Rahmi Aşkın Türeli Elektrikteki Örtülü Zammı Meclis’e Taşıdı: “Sınır Artık Olağan Aile Yaşamını Hedef Alıyor, Kararı Geri Çekin!”

CHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, EPDK’nın konut aboneleri için Son Kaynak Tedarik Tarifesi (SKTT) sınırını yıllık 4.000 kWh’ten 3.000 kWh’e indirmesini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a sordu. Türeli, kararın “adı konulmamış bir örtülü zam” olduğunu belirterek düzenlemenin geri çekilmesini istedi.

CHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) 1 Ocak 2027'den itibaren geçerli olacak SKTT kararını TBMM gündemine taşıdı. Türeli, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yazılı olarak yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, teknik bir eşik değişikliği gibi sunulan düzenlemenin aynı tüketim için daha yüksek fatura ödeyecek hane sayısını artırdığını vurguladı. Türeli, kamuoyuna duyurulmuş bir zam olmamasına karşın kararın fiilen örtülü bir zam anlamına geldiğini ifade etti.

“Sınır artık olağan aile yaşamını hedef alıyor”

Önergede, yıllık 3.000 kWh’lik yeni sınırın aylık ortalama 250 kWh’e karşılık geldiğine dikkat çekildi. Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO) hesaplamalarına atıf yapan Türeli, dört kişilik bir ailenin asgari yaşam standardı için gereken tüketimin aylık 230 kWh, yıllık 2.760 kWh olduğunu, bu hesabın ise yalnızca aydınlatma, buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makinesi, televizyon gibi temel ihtiyaçları kapsadığını hatırlattı. Isıtma, soğutma ve sıcak suyun bu hesaba dahil olmadığını belirten Türeli, yazın klima, kışın elektrikli ısıtıcı ya da termosifon kullanmak zorunda kalan her hanenin sınırı kolaylıkla aşacağını söyledi.

Türeli, düzenlemenin “elektrikli araç şarj eden villaları” hedeflediği yönündeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığını kaydederek, özellikle doğalgaz altyapısı bulunmayan sıcak iklim bölgelerinde, kalabalık ailelerde ve evde tıbbi cihaz kullanan hanelerde etkinin çok daha ağır olacağını belirtti.

“Ulusal tarife kademeli olarak tasfiye ediliyor”

Sınırın tarihsel seyrine de değinen Türeli, 2018'de yalnızca yıllık 50 milyon kWh üzerindeki büyük sanayi tesislerini kapsayan tarifenin, her yıl aşağı çekilerek konutlara kadar indirildiğini hatırlattı. Türeli’ye göre bu tablo, ulusal tarifenin kademeli olarak tasfiye edildiğini ve konut elektriğinin bütünüyle piyasa fiyatına bırakıldığını gösteriyor. Enerji Piyasası Kanunu’nun EPDK’ya kamu yararını gözetme ve fiyat istikrarını sağlama görevi verdiğini vurgulayan Türeli, kurumun fiyatı belirleyen değil, fiyatı piyasaya devreden bir yapıya dönüştüğünü savundu. Türeli, EMO’nun önceki düzenlemelere karşı açtığı davalar sürerken sınırın her yıl yeniden düşürülmesinin yargı denetimini fiilen etkisiz kıldığını da ifade etti.

Faturalar kura ve spot piyasaya bağlanacak

Önergede, SKTT’ye geçecek abonelerin Piyasa Takas Fiyatı (PTF) ve YEKDEM gibi döviz kuruna ve spot piyasa koşullarına bağlı bedeller üzerinden faturalandırılacağı, bunun da tüketim değişmese bile faturaların öngörülemez biçimde artabileceği anlamına geldiği belirtildi. Konut abonelerinin “tedarikçi seçme özgürlüğünün” uygulamada büyük ölçüde kâğıt üzerinde kaldığını dile getiren Türeli, “rekabeti teşvik” gerekçesinin maliyetin vatandaştan tedarik şirketlerine aktarılmasını örttüğünü öne sürdü.

Türeli ayrıca 2027 tarifesinin 2026 yılı tüketimine göre belirlenmesinin, vatandaşın önceden bilmediği bir kuralla geriye dönük olarak yükümlülük altına sokulması anlamına geldiğini, bunun da hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleriyle bağdaşmadığını kaydetti.

“Düzenleme geri çekilmeli”

Hanelerin faturalar karşısında zaten zorlandığı, ödeme güçlüğünün ve enerji yoksulluğunun yaygınlaştığı bir dönemde kararın gerekçesinin, etkisinin ve maliyetinin kamuoyu önünde açıkça ortaya konulması gerektiğini belirten Türeli, düzenlemenin geri çekilmesini ve temel ihtiyaç düzeyindeki konut tüketiminin piyasa fiyatlarından korunmasını talep etti.

Türeli önergesinde Bakan Bayraktar’a, yeni sınır nedeniyle SKTT’ye geçecek abone sayısını ve bunun il bazında dağılımını, İzmir’de kaç hanenin etkileneceğini, EPDK’nın kararı hangi etki analizine dayandırdığını, hanelerin yıllık ek fatura yükünü, tedarik şirketlerinin elde edeceği ek geliri ve düzenlemenin geri çekilmesi yönünde bir girişim olup olmayacağını sordu.

CHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesinin tam metni şöyle:

"Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, konut aboneleri için uygulanan Son Kaynak Tedarik Tarifesi (SKTT) sınırını 1 Ocak 2027’den geçerli olmak üzere yıllık 4.000 kWh’ten 3.000 kWh’e düşürmüştür. Bu karar teknik bir eşik değişikliği gibi sunulmaktadır. Kamuoyuna duyurulmuş bir zam yoktur. Buna karşın aynı tüketim için daha yüksek fatura ödeyecek hane sayısı artmaktadır. Bu nedenle düzenleme, adı konulmamış bir örtülü zam anlamına gelmektedir.

Kararın en çarpıcı yanı, sınırın artık yüksek tüketimi değil olağan aile yaşamını hedef almasıdır. Yıllık 3.000 kWh, aylık ortalama 250 kWh’e karşılık gelir. Elektrik Mühendisleri Odası’nın hesaplarına göre dört kişilik bir ailenin asgari yaşam standardı için gereken tüketim aylık 230 kWh, yıllık 2.760 kWh’tir. Bu hesap yalnızca aydınlatma, buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makinesi, televizyon gibi temel ihtiyaçları kapsar. Isıtma, soğutma ve sıcak su ise dahil değildir. Dolayısıyla yazın klima, kışın elektrikli ısıtıcı ya da termosifon kullanmak zorunda kalan her hane sınırı kolaylıkla aşacaktır. Bu tablo karşısında düzenlemenin “elektrikli araç şarj eden villaları” hedeflediği yönündeki açıklamalar gerçeği yansıtmamaktadır. Özellikle doğalgaz altyapısının bulunmadığı, ısınmanın ve soğutmanın elektrikle yapıldığı sıcak iklim bölgelerinde, kalabalık ailelerde ve evde tıbbi cihaz kullanan hanelerde etki çok daha ağır olacaktır.

Sınırın tarihsel seyri, bunun tek seferlik bir düzenleme olmadığını da göstermektedir. 2018’de yalnızca yıllık 50 milyon kWh üzerindeki büyük sanayi tesislerini kapsayan tarife, sınır her yıl aşağı çekilerek konutlara kadar indirilmiştir. Bu durum, ulusal tarifenin kademeli olarak tasfiye edildiğini ve konut elektriğinin bütünüyle piyasa fiyatına bırakıldığını düşündürmektedir. Enerji Piyasası Kanunu, EPDK’ya kamu yararını gözetme ve fiyat istikrarını sağlama görevi verir. Kurum ise fiyatı belirleyen değil, fiyatı piyasaya devreden bir yapıya dönüşmektedir. EMO’nun önceki düzenlemelere karşı açtığı davalar sürerken sınırın her yıl yeniden düşürülmesi, yargı denetimini fiilen etkisiz kılmaktadır.

