuş İlgezdi, Türkiye’de derinleşen yoksulluk, eğitimden kopuş ve kuralsız çalışma düzeninin çocukları ölüme sürüklediğini belirterek, “Resmî raporlar ve bağımsız veriler Türkiye’de çocukların yaşam hakkının açıkça gasp edildiğini belgeliyor. DİSK-AR ve İSİG Meclisi’nin ortaya koyduğu veriler; kamu kaynaklarıyla finanse edilen, denetimsizliği normalleştiren ve çocukları işletmelere bedava iş gücü olarak peşkeş çeken politikaların sonucudur. Çocukların yeri ‘mesleki eğitim (MESEM)’ adı altında tehlikeli atölyeler ve inşaat iskeleleri değil, okullardır” açıklamasında bulundu.
Çocuk işçiliğinin "mesleki eğitim" adı altında meşrulaştırıldığını vurgulayan CHP Milletvekili Dr. Akkuş İlgezdi, “Bütçe kaynakları çocuk yoksulluğunu çözmek yerine sermayeye ucuz iş gücü transferi için harcanıyor. İktidar her alanda olduğu gibi söz konusu çocuklar olduğunda da yurttaşın değil sermayenin yanında saf tutuyor” dedi.
HER ÜÇ ÇOCUKTAN BİRİ YOKSUL, EĞİTİMDEN KOPUŞ REKOR SEVİYEDE
Çocukların çalışma yaşamına itilmesinin temelinde hanehalkı yoksulluğunun yattığını belirten Dr. Akkuş İlgezdi, “DİSK-AR’ın Eylül 2026 tarihli Çocuk İşçiliği Raporu’na göre Türkiye’de her üç çocuktan biri yoksulluk sınırının altında yaşıyor. TÜİK verileri açıkça gösteriyor ki çalışan çocukların yüzde 59,2’si hanehalkı gelirine katkı sağlamak ya da ailesinin ekonomik faaliyetine yardımcı olmak için çalışıyor. Ekonomik krizin faturası çocuklara ödetiliyor; 14-17 yaş grubundaki okullaşma oranı son iki eğitim-öğretim yılında 8,1 puan birden gerileyerek yüzde 86,42’ye düşmüştür. Zorunlu eğitim çağındaki yüz binlerce evladımız, devlet eliyle örgün eğitim dışına ve fabrikaların insafına terk ediliyor” dedi.
MESEM UCUZ EMEK MERKEZİNE DÖNÜŞTÜ: 10 YILDA 5,3 KAT ARTIŞ
MESEM’in işletmeler için kamu teşvikiyle fonlanan bir sömürü modeline dönüştüğünü kaydeden Dr. Akkuş İlgezdi, “DİSK-AR raporunda yer alan Millî Eğitim Bakanlığı verilerine göre, MESEM’e kayıtlı öğrenci sayısı son 10 yılda 5,3 katına çıkarak 2025-2026 eğitim-öğretim döneminde 509 bin 85’e ulaşmıştır. Sisteme kayıtlı öğrencilerin yüzde 79,8’ini 15-18 yaş arasındaki çocuklar ve gençler oluşturmaktadır. İş Kanunu kapsamı dışında bırakılan bu çocuklar, haftanın 4-5 günü ağır sanayide, kimya tesislerinde, oto sanayilerinde yetişkinlerin çalışma süreleriyle sömürülmektedir. İşsizlik Sigortası Fonu kaynakları yoksul çocukların beslenme ve eğitim masrafları yerine, işletmelerin bedava iş gücü maliyetine aktarılmaktadır” ifadelerini kullandı.
9 YILDA EN AZ 93 BİN ÇOCUK İŞ KAZASI GEÇİRDİ, 646 ÇOCUK CAN VERDİ
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın denetimsizliğinin iş cinayetlerini tırmandırdığına dikkat çeken Dr. Gamze Akkuş İlgezdi, “SGK istatistiklerine dayanan DİSK-AR tespitleri korkunç gerçeği belgeliyor: 2017-2025 yılları arasındaki 9 yıllık dönemde 14-17 yaş grubunda en az 93 bin 517 kayıtlı çocuk iş kazası geçirmiştir. 2017’de yüzde 9,5 olan çocukların iş kazası geçirme oranı 2025 yılında yüzde 25,8’e fırlamıştır. Yani kayıtlı çalışan her 4 çocuktan 1’i iş kazasına uğramaktadır ve çocukların kaza geçirme riski yetişkinlerin tam 6 katına çıkmıştır. İSİG Meclisi verilerine göre ise 2017’den 2026 Temmuz’a kadar en az 646 çocuk çalışırken yaşamını yitirmiştir. 2023’te 54, 2024’te 71 olan çocuk iş cinayeti sayısı 2025 yılında 94’e yükselerek tarihi bir rekora ulaşmıştır. Bu tablo kader değil; denetimsizliğin ve cezasızlığın sebep olduğu iş cinayetleridir” dedi.
“KAMU KAYNAKLARI ŞİRKETLERE DEĞİL, ÇOCUKLARIN EĞİTİMİNE AYRILMALIDIR”
Çocuk işçiliğinin önlenmesi için yapısal adımların derhal atılması gerektiğini vurgulayan Dr. Akkuş İlgezdi, “Çocuk işçiliğiyle mücadele; yetişkinlerin insanca yaşayabileceği bir ücrete kavuşturulmasından, sendikal hakların güvence altına alınmasından ve okullarda ücretsiz beslenme ile kamusal eğitimin sağlanmasından ayrı düşünülemez. 2024 yılı itibarıyla işyerlerinin yalnızca binde 4’ünün teftiş edildiği bir düzende çocukların can güvenliğinden söz edilemez. Çırak ve stajyerlerin İş Kanunu kapsamına alınması, sendikalaşma hakkının tanınması, çalıştıkları sürelerin emeklilik primine sayılması ve işletmelere aktarılan kamu kaynaklarının çocuk yoksulluğunu bitirecek kamusal politikalara yönlendirilmesi zorunludur. Ne çocuklarımızın geleceğinin ne de yaşam haklarının sermayenin kâr hırsına kurban edilmesine izin vermeyeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.