1. HABERLER

  2. Türkiye'nin İtibarını Artıracak Ana Şifre
Türkiye'nin İtibarını Artıracak Ana Şifre

Türkiye'nin İtibarını Artıracak Ana Şifre

Türkiye'nin aslında neyi tartıştığı konusunda bir zemin yoklaması yapılabilse, Türkiye'yi yönetmeye talip olanlar yoksulluğumuzu ortadan kaldıracak ve itibarımızı artıracak potansiyeli görebileceklerdir. İşte işin a,b,c'si:

A+A-

 Rivayet odur ki, Japonya’da okullarda diplomanın verilmesi için gerekli olan şartlardan biri de, İkinci Dünya Savaşı’nda Amerika’nın attığı iki atom bombası ile yerle bir olan Hiroşima ve Nagazaki kentlerinin bulunduğu bölgenin ziyaret edilmesiymiş.

Japon yetkililer bu zorunlu ziyaretle, ülkenin hangi durumdan bu noktaya geldiğini gösterme ve bir daha o kadar çaresizliğe düşmemek için daha fazla çalışmak gerektiği bilincini gençlere aşılamayı amaçlıyorlarmış. Neticede sonuç ortada. Tüm dünyanın başarılarını takdir ettiği saygın bir ülke durumunda Japonya...

Yetkim olsa, Türk gençliğinin Çanakkale Savaşları’nın yapıldığı alanı görmeden diplomalarını almamaları konusunda bir düzenleme yapılmasını sağlamaya çalışırdım. Tarih bilinci, milli şuur ve daha iyisini başarma konusunda motivasyon açısından oldukça gerekli bu tür organizasyonlar. Çanakkale Ruhu bu ülkenin vatandaşlarına çok iyi anlatılabilseydi, hiç kuşku yok ki, kardeş kardeşi bu kadar acımasızca vurmazdı.

Türkiye son günlerde eksen kaymasını tartışıyor. Keşke bu tartışmalarda kendilerine söz hakkı verilenlere, eksenini tartıştıkları ülkenin dünya coğrafyasındaki jeostratejik konumunun ne olduğu konusunda işin a,b,c’si olacak şekilde sorular sorulabilse... Ve aslında neyi tartıştıkları konusunda bir zemin yoklaması yapılabilse.

Nasıl ki milletvekilleri seçildikten sonra yemin ederek göreve başlıyorlarsa, bu ülkede vekilinden bakanına, bürokratından siyasette belli makamlara gelmiş isimlere kadar herkese öncelikle, yönetmeye talip oldukları ülkenin dünya coğrafyası üzerindeki konumu konusunda fikir sahibi olmaları sağlanabilse. Bu konuda yeterli bilgi sahibi olup olmadıkları bilinebilse...

Böylesine bir coğrafyadaki ülkeyi yönetmeye talip olmak; tarih akış serüveni içinde nehir yatağını kontrol etmeyi ve arzu edilen yöne akıtmayı becerebilmeyi göze almaktır. Kendisine böyle bir misyon yüklemeyenlerin asla siyasete girmemeleri ülkenin geleceği açısından yararlı olur.

Binaenaleyh, hazır eksen tartışmaları yaşanıyorken, Türkiye’nin dünya üzerindeki konumunu bir kez daha herkese hatırlatmakta yarar. Hatırlatalım ki, Türkiye’nin ekseni mi değişiyor, yoksa gerçekten hak ettiği merkeze mi oturuyor anlaşılabilsin. Bir sayfalık bu coğrafya bilgisine aşina olmayanların, değil ülkeyi yönetmeye, muhtarlığa bile talip olmamaları vatandaşa ve tarihe saygı açısından önem taşımaktadır.

Türkiye neresi?

Türkiye, üç kıtayı birbirine bağlayan çok önemli jeopolitik konumu ile Avrupa, Asya, Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, Akdeniz ve Karadeniz ülkesidir.

Türkiye aynı zamanda; Harran üzerinden bir Mezopotamya ve Ortadoğu, Trakya üzerinden bir Balkanlar, Kuzey kışı şeridi ile bir Karadeniz, Erzurum yaylası üzerinden bir Kafkas, güney deniz şeridi ve İskenderun Körfezi üzerinden bir Doğu Akdeniz ülkesidir.

Balkanlar bağlantısı bu ülkeyi Avrupa ülkesi yaparken, Ortadoğu bağlantısı Batı Asya ülkesi özelliği kazandırır.

Karadeniz üzerinden Doğu Avrupa ve Avrasya steplerinin su yollarına uzanan bu ülke, Kafkaslar üzerinden Hazar ve Orta Asya, Doğu Akdeniz üzerinden Güney-Batı Asya ve Kuzey Afrika dengelerinde yer almaktadır.

Türkiye sadece kıtaların fiziki kesişme noktasında değil, aynı zamanda İslam ile Hıristiyanlığın, gelişmiş Batı ülkeleri ile gelişmekte olan ülkelerin, Doğu kültürü ile Batı kültürünün, zengin kuzey ile yoksul güneyin kesişme yada buluşma noktasında bulunmaktadır.