Faturanın nasıl hesaplanacağı da ayrı bir belirsizlik kaynağıdır. SKTT’ye geçen aboneler, Piyasa Takas Fiyatı ve YEKDEM gibi döviz kuruna ve spot piyasa koşullarına bağlı bedeller üzerinden faturalandırılacaktır. Bu da hanelerin aylık faturasının tüketimleri değişmese bile öngörülemez biçimde artabileceği anlamına gelir. Konut abonelerinin “tedarikçi seçme özgürlüğü” uygulamada büyük ölçüde kâğıt üzerinde kalmaktadır. Bu nedenle “rekabeti teşvik” gerekçesi, maliyetin vatandaştan tedarik şirketlerine aktarılmasını örtmektedir. Ayrıca 2027 tarifesinin 2026 yılı tüketimine göre belirlenmesi, vatandaşın önceden bilmediği bir kuralla geriye dönük olarak yükümlülük altına sokulması demektir. Bu durum, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Hanelerin fatura kalemi karşısında zaten zorlandığı, ödeme güçlüğünün ve enerji yoksulluğunun yaygınlaştığı bir dönemde bu kararın gerekçesi, etkisi ve maliyeti kamuoyu önünde açıkça ortaya konulmalıdır. Düzenleme geri çekilmeli, temel ihtiyaç düzeyindeki konut tüketimi piyasa fiyatlarından korunmalıdır.

Bu bilgiler ışığında:

1- 1 Ocak 2027 itibarıyla 3.000 kWh sınırı nedeniyle Son Kaynak Tedarik Tarifesi’ne geçecek mesken abonesi sayısı kaçtır? Bu abonelerin il bazında dağılımı nedir, İzmir’de kaç hane etkilenecektir?

2- EPDK, 3.000 kWh sınırını belirlerken hangi tüketim verisine ve etki analizine dayanmıştır? Dört kişilik bir ailenin asgari yıllık tüketiminin 2.760 kWh olduğu yönündeki hesaplamalar dikkate alınmış mıdır? Söz konusu analiz kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?

3- SKTT’ye geçecek ortalama bir hanenin, ulusal tarifeye kıyasla yıllık ek fatura yükü ne kadar olacaktır? PTF ve döviz kurundaki olası artışlara göre bu yük için hangi senaryolar hesaplanmıştır?

4- Bu düzenleme sonucunda görevli tedarik şirketlerinin elde edeceği ek gelir ve kamunun tarife sübvansiyonundan sağlayacağı tasarruf yıllık ne kadardır? Bu tasarruf, bütçe yükünün örtülü bir zamla vatandaşa aktarılması anlamına gelmekte midir?

5- 2027 tarifesinin 2026 yılı tüketimine göre belirlenmesine karşın abonelere, sınırı aşmamaları için önceden bireysel bilgilendirme yapılmış mıdır? Yapılmadıysa, vatandaşın bilmediği bir kuralla geriye dönük olarak yükümlülük altına sokulması hangi gerekçeye dayanmaktadır?

6- Doğalgaz altyapısı bulunmayan ve ısınmayla soğutmayı elektrikle sağlayan bölgeler, kalabalık haneler, evde tıbbi cihaz kullananlar ve engelli bireylerin bulunduğu haneler için istisna ya da hane büyüklüğüne göre farklılaştırılmış bir sınır öngörülmüş müdür?

7- EMO’nun önceki sınır düşüşlerine karşı açtığı davalar sürerken sınırın her yıl yeniden indirilmesinin gerekçesi nedir? Bakanlığınız, kararın geri çekilmesi ve konut tüketiminin SKTT kapsamından çıkarılması yönünde bir girişimde bulunacak mıdır?


İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici ifadeler veya imalar ile inançlara yönelik saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.

SİYASET Haberleri