Yayıncılar Yardımlaşma Derneği (YAYDER) Başkanı Ali Avcu, okullarda art arda yaşanan şiddet olaylarına ilişkin yazılı basın açıklaması yaptı. Avcu'nun açıklamasının tamamı şöyle:
“Okullarda ve okul çevrelerinde yaşanan şiddet olayları, çocuklarımızın güvenliğini, öğretmenlerimizin yaşam hakkını ve toplumumuzun geleceğini ilgilendiren ciddi bir sorundur. Yayıncılar Yardımlaşma Derneği olarak aileleri, eğitimcileri, kamu kurumlarını ve toplumun bütün kesimlerini sorumluluk almaya çağırıyoruz.
2 Mart 2026’da İstanbul Çekmeköy’de öğretmenimiz Fatma Nur Çelik’in bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucunda yaşamını yitirmesi, 15 Nisan’da Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulunda öğretmen ve öğrencilerimizin hayatını kaybettiği silahlı saldırı, eğitim ortamlarının güvenliği konusunda ağır uyarılardı. 28 Eylül’de Osmaniye’de öğretmenimiz Mehmet Bilgili’nin okul bahçesinde silahlı saldırıyla öldürülmesi de bu acılara eklendi.
Son olarak 6 Ekim’de İstanbul Başakşehir’deki Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulunda meydana gelen bıçaklı saldırıda bir öğrencimizin yaşamını yitirmesi, yedi öğrencimizin yaralanması, çocuklarımızı korumak için alınması gereken önlemlerin ertelenemeyeceğini bir kez daha ortaya koydu.
Yaşamını yitiren öğretmenlerimizi ve çocuklarımızı saygıyla anıyor, ailelerinin acısını paylaşıyoruz. Yaralı öğrencilerimize acil şifalar diliyor; şiddetten etkilenen eğitim çalışanlarımıza, öğrencilerimize ve yakınlarına dayanışma duygularımızı iletiyoruz.
Her olayın ardından verilen sözlerin ve alınan kararların somut karşılığı olmalıdır. Çocukların okula korkuyla gitmesini, öğretmenlerin görevlerini tehdit altında yapmasını kabul edemeyiz. Eğitim hakkının kullanılabilmesi için okulun güvenli olması gerekir.
Şiddeti önleme sorumluluğu bir kurumun ya da meslek grubunun üzerine bırakılamaz. Kamu yönetimi gerekli personeli ve kaynakları sağlamalı; okul yönetimleri bildirimleri ciddiyetle ele almalı; aileler çocuklarıyla düzenli iletişim kurmalı; toplum ise şiddeti haklı gösteren davranışlara karşı açık bir tutum almalıdır.
AİLELERE ÇAĞRI: ÇOCUĞUNUZUN YAŞADIKLARINI GÖRMEZDEN GELMEYİN
Anne ve babalar, çocuklarının ders başarısı kadar arkadaşlık ilişkileriyle, okulda kendilerini nasıl hissettikleriyle ve dijital ortamda karşılaştıkları davranışlarla da ilgilenmelidir.
Çocuğunuza “Bugün kaç aldın?” sorusunun yanında “Bugün seni üzen bir şey oldu mu?”, “Okulda kendini güvende hissediyor musun?”, “Bir arkadaşına haksızlık yapıldığını gördün mü?” diye de sorun. Anlattıklarını aceleyle yargılamadan dinleyin. Yardım istediğinde yanında olacağınızı bilsin.
Bir çocuk tehdit edildiğini, dışlandığını, dövüldüğünü ya da görüntülerinin izinsiz paylaşıldığını söylüyorsa, bunu “Çocuklar arasında olur” diyerek geçiştirmeyin. Okul yönetimi ve rehberlik servisiyle görüşün; bildirimin nasıl ele alındığını takip edin. Acil tehlike içeren durumlarda ilgili birimlere gecikmeden haber verin.
Çocuğunuzun başka bir çocuğa zarar verdiğini öğrendiğinizde de aynı sorumluluğu gösterin. Davranışı savunmak, mağduru suçlamak veya öğretmene baskı yapmak çözüm değildir. Çocuğun yaptığı davranışın sorumluluğunu üstlenmesine, verdiği zararı anlamasına ve gerekli desteğe ulaşmasına yardımcı olun.
Evde kullanılan dil de önemlidir. Hakaretin, aşağılamanın ve tehdidin gündelik konuşmanın parçası olduğu bir ortamda çocuklara saygıyı öğretmek güçleşir. Yetişkinler, anlaşmazlıkları konuşarak çözme konusunda örnek olmalıdır.
AKRAN ZORBALIĞINA KARŞI OKULLARDA ETKİLİ MÜCADELE
Akran zorbalığı; alay etme, küçük düşürme, dışlama, tehdit, fiziksel saldırı ve dijital ortamda hedef gösterme biçimlerinde karşımıza çıkabilir. Bunları “Şakalaşıyorlar” ya da “Aralarında halletsinler” diyerek görmezden gelmek, zarar gören çocuğu yalnız bırakır.
Öğrenciler, yaşadıklarını hangi yetişkine ve nasıl anlatabileceklerini bilmelidir. Bildirimde bulunan çocuğun kimliği gereksiz yere açıklanmamalı, yeniden hedef hâline gelmemesi için süreç takip edilmelidir. Mağdur çocuk, kendisine zarar veren kişiyle zorla barıştırılmamalı; güvenliği ve ihtiyaçları öncelikle değerlendirilmelidir.
Şiddet davranışı gösteren öğrenciler için uzman desteğini içeren, davranışın sorumluluğunu açıkça ortaya koyan bir süreç yürütülmelidir. Sorunu başka bir okula taşımakla yetinen uygulamalar yerine, nedenleri ve tekrar riskini ele alan çalışmalar yapılmalıdır.
Öğretmenlerimizin bu yükü tek başlarına taşımasını bekleyemeyiz. Rehberlik hizmetleri, okul yönetimleri ve ilgili kamu birimleri arasında işleyen bir destek ağı kurulmalıdır. Eğitim çalışanlarına yönelik tehdit ve saldırılarda gerekli koruma tedbirleri gecikmeden alınmalıdır.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ÇAĞRISI
Millî Eğitim Bakanlığının akran zorbalığı konusunda farklı eğitim kademeleri için hazırladığı farkındalık programları, öğrenci destek çalışmaları ve veli-öğretmen materyalleri bulunmaktadır. Bu çalışmaların okullarda düzenli uygulanması, sonuçlarının izlenmesi ve ihtiyaçlara göre geliştirilmesi gerekir.
YAYDER olarak şu adımların öncelikle atılmasını istiyoruz:
Okulların güvenlik ihtiyaçları yerinde belirlenmeli; giriş-çıkış düzeni, ziyaretçi kabulü ve okul çevresindeki riskler düzenli denetlenmelidir.
Rehber öğretmen ve psikolojik danışman ihtiyacı karşılanmalı; öğrencilerin uzman desteğine erişimi güçlendirilmelidir.
Tehdit, zorbalık ve saldırı bildirimleri için açık, erişilebilir ve çocuğu koruyan başvuru süreçleri oluşturulmalıdır.
Öğrenci, veli ve eğitim çalışanlarına yönelik şiddeti önleme çalışmaları eğitim yılı boyunca sürdürülmelidir.
Olaylardan sonra çocukları, aileleri ve eğitim çalışanlarını kapsayan psikososyal destek sağlanmalı; ihtiyaç duyanların takibi yapılmalıdır.
İhmal iddiaları etkin biçimde araştırılmalı; soruşturmaların sonuçları kişisel veriler ve çocukların hakları korunarak kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Okullardaki şiddet olaylarına ilişkin karşılaştırılabilir veriler yayımlanmalı, alınan önlemlerin sonuçları düzenli değerlendirilmelidir.
Güvenliği sağlayacak personelin ve hizmetlerin finansmanı velilerin ödeme gücüne bırakılamaz. Her çocuğun güvenli bir okulda eğitim görme hakkı vardır.
Çocukların silahlara erişimini önleyecek denetim ve tedbirler de bu sorumluluğun önemli bir parçasıdır. Tehditlerin ve silah taşımanın güç göstergesi gibi sunulmasına karşı kararlı bir tutum alınmalıdır.
DİJİTAL ZORBALIĞA KARŞI ÇOCUKLAR KORUNMALI
Bir öğrencinin dövüldüğü, aşağılandığı ya da tehdit edildiği görüntülerin kaydedilip paylaşılması, uğradığı zararı büyütür. Böyle görüntüleri yaymak yerine ilgili mercilere bildirmek gerekir.
Aileler, çocuklarının dijital yaşamıyla güven ilişkisini koruyarak ilgilenmeli; karşılaştıkları içerikleri ve çevrim içi ilişkilerini konuşmalıdır. Çocuklara izinsiz görüntü paylaşmanın, hakaret etmenin ve bir kişiyi topluca hedef almanın sonuçları anlatılmalıdır.
Dijital platformlar, çocuklara yönelik tehdit, zorbalık ve şiddeti özendiren içeriklere karşı sorumluluk üstlenmelidir. Başvuru mekanizmaları kolay kullanılmalı, yapılan bildirimlere etkili karşılık verilmelidir.
Şiddetin bütün nedenlerini tek bir oyuna, platforma ya da aileye bağlayan açıklamalardan kaçınmalıyız. Her olayın koşulları araştırılmalı; eğitim, sosyal destek, çocuk koruma ve güvenlik politikaları birlikte ele alınmalıdır.
MEDYAYA UYARI: ŞİDDETİ SEYİRLİK HÂLE GETİRMEYİN
Bir çocuğun uğradığı saldırı, izlenme sayısını artıracak bir malzeme değildir. Çocukların yüzlerini, isimlerini, okullarını ve onları tanınabilir kılan bilgileri paylaşmak yeni mağduriyetler yaratabilir.
Basın kuruluşları ve sosyal medya kullanıcıları, doğrulanmamış iddiaları yaymamalı; saldırganları kahramanlaştıran, mağdurları suçlayan veya şiddetin yöntemlerini özendirici ayrıntılarla anlatan yayınlardan kaçınmalıdır. Haberlerde çocukların hakları ve güvenliği gözetilmelidir.
Mahallede, sokakta veya okul çevresinde bir çocuğun tehdit edildiğini gören yetişkin de sorumluluk almalıdır. Güvenliği tehlikeye atmadan yardım istemek, ilgili kurumlara haber vermek ve çocuğu yalnız bırakmamak ortak görevimizdir.
KİTAP, SANAT VE DAYANIŞMAYLA DAHA GÜVENLİ BİR GELECEK
Yayıncılar Yardımlaşma Derneği olarak çocukların kitapla kurduğu ilişkiye özel önem veriyoruz. Farklı yaşamları tanımalarına, duygularını anlatmalarına ve başkalarının yaşadıkları üzerine düşünmelerine alan açan kitapların her çocuğa ulaşmasını istiyoruz.
Kitap okumayı bütün sorunları çözecek bir reçete olarak sunmuyoruz. Okuma kültürünün; güvenli eğitim ortamı, güçlü rehberlik hizmetleri, aile iletişimi, sanat ve spor olanaklarıyla birlikte desteklenmesini savunuyoruz.
Okul kütüphaneleri güncel ve yaşa uygun kitaplarla güçlendirilmeli; çocukların bu kütüphaneleri düzenli kullanabileceği zaman ve koşullar sağlanmalıdır. Belediyeler, okullar, yayıncılar ve sivil toplum kuruluşları; okuma buluşmaları, yaratıcı çalışmalar ve çocukların kendilerini ifade edebileceği etkinlikler için iş birliği yapmalıdır.
Anne ve babaları çocuklarıyla birlikte kitap okumaya, okudukları üzerine konuşmaya ve ortak zaman geçirmeye çağırıyoruz. Çocukların dinlenmeye, oyuna, arkadaşlığa ve kendilerini güvende hissedecekleri ilişkilere ihtiyacı vardır.
Cumhuriyetimizin eğitim anlayışına yakışan; özgürce düşünen, başkasının hakkına saygı gösteren, sorunlarını konuşarak çözebilen kuşaklar yetiştirmektir. Bunun için çocukların sesini duyan ve öğretmenlerin emeğini koruyan bir eğitim ortamını birlikte kurmalıyız.
“ÇOCUKLARIMIZIN GÜVENLİĞİ İÇİN YENİ BİR ACIYI BEKLEMEYELİM”
Çocuklarımızın güvenliği için yeni bir acıyı beklemeyelim. Şiddeti önlemek, tehlikeyi zamanında fark etmek ve gerekli önlemleri almak için herkes üzerine düşen görevi yerine getirmelidir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Ali Avcu
Yayıncılar Yardımlaşma Derneği (YAYDER) Başkanı”