Türkiye; Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının düğüm noktası olarak nitelendirilen Akdeniz ve Ortadoğu’nun Doğu-Batı ve Kuzey-Güney yönleri üzerinde bir köprü durumundadır. Bu konumu nedeniyle, farklı özelliklere sahip Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerinin fiziki, sosyal, kültürel ve ekonomik çıkarları ülkemiz üzerinde çakışmaktadır.

Türkiye:

- SSCB ve Yugoslavya’nın dağılması sonucu yapısal değişikliklere uğrayan Balkanlar’a komşu olması,

- Etnik çatışmalar yanında, zengin tabii kaynaklara sahip Kafkasya ve Orta Asya’nın oluşturduğu coğrafyanın merkezinde olması,

- 1990’dan bugüne kadar meydana gelen siyasi gelişmeler sonucunda, eski Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yer alan bugün 26 bağımsız devletin bulunması,

- Hazar ve Orta Asya doğal kaynaklarının batıya ulaştırılmasında doğal bir köprü oluşturması,

- Dünya doğal enerji kaynaklarının %70’inin ülkemizin etrafında olması,

- Karadeniz-Akdeniz deniz yolu ulaşımının Türk boğazlarından geçmesi,

- Avrupa’dan Pasifik’e ve Ortadoğu’ya uzanan geniş bir coğrafyada yer alan ender demokratik ülkelerden biri olması yönüyle önemli bir konumda bulunmaktadır.

Tarihte Trakya ve Anadolu yarımadalarına hakim olan milletlerin büyük ve güçlü devletler kurdukları, uluslararası politika, ekonomi ve askerî sahalarda rakiplerine karşı büyük üstünlük sağladıkları görülmektedir.

Türkiye, Anadolu yarımadası ile Kafkasya ve İran vasıtası ile Orta Asya, Çin, Hindistan ve Uzakdoğu’ya; Suriye, Irak vasıtası ile Ortadoğu ve Afrika’ya açılmaktadır.

Aynı şekilde Türkiye, Trakya yarımadası ile Balkanlar ve Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası durumundadır. Yani bugün ulaşım yollarının tamamlanması durumunda, Çin’den İngiltere’ye kadar kara ve demir yolu ile kesintisiz ulaşım mümkün olmaktadır. Bu ulaşım yolu üzerindeki köprü görevini ülkemiz oluşturmaktadır.

Ayrıca bu iki yarımadanın arasındaki, İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile bir bütünlük teşkil eden Marmara Denizi, Karadeniz'e kıyısı olan ülkelerin deniz yolu ile dünyaya açılmalarını sağlamaktadır.

Karadeniz’e dökülen Tuna, Don ve Dinyeper Nehirleri gibi büyük nehirler ve bunları diğer nehirlere bağlayan su kanalları üzerindeki su yolu taşımacılığı da dikkate alındığında, İstanbul ve Çanakkale Boğazları yalnız Karadeniz’e kıyısı olan ülkeleri deniz yolu ile dünyaya açılmalarını sağlamakla kalmamakta, genel olarak Orta Avrupa ile Doğu Avrupa’yı deniz yolu ile dünyanın diğer bölgelerine bağlamaktadır.

Dışlanması ve İçe Kapatılması Mümkün Olmayan Ülke

Anadolu ve Trakya yarımadalarının üç tarafı deniz olduğundan, Türkiye’nin karadan veya denizden başka güçler tarafından tecriti mümkün değildir. Coğrafyasının bu özelliği, Türkiye’ye birçok alternatif ekonomik ve siyasi, askerî politikalar uygulayabilme imkânı vermektedir.

Türkiye, etrafındaki Karadeniz, Ege Denizi ve Akdeniz sayesinde deniz yolu ile hiçbir ülkenin sınırlamasıyla karşılaşmadan deniz aşırı ülkelerle her türlü ilişkide bulunabilmektedir.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra kurulan Türk devletleri, ülkemizin jeopolitik önemini daha da arttırmaktadır. Türkiye, jeopolitik konumundan dolayı önemli bir güce sahiptir. Aynı zamanda birçok ülkenin gözünü üzerinden eksik etmediği bir ülkedir. Jeopolitik zenginliğini yeteri kadar değerlendirdiği taktirde, Türkiye’nin bir dünya gücü olacağı açıktır.

Böylesine zengin bir hinterlanda sahip olan bir ülkenin, siyaseten yoksul sayılabilecek dış politika tercihleriyle dünya siyasi arenasında söz sahibi olması beklenemez.

Türkiye’de bir eksen kaymasından söz edilecekse eğer, dillendirilebilecek en doğru ifade, Türkiye’nin işte şimdi gerçek eksenine doğru kaydığını ifade etmek olur.

Türkiye’nin jeostratejik konumunu jeopolitik bir vizyonla harmanlama becerisi gösteremeyecek kişilerin siyasete girmesi ve mevki sahibi olması bu ülke için intihar olur. Bunu sağlamanın en basit yollarından biri de, yukarıda aktardığımız Türkiye’nin dünya coğrafyası üzerindeki konumuna ilişkin algılama paritesini derinleştirmeden geçmektedir.

Bu açıdan bakıldığında gidişatın iyi yönde olduğu söylenebilir. Yoksulluğumuzu ve yoksunluğumuzu ortadan kaldıracak ve ülkemizi daha itibarlı hale getirecek temel şifre de bunun fark edilmesinden geçmektedir.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.