Müslim Sarı, MYK ve PM Kararlarını Açıkladı

Cumhuriyet Halk Partisi Sözcüsü Müslim Sarı:

- “30 Ağustos zaferi, aradan 104 yıl geçmiş olmasına rağmen bugün bile hâlâ hepimizin takdir ettiği, önemsediği çok önemli bir zaferdir.”

- “Enflasyonun yükselme eğilimi içinde olduğu bir yerde faiz oranlarında üstü kapalı indirim yapmak, iktisadi politikaların seçim ekonomisine doğru yönlendiğini gösteren ilk sinyaldir.”

- “SDG'nin Suriye ordusuna katılım sürecini olumlu karşılıyoruz; Suriye'de üniter devlet yapısının korunması Türkiye'nin bekası açısından çok önemlidir.”

- “Bölgemize barış getirmek açısından Ortadoğu Barış ve İstikrar Teşkilatı (OBİT) mutlaka ve mutlaka kurulmalıdır.”

- “Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat ile ilgili suç örgütü iddiası çökmüş ve 43 eylemden beraat edilmiştir; cezasızlık durumu ise bir hukuk garabetidir.”

- “Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeydan Karalar'a verilen ceza hukuk vicdanı açısından kabul edilemez, tamamen siyasi bir karardır.”

- “Tüzüğümüzü değiştireceğiz, ön seçimi dönüşsüz bir biçimde zorunlu hale getireceğiz.”

- “CHP'de bir genel başkanlık tartışması yoktur; partimizi güvenli limana götürecek kişi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'dur.”

- “9 Eylül’de partimizin kuruluş yıl dönümünde Sayın Genel Başkanımız kongre takvimimizin başlangıç tarihini açıklayacaktır.”

- “Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüzel kimliği içindeyken başka bir siyasal parti için çalışan isimleri tedbirli olarak disipline sevk ettik.”

- “Özgür Özel ve arkadaşlarının artık başka bir siyasal partinin genel başkanı olduğunu kabul etmesi ve CHP'li belediyeleri taciz etmekten vazgeçmesi gerekir.”

- “Üsküdar'da 26 CHP meclis üyesi CHP adayına oy vermek zorundadır; grubu bölmek AKP'ye belediyeyi hediye etmektir.”

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi (PM) toplantılara ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Sözlerine Büyük Taarruz'un 104'üncü yıl dönümü anarak başlayan CHP Sözcüsü Sarı, "Anadolu coğrafyasının yeniden Türklerin ana vatanı olmasını sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere şehitlerimizle, gazilerimizle, Anadolu'nun emekçi yoksul halkıyla hep beraber kazandığımız bir zaferdi. Dolayısıyla aradan 104 yıl geçmiş olmasına rağmen ne kadar önemli bir zafer oldu ne kadar önemli bir taarruz oldu. Bugün bile hâlâ hepimizin takdir ettiği, hepimizin önemsediği bir taarruzdu. O yüzden ben burada şehit olan bütün şehitlerimize, gazilerimize Mustafa Kemal Atatürk'e, onun silah arkadaşlarına bir kez daha takdirlerimi saygılarımı, sevgilerimi iletiyorum" ifadelerini kullandı. Sarı, şöyle konuştu:

Bildiğiniz üzere biz bu hafta yoğun bir toplantı silsilesi geçirdik. Hem il başkanları toplantımızı gerçekleştirdik hem MYK toplantımızı, peşinden de Parti Meclisi toplantımızı gerçekleştirdik. Parti Meclisimiz halen devam ediyor. Bu haftayı biz bir değerlendirme haftası olarak ilan etmiştik. Geçen haftadan beri bu meseleleri konuştuk. Hem örgütümüz hem Parti Meclisimiz hem MYK'mız, geçen haftadan beri önümüzdeki sürece ilişkin değerlendirmelerini bize ilettiler ve verimli toplantılar silsilesi gerçekleştirdik. Ben MYK gündemimize ve peşinden de önce İl Başkanları sonra da Parti Meclisinde aldığımız kararları, bununla ilgili değerlendirmelerimizi sizlerin aracılığıyla tüm Türkiye kamuoyuna sunmak istiyorum.

“MERKEZ BANKASI’NIN ÖRTÜLÜ FAİZ İNDİRİMİ ERKEN SEÇİM SİNYALİDİR”

Her zaman olduğu gibi bu MYK'da da yine Türkiye'nin gündemine ilişkin hem ekonomiye ilişkin hem dış politikaya ilişkin değerlendirmelerimiz oldu. Bunları uzun uzadıya konuşuyoruz, değerlendiriyoruz. Türkiye'nin temel sorunlarını, temel problemlerini. Ekonomi ile ilgili geçen haftanın en önemli gündemi, hiç kuşku yok ki enflasyon ve enflasyon etrafındaki tartışmalardı. Bildiğiniz üzere beklenti Anketi açıklandı. Merkez Bankası'nın Beklenti Anketine göre, gelecek dönemdeki enflasyonun artacağına ilişkin bir genel kanaat oluşmuş durumda toplumda. Hem reel sektör açısından hem piyasa açısından hem de hane halkı açısından meseleye baktığımızda %28 olarak tahmin edilen, önümüzdeki yılda 16 olarak tahmin edilen Merkez Bankası hedeflerine ulaşılamayacağını, bu hedeflerin piyasa tarafından, özellikle de hane halkı tarafından gerçekçi, rasyonel bulunmadığını bir kere daha görme fırsatımız oldu. Enflasyon %31-32'lerde. O da resmi enflasyon, manşet enflasyonu. Merkez Bankası'nın yıl sonu beklentisi 28 ama önümüzdeki 12 ay sonrasında hane halkı %40'ın üzerinde enflasyon bekliyor. Biliyorsunuz piyasalarda iktisat açısından beklentiler son derece önemlidir. Çünkü mevcut enflasyon rakamları beklentilerden etkilenir. Eğer piyasa ajanları, piyasa oyuncuları ya da piyasanın içinde bulunanlar, hem hane halkı hem reel sektör hem de finansal sektör olmak üzere gelecekte enflasyonun daha yüksek bir yerde oluşacağına inanıyorsa enflasyon daha yüksek bir yerde oluşur. Biz buna “iktisatta beklenti anketi” diyoruz. Dolayısıyla beklentiler bozuluyor. Ancak beklentilerin bozulduğu yerde bu hafta Merkez Bankası enteresan bir karar açıkladı. Normal koşullarda iktisat literatüründe enflasyon artıyorsa eğer ya da artma beklentisi varsa eğer fiyatlar genel seviyesinde talebi kısmaya çalışırsınız. Talebi kısmak için de faizi arttırırsınız. Enflasyon beklentisinin yükseldiği bir yerde Merkez Bankası'nın piyasa faizini, kendi fonlama maliyetini düşürüyor olması, sadeleştirme adımı çerçevesinde üstü örtük bir faiz indirimi anlamına da geliyor. Gecelik fonlama faizi %40'tan haftalık repoya döndü. Merkez Bankası yeniden %37'den fonlamaya başladı. Bunun yıllık bileşiğine baktığımız zaman %49'dan %44'e yani 4,5 puanlık piyasada bir gevşeme, piyasaya bir fazla para bırakma ve piyasada enflasyonla ters olabilecek bir talep gerçekleşmesi olanağını Merkez Bankası yaratmış oldu. Dolayısıyla burada çok büyük bir çelişki var. Enflasyonun yükselme eğilimi içinde olduğu bir yerde, faiz oranlarında üstü kapalı bir indirim yapmak aynı zamanda önümüzdeki aylardaki ilki 10 Eylül'de olacak para politikası kurulundaki faiz beklentilerinin de düşürülmesi yönünde kuvvetli bir beklenti oluşturmuş durumda. Dolayısıyla öyle anlaşılıyor ki, sonbahar dönemi boyunca Merkez Bankası faiz indirmeye devam edecek. Üstelik enflasyonda hedeflere yakınlaşamadığı halde. Bunun bir tek açıklaması olabilir sayın basın mensupları, o da aslında ufak ufak hükümetin ve Merkez Bankası'nın önümüzdeki yıl gerçekleşmesi düşünülen, planlanan bir erken seçime doğru olarak iktisadi politikaların özellikle faizin ve özellikle faiz üzerinden başka birtakım parametrelerin, kredi kanalının ufak ufak bir seçim ekonomisine doğru programlandığını, kodlandığını, yönlendiğini görüyoruz. Dolayısıyla bu ilk sinyaldir. Önümüzdeki dönemde, özellikle OVP açıklandığında bunu daha iyi göreceğiz. Eylül ayında bütçe geldiğinde Ekim ayında bunu bir kere daha göreceğiz. Ama esas olarak 1 Ocak'tan itibaren Türkiye'nin giderek seçim sathı mailine girdiğini, iktisadın da ekonominin de giderek seçim sathı maili çerçevesinde kodlanmaya, kurgulamaya başladığını göreceğiz. Bu ilk adımdır. Bu ilk adımı burada işaret etmek isterim.

“SDG'NİN SURİYE ORDUSUNA ENTEGRASYONUNU OLUMLU BULUYORUZ”

Onun ötesinde bildiğiniz üzere MYK'mızın gündeminde her zaman özellikle güvenlik bağlantılı ve dış politika bağlantılı değerlendirmeler olmaktadır. SDG'nin Suriye ordusuna katılım sürecinin tamamlanmasına ilişkin bir açıklama oldu. Biz bunu olumlu karşılıyoruz, doğru buluyoruz, iyi bir haber olarak değerlendiriyoruz. Çok fazla ayrıntıya sahip olmamakla beraber, terörsüz Türkiye süreciyle başlamış olan sürecin de doğru istikamette ilerlemesi açısından önemli bir adım olarak görüyoruz. Suriye'de üniter devlet yapısının korunması, buradaki bütün halkların, bütün kimliklerin, Kürt kimliği, Arap kimliği ya da başka kimliklerin en iyi şekilde sistemde temsil edilmesi ve tek bir Suriye devletinin Türkiye'nin bekası açısından ve Türkiye'nin iç siyaseti açısından da çok önemli olduğunu, dolayısıyla bu yönde gerçekleşmiş bu adımın da önemli bir aşama olduğunu değerlendiriyoruz. Bunu takip edeceğiz, izleyeceğiz önümüzdeki günlerde.

Bildiğiniz üzere, geçen hafta burada basın toplantısında özellikle İsrail jetlerinin Türkiye sınırına yakın bir yerde, bir bölgede bir askeri hava üssünü vurması ve bu hava üssü ile ilgili tartışmalar ve açıklamalar gündemde önemli yer edinmişti. Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisinin Suriyeş İsrail ile Türkiye arasında bir çatışma riskinden söz ediyor olması durumun aslında ne kadar vahim olduğunu bir kere daha gözler önüne sermişti. Dolayısıyla biz bölge jeopolitiği açısından, Türkiye'nin güvenliği açısından, Türkiye'nin kendi iç cephesini sağlamlaştırması açısından SDG'nin atmış olduğu bu adımı ve Suriye devletinin üniter yapısının korunması konusunda önemli olduğunu, iyi bir adım olduğunu ama yakından takip edilmesi gereken bir adım olduğunu kendi MYK'mızda değerlendirdik. Bildiğiniz üzere Sayın Genel Başkanımızın bu konuyla ilgili kapsamlı bir sosyal medya paylaşımı oldu. O sosyal medya paylaşımında bu konular ayrıntılı bir biçimde yer aldı. Bizim bölgenin istikrarı açısından, bölgelere barış getirmek açısından OBİT'in yani Ortadoğu Barış ve İstikrar Teşkilatının mutlaka ve mutlaka kurulması gerektiğini, bölgedeki hiçbir ajanı, hiçbir devleti dışlamadan bu sürecin ilerletilmesi gerektiğini önemsiyoruz öteden beri. Bununla ilgili Mekke Anlaşmasında eksikler vardı. Bu eksikleri de yine biz burada dile getirmiştik. İran'ı bölgede bu barış sürecinin içine almayan, kapsamayan, hakeza yine Mısır'ı kapsamayan yapıların Ortadoğu'da kalıcı bir barış üretme şansının olmadığını da bir kere daha vurgulamak isteriz. Ancak biz özellikle Suriye bağlamında gelişmeleri CHP olarak çok yakından takip ettiğimizi, çok yakından izlediğimizi, bu konuyla ilgili bütün değerlendirmeleri etraflı biçimde yaptığımızı bir kere daha kayıt altına almak isteriz.

“BELEDİYELERİMİZE YÖNELİK DAVALARIN TAKİPÇİSİYİZ”

Şimdi bunun dışında sayın basın mensupları, bildiğiniz üzere bizim Cumhuriyet Halk Partisi olarak CHP’li belediyelere dönük yürütülen süreçler, yürütülen operasyonlar, bunlarla ilgili yargılamalar konusunda da bir takip sistemimiz var. Biz bu takip sistemi çerçevesinde hem kurmuş olduğumuz komisyon hem yerel yönetimler birimi içinde oluşturduğumuz yapılarla; CHP’li belediyelerin kovuşturmaları, iddianameleri, bunlara isnat edilen suçlar, bunlarla ilgili mahkeme süreçleri ve yargılanma süreçlerini yakından takip ediyoruz. Biz bu davaları gruplandırmıştık. Bunların bir kısmı çoklu davalar yani birden fazla belediye başkanımızın içinde olduğu, yer aldığı davalar. Bir kısmı ise münferit davalar. Yani tek tek belediye başkanlarımızı ilgilendiren davalar. Bu davalardan ilki, toplu davalardan ilkinin ilk aşaması bilindiği üzere kamuoyunda “Aziz Ihsan Aktaş suç örgütü davası” olarak bilinen dava idi ve bunun ilk aşamasının sonuçlandığını dün değil evvelsi gün gördük. Bu davada bir defa verilen kararlarla ilgili değerlendirmelerimiz çok yönlü ve çok boyutlu. Bunu kamuoyuyla paylaşmak isteriz. Birincisi şudur ki, 63 eylemden 43 eylem ihaleye fesat karıştırma ve özel ve resmi evrakta sahtecilik suçlamalarının ağırlık kazandığı eylemlerdi. Bu eylemlerin bir tanesi hariç Aziz İhsan Aktaş ve Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat'ın beraat ettiğini gördük. Dolayısıyla neredeyse 63 eylemin 43'ü neredeyse üçte ikisinde isnat edilen suçlarla ilgili bir beraatın olduğunu, bir beraat kararı verildiğini görmüş bulunuyoruz. Buna mukabil 43 eylemden sonraki eylemler ki bunlar da daha ziyade rüşvet ve suç gelirlerinin aklanması üzerine kurulu. Buralarda ise hem Aziz İhsan Aktaş'ın hem de Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat'ın suçlu olduğunu ve ceza aldığını görüyoruz. Ancak Beşiktaş Belediye Başkanımız bu konuyla ilgili toplamda 23 yılın üzerinde bir ceza alırken, Aziz İhsan Aktaş'ın bir suç örgütü lideri olarak, birazdan onu da söyleyeceğim suçlu bulunmuş olmasına rağmen, suçlu görülmüş olmasına rağmen, en azından bu 43'ten sonraki eylemler bakımından hiçbir cezaya çarptırılmamış olmasını da bir hukuk garabeti olarak değerlendiriyoruz. Normal koşullarda, etkin pişmanlık başvurusu yapan kişilerin cezasızlık durumuyla karşı karşıya kalması görülmüş bir olay değildir. Dolayısıyla bir ceza indirimi beklerken, onun tamamen bir cezasızlık durumuyla karşı karşıya kalmasının, önümüzdeki dönemde karşılaşacağımız davalar bakımından da önemli bir sinyal oluşturduğunu değerlendiriyoruz. Öte yandan, iddianamenin ana çerçevesini oluşturan burada bir örgüt olduğu ve adının da “Aziz İhsan Aktaş suç örgütü” olduğu söylenen bir örgütün olmadığını gördük. Yani Sayın yargıçlar savcının iddia ettiği gibi orta yerde bir örgüt bulunmadığını ilan etmiş oldular. Dolayısıyla bir örgütün olmadığı ancak etkin pişmanlıktan yararlanan bir kişinin tamamen cezasız bırakıldığı bir yargılama ile karşı karşıyayız. Bunu dikkatlerinize sunmak isterim.

"OYA TEKİN'İN TUTUKSUZ YARGILANMASINI BEKLERDİK"

Tek tek belediye başkanlarımız açısından da konu değerlendirildiğinde, biz ilke olarak Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin ve bütün belediye başkanlarının kanunda uygun koşullar oluşmadığı sürece tutuksuz bir biçimde yargılanmasından yana olduğumuzu söyledik. Belediye başkanlarımıza isnat edilen suçlara baktığımızda, daha doğrusu artık kesilen cezalara baktığımızda neredeyse birbirinin aynı olan suçlarla ilgili, benzer suçlarla ilgili ve yine neredeyse birbirine yakın yıllarla ceza almış olan belediye başkanlarımızın bir tanesinin neden tutuklu olarak kaldığını anlayamadık. Biz diğer arkadaşlarımız tutuksuz yargılanıyorsa Seyhan Belediye Başkanımız Oya Tekin'in de tutuksuz yargılanmasını beklerdik. Aldıkları cezadan bağımsız olarak söylüyorum. Onun ötesinde bir belediye başkanımızın beraat ettiğini sevinçle görmüş bulunuyoruz.

"ZEYDAN KARALAR'LA İLGİLİ DEĞERLENDİRME SİYASİ"

Burada dikkatinizi çekmek istediğim bir başka konu hiç kuşku yoktur ki Adana Büyükşehir Belediye Başkanımızla ilgilidir. Bizim hukuki değerlendirmelerimize göre, içi en boş olan, diğerleriyle karşılaştırıldığında isnat edilen suçların en az olduğu bu belediye başkanımızla ilgili özellikle bir beraat kararı bekliyorduk. Nitekim Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeydan Karalar 61. eylemden yani sadece bir eylemden ve bir örgütün ikinci ikinci sırasında bulunan bir kişinin-adı Baki Nugay- bir örgüt yöneticisi olarak Sayın Zeydan Karalar'ın belediye başkanlığı döneminden önce oluşmuş olan bir alacağın tahsili ile ilgili suçlamaları çerçevesinde 6 yıl 3 ayağa indirilmiş bir cezayla karşı karşıya kaldığını ve 3 yıl bir ay 15 gün kamu görevinden yasaklanmasının hükmedildiğini gördük. Bu hukuk vicdanı açısından kabul edilebilir bir karar değildir. Nitekim Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız bu konuda defaatle kendini savunan açıklamalar yaptı. Onları buradan bir kere daha söylemek isterim. Kendisi göreve geldiğinde oluşmuş olan borçların tahsiliyle, ödenmesi ile ilgili olarak bir sıralama yaptığını ve bu sıralamanın peyderpey gerçekleştiğini ve söz konusu firmayla hiç çalışmadığını, belediye başkanı olduktan sonra da hiçbir ihale vermediğini açıklamıştı. Dolayısıyla biz Zeydan Karalar'la ilgili bu değerlendirmenin siyasi bir değerlendirme olduğunu ve aldığı cezayla ilişkilendirilmeyecek orantısız bir ceza olduğunu burada kamuoyunun takdirlerine sunmak istiyoruz.

“ÖN SEÇİM ZORUNLU HALE GELECEK, TÜZÜK KURULTAYI TOPLANACAK”

Onun dışında sayın basın mensupları, biz bildiğiniz üzere dün bir İl Başkanları Toplantısı gerçekleştirdik. Göreve geldiğimiz andan itibaren, ilgili mahkeme kararı karşısında olağanüstü kurultay toplamaya yetkili olmayan bir kurul olarak bizler için de bu içine düştüğümüz bu cendereden partiyi çıkartabilmek için mutlaka ve mutlaka örgütümüze danışmak istediğimizi, örgütümüze danışmanın zorunlu olduğunun bilincinde olarak madem kurultayı yapmıyoruz bir an önce kongrelerimizi başlatalım ve örgütümüzü, kongrelerimizi yapar şekilde hazırlayalım düşüncesi içinde ve Eylül ayında bir kongre süreci başlatalım, kongreler süreci başlatalım düşüncesi için de çalışmaya devam ettik. İl Başkanlarımıza ilişkin değerlendirmeler oldu. Peyderpey burada sizlerle paylaştık il başkanlarımızın durumlarını. Hem il başkanlarımız hem zaman ilçe başkanlarımızla ilgili değerlendirmeler oldu.

İl Başkanlarımızla ilgili süreci geçtiğimiz hafta tamamlamıştık ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin 81 il başkanı -biri mazeretli olmak üzere- dün toplantıya katıldı ve bu toplantıda önümüzdeki sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 60 arkadaşımızın ilk defa bu süreçte il başkanı olduğunu gördük, onların heyecanlarını burada görme fırsatımız oldu. Bizler toplantıda, il başkanlarımızın Cumhuriyet Halk Partisi'ne ilişkin beklentilerini, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezine ilişkin beklentilerini aldık, bizim de il başkanlarımıza ilişkin beklentilerimizi açıklama ve değerlendirme fırsatı bulduk. Bu konuyla ilgili Sayın Genel Başkanımızın yine kamuoyuna yansıyan açıklamaları oldu. Bu açıklamalara ek olarak buradaki değerlendirmelerle ilgili şunları bir kez daha dikkatinize sunmak isterim. Önümüzdeki süreçte, Cumhuriyet Halk Partisi'nin politikalarının ana taşıyıcısının CHP örgütü olduğunu bir kere daha kayıt altına almak istiyoruz. CHP il başkanları illerde, ilçe başkanları ilçelerde CHP Genel Başkanının ve Genel Merkezin yetkisini temsil eden, dolayısıyla önümüzdeki dönem sorumluluk bilinci yüksek olan bu arkadaşlarımızın bu yetkilerle hiçbir biçimde tereddüde yer olmayacak şekilde yetkilerle donatıldığını bir kere daha teyit etmiş fırsatı bulduk. Yerel yönetimler ve örgütümüz arasında kurulan ilişkilerin -ki zaman zaman bu konuyla ilgili eleştiriler, tartışmalar olmuştu- önümüzdeki dönem bir kere daha ele alınacağını bizim il başkanlarımıza açıklama fırsatımız oldu.

“DİSİPLİN MEKANİZMALARI ÖNEMLİ”

