CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ERDOĞDU: RÜŞVETİ PEŞİN ALINMIŞ AMA SATILAMAMIŞ KONUT PROJELERİ KURTARILACAK

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ERDOĞDU: -“RÜŞVETİ PEŞİN ALINMIŞ AMA SATILAMAMIŞ KONUT PROJELERİ KURTARILACAK”-“YAPISAL ÖNLEM DİYE ÖNÜMÜZE DAYATTIKLARI, IMF SETİ”-“HALKIN KIT KAYNAKLARINDAN TOPLANAN VERGİ, YANDAŞ ZOMBİ ŞİRKETLER KURTARILMAK İÇİN KULLANILACAK” -“KRİZE ÇARE, DAHA FAZLA

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ERDOĞDU:  RÜŞVETİ PEŞİN ALINMIŞ AMA SATILAMAMIŞ KONUT PROJELERİ KURTARILACAK

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ERDOĞDU:
-“RÜŞVETİ PEŞİN ALINMIŞ AMA SATILAMAMIŞ KONUT PROJELERİ KURTARILACAK”
-“YAPISAL ÖNLEM DİYE ÖNÜMÜZE DAYATTIKLARI, IMF SETİ”
-“HALKIN KIT KAYNAKLARINDAN TOPLANAN VERGİ, YANDAŞ ZOMBİ ŞİRKETLER KURTARILMAK İÇİN KULLANILACAK”
 -“KRİZE ÇARE, DAHA FAZLA DEMOKRASİ, DAHA ADİL BİR ÜLKE”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, ipotekli konut satışlarının adeta çöktüğünü belirterek, hükümetin bir süre önce konut sektörünü kurtarma planı tasarlamaya başladığını ama bunu henüz tam olarak açıklamadığını belirterek, “Rüşveti alınmış ama satışı yapılmamış konut projelerinin kurtarılacağı yönünde duyumlarımız var” dedi.
Konut sektöründe görülen krize ilişkin bir değerlendirme yapan Erdoğdu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yönetiminin, inşaat sektörünü kurtarma ve onun aracılığıyla bankacılık sektörüne destek verme planını, diğer sektörlerden gelecek tepkiler nedeniyle açıklayamadığını ifade ederek şöyle devam etti:
“Krize sadece iş dünyası girmiyor, ağırlıkla emek dünyası giriyor. Ama asgari ücreti artırmamaya çalışacak, 2 bin TL gibi çok alt rakamdan konuşmaya başlayacaksın, emeklilikte yaşa takılanlara ‘size ayıracak kaynağım yok’ diyeceksin. Çalışanların çoğu kredi batağında, akşamları tespih satan, çorap satan memurlar var. İkinci işe mahkum bırakılmış kamu emekçisi sınıfı ama inşaat şirketlerini kurtarmaya çalışan bir yönetimle karşı karşıyayız. İş yeri yoksa iş yoktur, bunun farkındayız ama göreceksiniz, bu önlem paketleri yandaşını kurtarmaya çalışan bir uygulama olarak karşımıza çıkacak. Orada da, bunu böyle çıplak anlatmak zorundayım, peşin alınmış-verilmiş rüşvetler var bu projelerde. Rüşveti alınmış ama satışı yapılmamış konut projelerinin kurtarılacağı yönünde duyumlarımız var. Halkın bu gerçekleri bilmesinde fayda var.”
TÜİKin geçtiğimiz günlerde 146 bin konut satışı yapıldığını açıkladığını hatırlatan Erdoğdu, “Bunun sadece yüzde 5’i banka kredili konut, kalanı peşin ya da senetle yapılan satış görünüyor. Önceden Ekim sonuna kadar ilan edilmiş, Ekim sonunda ise yılsonuna kadar uzatılan tapu harcı ile KDV indiriminin de etkisi var ancak yine de böyle bir satış olduğunu düşünmüyorum. Bugün Türkiye’de o kadar konut satacak bir ekonomi yok” dedi.
BÜTÇE DENGELERİ DE İZİN VERMİYOR
Türkiye’de konut stokunun yaklaşık 2 milyonu bulduğunu, inşaatı devam eden konutlar dikkate alındığında 3 yıllık konut ihtiyacını aşan sayıda konut olduğunun sektör temsilcileri tarafından dile getirildiğine bildiren Erdoğdu şöyle devam etti:
“Cumhurbaşkanı, inşaat– banka– hükümet ve arsa sahiplerinden oluşan rant koalisyonunu bir arada tutamama sıkıntısı yaşıyor. İnşaat sektörünü kurtarma ve onun aracılığıyla bankacılık sektörüne destek verme planını, diğer sektörlerden gelecek tepkiler ve maliyetlerin daha önce açıklanan programlardaki tasarruf öngörülerinden bile fazla olma olasılığı nedeniyle de gönül rahatlığıyla açıklayamıyor. Bütçe dengeleri de inşaat sektöründe dillendirilen tarzda büyük ölçekli bir kurtarmaya izin vermiyor. AKP dönemi politikaları nedeniyle konut fiyatlarının reel olarak gerilemesi ve konuta yatırımın zarar ettirmesi nedeniyle de konut fiyatlarında reel olarak gerileme ihtimali, kriz psikolojisini güçlendiriyor. Bu da tüketim kararlarının ertelenmesine ve durgunluk ortamına katkıda bulunuyor.”
Büyük bir konut şirketi batınca sadece kendisinin değil, inşaatı besleyen sektörlerin de battığını kaydeden Erdoğdu, 2-2,5 milyon insanın çalıştığı sektörde ani bir daralmanın işçisinden inşaat mühendisine, mimarına kadar geniş bir kesimi işsiz bıraktığını söyledi. “Bunu gören hükümet panik oldu” diyen Erdoğdu şu görüşleri dile getirdi:
“İnşaat şirketleri batınca bankaların kredilerini ödeyemeyecekler. Ödenmeyen krediler artınca da reel sektörün domino etkisiyle finans sektörü de yıkılacak. O nedenle planları şu: Diyelim ki yapmış bin tane konut, bu konutların tanesini 1 milyon liradan satıyor, devlet bununla pazarlık yapacak, makul fiyattan alacakmış. Makul fiyata indirebiliyorsa piyasaya satsın. Demek ki piyasa değerinin üzerinde. 800 bin TL’ye bu konutları alacaklar, bunun yüzde 70’ini bankaya, yüzde 30’unu da müteahhite verecekler. Peki bu 800 bin TL borç nasıl finanse edilecek? Hazine kağıt çıkaracak, yani borcum var diye senet imzalayacak. Hazine biziz, halkız. Biz, çocuklarımızın geleceği boyunca bu borçları üzerimize alacağız, hazine de o konutları peyderpey satmaya çalışacak. Yani bu konutlar halkın üzerine yığılacak. Bu nasıl vicdan? Halk mı dedi size bu kadar konut yapın, inşaat yapın, döviz kredisi kullanın diye. Sen riske girdin, satsan kar edecek cebe atacaktın. Şimdi kar etmiyor diye vatandaşın üzerine nasıl yıkarsın? Bu yoksul halkın parasını nasıl gidip de milyonlarca liralık rüşvetleri alınmış-verilmiş projelere verirsin?”
Hükümetin tek kurtarma paketinin inşaat şirketlerinin borcunu üstlenmek olduğunu ifade eden Erdoğdu, “Kriz önleme paketinin anlamı şu: Geniş halk yığınlarını vergiyle ezin, bunlar çok harcamasın, çok harcarlarsa enflasyon oluyor. Ne yapacağız? Ücretleri baskılarken, inşaat şirketlerine, enerji şirketlerine bankalara parayı aktarın. Bu büyük bir haksızlık. Yapısal önlem diye dayattıkları şey apaçık IMF seti” diye konuştu.
KIRGINLIKLARI BIRAKALIM
Şirketlerin borç yükünün kamuya yüklenmesinin kamunun borç yükünü artırmanın yanı sıra krize neden olan inşaat odaklı büyüme modelinin sürdürülmesi anlamına da geldiğini vurgulayan Erdoğdu açıklamasını şöyle tamamladı:
“Krizden çıkmak için ilk yapılacak şey demokrasiye geri dönmek. Çünkü bu ülkede demokrasi olsaydı bu kriz olmazdı. Sana hesap sorardı. Medyada her gün yaptığın yolsuzlukların haberi çıksa sen bu kadar yolsuzluk yapabilir miydin? İnşaat sektörüyle başlayan ağır bir krizin içindeyiz, ama önümüzde bir umut var. Daha demokratik daha adil, daha çağdaş bir ülke olursak, yolsuzlukları ilk yıl en azından yarı yarıya indirirsek, hiçbir maliyeti olmayan uluslararası itibarı olan birkaç hamle yaparsak hiç değilse krizin derinleşmesine izin vermeyiz. Onun için önümüzdeki yerel seçimler bizim son şansımız. Vatandaşlardan dileğimiz küskünlükleri, kırgınlıkları bir tarafa bırakıp, bize son bir şans vermesi.”  
Ek alanı


Kaynak: chp.org.tr
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER