CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI SEYİT TORUN’UN BASIN AÇIKLAMASI (06 ARALIK 2018)

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI SEYİT TORUN’UN BASIN AÇIKLAMASI(06 ARALIK 2018)CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, CHP Merkez Yönetim Kurulu ve Parti Meclisi toplantıları sonrasında genel merkezde düzenlediği basın toplantısında şöyle konuştu: Çok değerli basın

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI SEYİT TORUN’UN BASIN AÇIKLAMASI  (06 ARALIK 2018)

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI SEYİT TORUN’UN BASIN AÇIKLAMASI
(06 ARALIK 2018)
CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, CHP Merkez Yönetim Kurulu ve Parti Meclisi toplantıları sonrasında genel merkezde düzenlediği basın toplantısında şöyle konuştu:

Çok değerli basın mensupları, çok değerli konuklar, öncelikle hepiniz hoş geldiniz. Bugün gerçekleştirdiğimiz MYK ve Parti Meclisi toplantımızın ardından yine çok değerli Belediye Başkan adaylarımızı açıklıyoruz.
Öncelikle 5 Büyükşehrimizin değerli Belediye Başkanlarıyla devam etme kararımızı açıklamak istiyorum. Aydın Büyükşehir: Sayın Özlem Çerçioğlu. Eskişehir Büyükşehir: Sayın Yılmaz Büyükerşen. Muğla Büyükşehir: Sayın Osman Gürün. Tekirdağ Büyükşehir: Sayın Kadir Albayrak. Hatay Büyükşehir: Sayın Lütfü Savaş.
Ayrıca Mardin Büyükşehir adayımız Süleyman Sarı ve Malatya Büyükşehir adayımız Sayın Soner Gökçe’dir.
Değerli arkadaşlar, illerimizi ise alfabetik sıraya göre de şöyle ifade etmek istiyorum.
Ardahan: Faruk Demir,
Bilecik: Semih Şahin,
Çanakkale: Ülgür Gökhan,
Çankırı: Mustafa İbişoğlu,
Çorum: Özgür Kılıç,
Edirne: Recep Gürkan,
Karaman: Emin Ege,
Kırşehir: Selahattin Ekicioğlu,
Sinop: Barış Ayhan,
Tunceli: Yusuf Kenan Aydın.
Çok değerli adaylarımızı ayrı ayrı tebrik ediyor, sürecin halkımıza ve milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi zor zamanların serinkanlı ve kurtarıcı gücüdür. Türkiye’yi çok partili sisteme taşımış partidir. Bugün de demokrasinin sigortası konumundadır. Bunun için Cumhuriyet Halk Partisi acele etmeden, telaşlanmadan bir plan, program ve amaç dahilinde Belediye Başkan adaylarını açıklamaya devam edecektir. Cumhuriyet Halk Partisi adaylarını açıklamada acele etmiyor, Cumhuriyet Halk Partisinde panik yok, Cumhuriyet Halk Partisinin olduğu yerde kriz olmaz demokrasi olur. Biz adaylarımızı bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak söze bırakmıyoruz. Adaylarımızı seçmenlere soruyoruz, sivil toplum kuruluşlarına soruyoruz, muhtarlara soruyoruz, parti üyelerimize, yöneticilerimize soruyoruz, parti organlarından topladığımız bilgileri tartışıyoruz. Biz vaat ettiğimiz demokrasiyi parti içinde de hayata geçiriyoruz. Adaylarımızı tek elden atama baskısı altına alarak, bizi kendi otoriter anlayışına benzetmeye çalışıyorlar. Bizi kendilerine benzetemeyecekler. Ne Cumhuriyet Halk Partisi, ne de seçmenler onların tehditlerine, şantajlarına boyun eğmeyecek. Türkiye toplumu demokrasiden asla vazgeçmeyecek.