Yine parti içi demokrasi vurgusu bizim toplantımızın ana konularından biriydi ve ön seçimlerin dönüşsüz bir biçimde zorunlu hale getirilmesi konusunda, yine hem Sayın Genel Başkanımızın kamuoyuna yansıyan açıklamaları oldu hem de il başkanlarımızla yapmış olduğumuz toplantıda bu konuyu gündeme getirmiş olduk. Bir tüzük kurultayı toplama talebi vardı. Özellikle örgütlerimizden de ve biz böyle değil böylece parti içi demokrasiye ilişkin, ön seçime ilişkin örgütümüzün motivasyonunu arttıracak önümüzdeki süreçte bazı değişiklikler için de genel seçimden önce bir tüzük kurultayı toplanması konusunda bir fikir birliği ile karşı karşıya kaldığımızı söyleyebiliriz. Disiplin mekanizmaları önemli, örgütümüzün bu konuyla ilgili benzer değerlendirmeleri oldu. Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüzel kimliği içinde olup başka siyasal partileri destekleyen, o siyasal partilerin paylaşımlarını yapan, etkinliklerine katılan arkadaşlarımızın iller düzeyinde mutlaka değerlendirileceği ve burada parti içi disiplinden taviz verilmeyeceği yine bu toplantının önemli konularından biri oldu. Yine hakeza bildiğiniz üzere bu ayrışma sürecinde hiç hoş olmayan görüntüler oldu. Parti binalarımız, parti demirbaşlarımız, parti araçlarımız çok ciddi şekilde tahrip edildi. Bu tahribatlarla ilgili il başkanlarımızın görüşleri, değerlendirmeleri oldu ve CHP Genel Merkezi olarak da bu örgütlerimizin fiziksel ihtiyaçları, fiziksel kapasiteleri, mali durumlarının ciddi şekilde destekleneceğini kayıt altına almış olduk. Ve en önemlilerinden biri de CHP'de bir genel başkanlık tartışmasının olmadığını, CHP'nin bir Genel Başkanının bulunduğunu, önümüzdeki süreçte partimizi güvenli limana götürecek kişinin Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu ve bir genel başkanlık tartışması yapmanın Cumhuriyet Halk Partisi'ne bu aşamada çok ciddi zarar verdiğini 81 il başkanımız da kayıt altına almış oldu. Ve Eylül ayından başlamak üzere de CHP kongrelerinin duyurulacağını, takviminin açıklanacağını ve ilgili takvim çerçevesinde de parti içi yarışların yeniden olması gerektiği gibi gerçekleşeceği bir süreci yaşayacağımızı kayıt altına almış olduk. İl başkanlarımızla ilgili değerlendirmelerimiz böyle.

“9 EYLÜL’DE KONGRE TAKVİMİ İLAN EDİLECEK”

Bizim aynı zamanda kongre takvimine ilişkin yine çeşitli kereler burada konuştuğumuz, tartıştığımız gibi karşılıklı görüş alışverişinde bulunduğumuzu sizlerle aktarmıştım. 9 Eylül tarihi bilindiği üzere partimizin kuruluş yıl dönümü. 9 Eylül tarihinde bir etkinliğimiz olacak CHP Genel Merkezinde ve bu etkinliğimizde kuvvetle muhtemel Sayın Genel Başkanımız kongrelerimizin başlangıç tarihini ilan edecek ve o başlangıç tarihine uygun bir biçimde de kongre takvimlerimizi kamuoyuyla paylaşacağız.

“YÖRÜKLER KEMAL KILIÇDAROĞLU’NU BAĞRINA BASTI”

Yine bu dönem özellikle Anadolu gezileri, Türkiye'nin çeşitli illerine yapılan ziyaretler, dezavantajlı gruplarla buluşmalar, CHP örgütüyle ya da çeşitli toplumsal kesimlerle yapılacak programlar konusunda da bir değerlendirme yapma fırsatımız oldu. Bildiğiniz üzere, geçtiğimiz hafta Toroslar Belediyesi'nin gerçekleştirdiği bir etkinliğe katılmıştı Sayın Genel Başkanımız ve çok güzel bir etkinlik oldu. Tamamen bindirilmiş olmayan kıtalardan oluşan, samimi, içten vatandaşlarımız, hem çevre illerden hem Mersin ilimizden hem Toroslar ilçesinden hem de o yörenin mukimleri Yörükler tarafından CHP Genel Başkanının bağırlara basıldığını gördük. Önümüzdeki günlerde de bu tür etkinlikler devam edecek. Özellikle 9 Eylül'den sonra. İl örgütlerimiz tamamlandı ama ilçe örgütlerimiz de bir yandan tamamlanıyor, bunlar da tam oturduktan sonra daha sistematik bir biçimde Anadolu gezileri, örgüt gezileri ve çeşitli toplumsal kesimlerle yaptığımız toplantılar devam edecek.

“PM KARARIYLA DİSİPLİN SEVKLERİ VE AF KARARLARI ALINDI”

Parti Meclisimizle ilgili de söyleyebileceğim; orada da buna çok benzer değerlendirmeler, bu kapsamda değerlendirmeler oldu. Ancak özellikle karar boyutuyla ilgili olarak sizlerle paylaşmak istediğim bir husus var, o da şudur. Bildiğiniz üzere bizler göreve geldiğimiz andan itibaren parti içi yarışların son derece normal olduğunu, CHP'de böyle bir gelenek olduğunu, bir itiraz kültürü olduğunu, herkesin parti içi yarışlarda ekipleştiğini, kadrolaştığını ama herkesin CHP'nin tüzel kişiliği içinde bu kimliğe zarar vermeden siyaset yapabileceğini, bunları izlediğimizi, takip ettiğimizi, partinin tüzel kimliği içinde bulunup da başka siyasal partilere dönüp çalışma yapılmasını da hem ahlaki bulmadığımızı hem de disiplinin ilgili hükümleri çerçevesinde değerlendireceğimizi söylemiştik. Bugün biz Parti Meclisimizde bir grup arkadaşımızı, daha önce CHP'nin önemli kademelerinde bulunmuş parti meclisi üyesi, yüksek disiplin kurulu üyesi vesaire görevlerde yer almış arkadaşlarımızı, hala CHP'nin içinde bulundukları halde başka bir siyasal parti için çalışan arkadaşlarımızı tedbirli bir biçimde disipline sevk etmiş bulunuyoruz. Öte yandan af talepleri vardı, bu af talepleri kapsamında da dosya bazlı incelemeler yapıldı ve yine bir grup arkadaşımızı yine parti meclisimizin ve tüzüğümüzün ilgili maddeleri, hükümleri çerçevesinde parti meclisimizin değerlendirmesiyle affetmiş bulunuyoruz. Dolayısıyla iki türlü bir karar var burada; bir tedbir yoluyla tedbirli bir biçimde ihraç kararlarımız, kesin çıkarma kararımız, öte yandan da af talepleriyle CHP'ye yeniden kapıyı aralayan kararlarımız. Bu arkadaşlarımızla ilgili bir liste tamamlandığında sizlerle paylaşılacak.

Ben şimdilik burada açıklamalarımı sona erdireyim ama onun dışında sorularınız varsa onları da cevaplandırayım. Buyurun.

Soru- Liste tamamlandığında paylaşacağınızı ifade ettiniz Sayın Sözcü ama öne çıkan bazı merak edilen isimler vardı. Gül Çiftci gibi, Selin Sayek Böke gibi. Bu isimler disipline sevk edilen kişiler arasında mı? Bir de SHP eski Genel Başkanı Murat Karayalçın da bir önceki yönetimin mutlak butlanla görevden alınan yönetimin çağrı heyeti başkanı olarak atanması talebinde bulunduğu için CHP'den istifa etmediğini kendisi beyan etmişti. Ancak Yeni Parti ile hareket ettiğini de görüyoruz. Kendisi hakkında, Murat Karayalçın hakkında bir değerlendirme oldu mu diye sorayım. Teşekkür ederim.

Müslim Sarı- Çok uzun bir soruya çok kısa bir cevap vereyim. İsimlere girmeyeceğim. İsimlerle ilgili bir açıklama yapmayacağım. İsimler yukarıda redakte ediliyor. Bunları paylaşınca göreceksiniz. Sayı konusunda da bir şey olduğu sosyal medyada yazıldı ama yani 45 olur, 50 olur, 70 olur tam bilmiyorum sayıyı. Birazdan liste gelecek size. Burada önemli olan bunun hangi ilkeler çerçevesinde yapıldığı ve buna niye gerek duyulduğu. Bununla ilgili açıklamaları yaptım. İsimlerle ilgili bir spekülasyon oluşsun istemiyorum. Arkadaşlarımız şimdi redakte ediyorlar listeyi. Sizlerle paylaşacaklar.

Soru- Efendim bugün bir gazeteye demeç verdiniz. O demeçte dikkat çeken başlıklar vardı. Özellikle belediye başkanlarının Yeni Parti’ye geçmesi noktasında bazı rakamlar da verdiniz ve Eylül ayı içinde herkes netleşmeli ifadesini kullandınız. Yine Özgür Özel'e de CHP'li belediyeleri taciz etmekten vazgeçsin tepkisini gösterdiniz. Bu konulara biraz açıklık getirebilir misiniz?

Müslim Sarı- Evet. Teşekkür ederim. Şimdi şöyle, bizim açımızdan siyasal aidiyet meselesinde yani Cumhuriyet Halk Partisi'nin belediyelerinin ve belediye meclis üyelerinin ile il genel meclis üyelerinin siyasal aidiyetleri konusundaki kafa karışıklığının bir an önce giderilmesi talebimizdir. 2027 yılı ilçe belediyeleri bütçesi, 2027 yılının Ekim ayı belediye meclislerinde görüşülecek. Büyükşehir belediyeleri bakımından da Kasım ayında belediye meclislerinde görüşülecek. Dolayısıyla bizler Eylül ayı içerisinde bu konunun netleşmesini istiyoruz. Belediye başkanlarımız CHP'nin siyasal kimliği içinde siyaset yapacaklarsa buna uygun hareket etmeliler. Yapmayacaklarsa, başka bir siyasal partiye doğru bir yolculuk içindelerse, başka bir siyasal partiyi destekliyorlarsa, onların etkinliklerini destekliyorlarsa; o zaman başka bir partiye doğru siyasal yolculuk yapacaklar. Dolayısıyla bu sürdürülebilir değildir. Herhangi bir kurum için de sürdürülebilir değildir. Bu disipline de uygun bir durum değildir. Biz bu arkadaşlarımızın bir an önce kararlarını vermelerini istiyoruz.

Onun ötesinde Özgür Özel ve arkadaşlarının artık başka bir siyasal partinin genel başkanı olduğunu kabul etmeleri gerekir. Biz Sayın Genel Başkanın, Özgür Özel'in mesajlaşmalara yatkınlıklarını biliyoruz. Ancak bizim belediye başkanlarımızı artık kimse taciz etmesin. CHP'nin siyasal kimliği içinde siyaset yapmak isteyen, kalan belediye başkanlarımızı kimsenin taciz etmeye hakkı yok. Sayın Özgür Özel, artık başka bir siyasal partinin genel başkanıdır ve bunu idrak etmesi için daha ne kadar zaman geçmesi gerekir bilmiyorum. Dolayısıyla herkes kendi siyaset kulvarında ilerleyecek önümüzdeki günlerde. Başka bir siyasal parti var, o siyasal partinin başka bir genel başkanı var. Burada da Atatürk'ün kurduğu CHP var, Cumhuriyetin kurucu iradesi var. Dolayısıyla arkadaşlarımız bunu artık fark etmeliler, bunu artık anlamalılar diye düşünüyorum.

Soru- Mansur Yavaş bağlamında mı söylediniz bunu?

Müslim Sarı- Hayır. Bu Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımızla ilgili bir tartışma oldu biliyorsunuz geçen gün, bu çerçevede söyledim. Mansur Bey’e de bir kez daha açıklık getireyim. Bunu defalarca söyledim. Şimdi Mansur Bey, CHP'nin siyasetin içinde, siyasal kimliğinin ve kurumsal kimliğin içinde siyaset yapmaya karar vermiş durumdadır. Dolayısıyla, ondan başka bir açıklama duymadıkça bunu böyle kabul etmek gerekir. Biz kendisiyle görüşüyoruz. Ben Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görüşüyorum, Sayın Genel Başkan görüşüyor, MYK'mızdan başka arkadaşlarımız görüşüyor. Sürekli bir istişare halindeyiz, iletişim halindeyiz. Aramızda hiçbir sorun ve bir problem yok.

Soru- Dün yeni bir gelişme olarak Üsküdar Belediyesi'nin başkan vekilliği seçimleri AKP'nin itirazı üzerine iptal edilmişti. Önümüzdeki hafta muhtemelen bir seçim olacak. Geçtiğimiz hafta, Menderes Belediyesi'ndeki tartışmalar da hala gündemde. Üsküdar'da nasıl bir tablo bizi bekleyebilir? Yeni Parti aday çıkarırsa bir istişareniz, bir önden görüşmeniz olur mu?

Müslim Sarı- Arkadaşlar Üsküdar Belediyesi'nde Yeni Parti'ye ait bir belediye meclis üyesi yok. Dolayısıyla Menderes'ten farklı bir durumla karşı karşıyayız. CHP'nin belediye meclis üyeleri bu arkadaşlarımızın tamamı. Diğer ilçeler bakımından da bu böyle. Yani Yeni Parti ayrışıp başka bir yere gitmiş değil. Dolayısıyla oradan ayrışmış belediye meclisleri yok. Bizim 20-26 tane belediye meclis üyemiz var Üsküdar'da ve bu belediye meclis üyelerinin hepsi CHP'nin belediye meclis üyeleridir. Dolayısıyla CHP tarafından kazanılmış bir belediyenin CHP'de kalması için bu 26 tane belediye meclis üyemiz tekrarlanması muhtemel olan bu seçimde gelip oy kullanacaklardır. Bunu yapmazlarsa kusura bakmayın hain olurlar. İhanetle karşı karşıyadırlar. CHP'nin grubunu bölerek, onun içinden başka bir siyasal parti çıkartarak, başka bir grup çıkartarak bu seçimleri zorlamak da bölücülüktür ve bu belediyenin AKP'ye hediye edilmesi demektir. Burada 26 tane CHP'li belediye meclis üyesi var ve bu 26 tane belediye meclis üyesi bu belediye grubunun belirlediği adaya gelip oy verecek, vermek zorundadır. Böyle olacağını düşünüyorum. Biz bunu yakından takip edeceğiz. Teşekkür ederim.


İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici ifadeler veya imalar ile inançlara yönelik saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.

SİYASET Haberleri