2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri Türkiye’nin demokrasi yolcuğunu tersine çeviren bir seçim oldu. Karar alma mekanizması tek elde toplandı. Bakanlar artık tek kişi tarafından atanmışlardan oluşuyor. Bakanların her biri atanmış bir memur. Hatta bu şartlarda aday olmak istemeyenleri tehditle, şantajla aday olmaya zorluyorlar. Hem partilerindeki yöneticilerin, hem de seçmenlerin iradelerini tehditle, şantajla teslim almaya çalışıyorlar. AK Parti şimdi de Belediye Başkanlarını da atanmış memur haline getirmeye çalışıyor. Halk tarafından seçilmiş Belediye Başkanları görevden alınıyor, yerlerine atanmış memurlar getiriyorlar. AKP’de siyaset yapan herkesin kaderi tek bir kişinin iki dudağı arasında. AKP sadece bakanları ve Belediye Başkanlarını memurlaştırmakla yetinmiyor seçmenleri de memurlaştırmaya çalışıyor. Seçmenleri, benim atadığım adayları seçmezsen senin seçtiğin belediyeyi parasız bırakırım, elini, kolunu bağlarım diye tehdit ediyor. Bunu da geçmişte yaşamıştık. AK Parti tüm ülkenin kaderini tek bir kişinin iradesine bırakıyor. Ancak o da başka bir irade tarafından teslim alınıyor. İte kaka yüzde 10 barajını geçen bir partinin başkanı AK Parti Genel Başkanının iradesini teslim alıyor. Onun görevden aldığı Belediye Başkanlarını bu kez ben aday gösteririm diye tehdit ederek aynı tehdit yöntemiyle şantajla AK Partinin iradesini teslim alıyor. Aralarında jestlerle, mimiklerle kurulmuş bir ortaoyunu oynuyorlar ve tüm ülkenin kaderini birbirine şantaj yapan, birbirini tehdit eden iki kişinin siyaset oyunu ile teslim alıyorlar.
Öncelikli amacımız ekonomi ve demokrasinin yıkılmasını engellemek. Demokrasiyi şehirlerden yeniden inşa etmektir. Çünkü demokrasi kaybettikçe ekonomi de kaybediyor. Ekonomik kriz şehirleri yaşanmaz hale getiriyor. AK Parti doları, faizi konuşarak yalanlarına kılıflar uyduruyorlar. Ekonomi yurttaşlar için dolar, faiz demek değil. Kira demek, ulaşım demek, gıda demek, sağlık demek, eğitim demek. Tüm bunların fiyatları her geçen gün artıyor. Ekonomik kriz hepimizi yoksullaştırıyor. Bugün soframıza koyduğumuz ekmeği yarın koyamayacağımızdan endişe duyuyoruz, korkuyoruz. İşsiz kalma kaygısı yaşıyoruz. Çocuklarımızın servis parasını bir sonraki ay ödeyip ödeyemeyeceğimizi bilemiyoruz.
AK Parti şehirleri engellilere, çocuklara, kadınlara, yaşlılara kapatıyor. Belediye Başkanlarımız AK Partinin kapattığı şehirleri herkese eşit ve adil paylaşabildiği şehirlere dönüştürmek için çalışıyor, AK Partinin yok ettiği demokrasiyi şehirlerde kuracak çalışmalar yapıyor. Cumhuriyet Halk Partisi bugün kendisine benzemeyen her siyasi görüşle tavanda ve tabanda görüşmeler yapabilen tek partidir. AK Parti Türkiye’nin çok partili sistemini bırakıp tek adam rejimini pekiştirmeye, güçlendirmeye çalışıyor.
Adaylarımız bu seçim boyunca yürütecekleri kampanyalarla toplumu bölen, birbirine düşman etmeye çalışan AK Parti – MHP ittifakına karşı, bir arada yaşamı garanti edecekleri çalışmaları yürütecekler. Toplumun her kesimini kapsayan özellikler gösterecek, tüm siyasi partilerin seçmenleriyle işbirliği ve dayanışma içinde demokrasiyi inşa edecekler. Şehirleri imtiyazlı bir azınlık için cennete dönüştüren, büyük çoğunluk için yoksulluk, işsizlik, eşitsizlik üreten mekanlara dönüştüren AKP – MHP ittifakını sandığa gömecekler. 31 Mart’tan itibaren demokrasimizi ve ekonomimizi yeniden inşa edeceğiz. Lale devri bitti, kır çiçeklerinin devri başlayacak.
Tekrar tüm adaylarımıza başarılar ve sürecin ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
Teşekkür ediyorum arkadaşlar, sorularınız varsa alabiliriz.
Soru- Efendim gündeme dair bir sorum olacaktı. Cumhurbaşkanı bugün Sayın Kılıçdaroğlu’nun Almanya ziyaretini hatırlattı ve sert sözlerle eleştirdi. “Karanlık sicile sahip Alman vekille bir araya geldi, fotoğraf verdi, merak ediyorum ne konuştu, çık açıkla” diye bir soru sordu. Aynı zamanda belki de bu kez ilk defa “gizli görüşmeler yaparken aralarında FETÖ’cüler de vardı” dedi. Bunlarla ilgili değerlendirmenizi alabilir miyim?
Seyit TORUN- Sayın Genel Başkan planlı ve programı belli bir Almanya seyahati ve Avusturya seyahati gerçekleştirmiştir. Görüştüğü kişiler de resmi kişilerdir ve Avrupa’da seçilmiş insanlardır, resmi kişilerdir. O yüzden asla gizli bir görüşme değildir. Kendisinin biz yurtdışında nerelerde gizli görüşmeler ve kimlerle ne denli pazarlıklar ve hesaplar yaptığını gayet iyi biliyoruz. Sayın Genel Başkanın yaptığı görüşme planlı, programlı ve resmi bir görüşmedir.
Soru- İYİ Partiyle ittifakta son durum nedir? Malum Mansur Yavaş üzerinden de bir tartışma yürüyordu. İYİ Partiyle görüşmesinin olduğu ve Cumhuriyet Halk Partisinin adayı olmayı istediğini de İYİ Partiye ilettiği ifade ediliyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz? Aynı zamanda Cengiz Topel Yıldırım’ın da adı geçiyordu, o da Meral Akşener’le bir görüşme gerçekleştirmiş. Bunu nasıl yorumlarsınız?
Seyit TORUN- Tabi bizim görüşmelerimiz devam ediyor, şu anda her şey normal seyrinde. Önümüzdeki günlerde Sayın iki Genel Başkan mutlaka bir araya gelecektir, bu süreci değerlendirecektir. Tabi Mansur Yavaş kıymetli bir Belediye Başkan adayı, geçmişte de görev yapmış, belediyecilik yapmış bir Belediye Başkan adayı olarak ismi geçen arkadaşımız. Tabi kendi açıklamasıdır, ama bizim görüşmelerimiz normal seyrinde devam ediyor.
Soru- Bir de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir açıklaması oldu, eski kampanya süreçleri gibi bir kampanya yapmayalım, toplumu rahatsız etmeyelim diye bir çağrı gibi de algılandı. Buna yaklaşımınız ne olur?
Seyit TORUN- Çok memnun oluruz. Zaten bu kampanyaları yapan kendileri. Biz kampanyayı yapacak ekonomik gücü bile bulamıyoruz. Birçok adayımız zaten çevreyi kirletecek broşür, afiş yaptıramıyor. Onların paraları bol, çevreyi kirleten onlar, kirletmemelerini de isteriz. Dileriz ki bu sözlerine uyarlar ve gerçekleştirirler.
Soru- Efendim Mansur Yavaş’la ilgili olarak siz bir televizyon programında bir partinin rozetini takacak o partinin adayı olan kişi demiştiniz ama ondan da bir yanıt gelmişti bundan daha güzel bir rozet var mı diye bir Türk Bayrağı rozeti paylaşmıştı. Bu rozet konusundaki bu gerilim ya da partinin adayı olup olmama konusundaki son durum nedir?
Seyit TORUN- Bir gerilim yok arkadaşlar. Sadece ben şunu söyledim, eğer partinin adayı olursa rozet takacak mı diye söylendi. Ben de partinin adayı kim olursa olsun tabi ki seçim sürecince parti rozetiyle gezecek. Elbette ki, Belediye Başkanı olduktan sonra o rozeti çıkaracak. Bu açıklamaydı. Benim açıklamam hiç kimseye karşı değildi.
Peki arkadaşlar çok teşekkür ederim. 


Kaynak: chp.org.tr
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER