1. HABERLER

  2. İSTANBUL

  3. KAĞITHANE

  4. Ahmet Özdemir ," Partime, örgütüme güveniyorum"
Ahmet Özdemir ," Partime, örgütüme güveniyorum"

Ahmet Özdemir ," Partime, örgütüme güveniyorum"

2013 yılından beri CHP Kağıthane ilçe örgütünde pozitif siyaset yapan, siyaset üreten ve siyasetin her zaman içerisinde bulunan önemli siyasetçilerden Ahmet Özdemir ile yaptığımız röportajın birinci bölümünü yayınlıyoruz.

A+A-

Röportaj Kasım Aydın / İstanbul Ses Haber

Ahmet ÖZDEMİR ile CHP Kongre sürecini, Kağıthane siyasetini, yerelin problemlerini ve geleceğini konuştuk. Bu sohbet 5 ayrı başlıkta yayınlanacaktır.

Öncelikle Ahmet Özdemir'i tanıyalım.

Ahmet ÖZDEMİR; 1968 Erzurum doğumlu olup, 1990 yılında İTÜ-Makine Mühendisliği bölümünden mezun olmuş; ardından Boğaziçi Üniversitesi-Finans ve Pazarlama eğitimi almıştır. Halen bina mekanik sistemleri üzerine proje ve taahhüt işleri yapan bir şirketin ortağı ve genel müdürüdür.

İşte O Röportaj

Kongre süreçleri;

Sizi tebrik ediyorum; 2013 yılından beri CHP Kağıthane siyasetindesiniz, bütün çalışmalarda varsınız, ben dahil  üzerinize çok gelinmesine rağmen hiç küsmediniz, hem sahada hem de sandıklarda (eşinizle beraber) vardınız, devamlı yerelde siyaset ve hizmet üretmekten yana olduğunuzu söylediniz ve bu konuda ısrar ettiniz. Yerelin bütün dinamikleri ve toplumun bütün kesimleri ile iletişimde kalmaya çalıştınız. Öncelikle bütün bu ısrarınız neden? Neden CHP? Neden Kağıthane?

  Konuşacağımız çok konu var biliyorum. Kongre süreçleri, 2019 Kağıthane travması, genel olarak Kağıthane siyaseti, yerelin problem ve ihtiyaçları, geleceğin siyaset yapma tarzı ve Kağıthane geleceği bunlardan bazıları.Bütün bunlara geçmeden önce sorduğun soruya gelelim;

Ben 40 yıl Kağıthane’de Nurtepe Mahallesi’nde oturdum. Son 5 yıldır da Merkez Mahallesi’nin Osmanpaşa mevkiinde ikamet ediyorum. Çocukluğum, gençliğim ve ögrenim hayatımın tamamını burada geçirdim. Dolayısıyla bu kente çok şey borçluyum. 2000 yıllık tarihine ve Cumhuriyet sonrasında evrilen yapısına bağlandım. Gözlerimizin önünde değişen hallerine, bugünkü çaresizliğine, kaybolan tarihine, görmezden gelinen ama büyük potansiyele sahip Sadabad’ın ve onun ekolojik yapısının bozulmasına hep içerleyerek kendimi suçladım. Bu kent için birşeyler yapmak istiyorum, beraber yaşadığımız hemşehrilerim için, bu kentin öğrencileri, kadınları, gençleri, engellileri için birşeyler yapmak istiyorum. Bunun için ısrar ediyorum..

   İnsandan, ezilenden, emekçiden, doğadan yana olan dolayısıyla da hayata sol mantalitesiyle bakan bir birey olarak, yaşadığım kent ile alakalı bütün istek ve arzularımı ancak CHP ile gerçekleştirebiliceğimizi biliyorum. Böylesine köklü ve büyük bir partinin içerisinde iyi olduğu kadar birçok kötü tecrübenin olması kaçınılmaz. Bunlardan bazıları benim de başıma gelebilir ama asla olumsuzluklardan dolayı partime, davama ve arzu etmiş olduğum son fotoğrafa küsemem, ihanet edemem. Birşeyleri değiştirmek, dönüştürmek ve aynı zamanda kendi evrilmem için 2006 yılından beri üyesi olduğum partiye, emek vermek için geldim. İyikide gelmişim. Şimdi büyük bir ailem var, ve ben onları çok seviyorum. Beraber, omuz omuza, partimiz ve Kağıthane için mücadele etmekten onur duyuyorum.

Yerel siyasetin dinamiklerini biliyorum, nasıl yönetileceğini, iletişimde kalınacağını, ittifak kurulacağını 6 yıl boyunca yakından tecrübe ettim. Zamanı gelmiş düşüncenin karşısında hiçbir şey duramaz. Kağıthane’nin zamanı geldi...

Peki nereden başlayalım?

Herşeyin, bütün hikâyenin başladığı yerden, yani kongre süreçlerinden başlamak lazım. Parti içi değişim ve dönüşümler adına en büyük sancıların yaşandığı süreçlerdir bunlar. Buralardan doğru sonuçlar çıkaramazsak işimiz çok zorlaşır.

CHP Kongreleri ayrışmaların olduğu süreçler midir?

   Tabi ki her siyasi partide kongreler, yeni söylem ve politikaların, yeni kadroların oluştuğu süreçlerdir. Doğaldır ki bu süreçlerde ayrışmalar olacaktır; eleştiri ve özeleştiri mekanizmaları sonuna kadar zorlanacaktır, böyle de olması kaçınılmazdır. Aynı zamanda partinin gelişmesi, iktidar olabilmesi için bu durum bir zorunluluktur. Bu süreçlerde daha çok konuşmalıyız, eleştirmeliyiz, siyaset üretmeliyiz, bazen de ayrışabilmeliyiz. Ayrışmalar daha güçlü birlikteliklerin oluşması için gerekli zemini oluşturur.

   İki yılda bir yapılan kongreler, parti dinamiklerinin ve üyelerin devamlı olarak siyasetin içinde kalmasını sağlar. Bir dönem kaybeden sonraki döneme umutlanır; siyasetin içinde kalmak için mücadele eder. Bu da partiye sürekli bir dinamizm katar. Asıl problem olan kongre süreçlerinden sonra yönetime gelenlerin, süreç boyunca oluşan ayrışmaları nasıl yönettiğidir. Parti yönetimleri her kademede partinin bütün dinamiklerini süreçlere, siyasi çalışmalara ve kararlara ortak edebilmelidir. Yöneticiler, birlikte yönetim ilkesini yani yönetişim modelini kendi yönetimlerinde uygulayabilmelidir.

   Yönetime geldikten sonra, kongre süreçlerinde oluşan ayrışmalara devam edilirse, geride kalan ekipler parti çalışmalarına dahil edilmezse asıl o zaman keskin ayrışmalara zemin hazırlanmış olunur. Bunun sorumluluğu da daha çok erkleri elinde tutan yöneticilerdir.

Kongre süreçleri gerçekten yeni söylem ve kadroların oluşmasına sebep oluyor mu?

   Maksat odur fakat hasıl olan farklı olabilmektedir. Çoğu zaman olmasa da kongre süreçleri yeni kadroları genel itibariyle getiriyor. Lakin yeni siyasetin oluşumunda yeteri kadar verimli olunamıyor. Yeni söylemlerin oluşması çok daha zor ve sancılı bir süzgeçten geçiyor; bu durum pek tabii doğal.  Bunun giderilmesi için parti içinde demokrasinin çok daha fazla işletilmesi gerekmektedir.

   Parti kadrolarına, dünyaya entegre olmuş, günlük hayatın dinamikleri içinde yaratıcı, özgür, uzman, liyakatli bireyler taşıyabilirsek, söylem ve politikalarımızda o kadar hızlı yenilenebilir, zamanı yakalayabilir ve partimizi iktidara taşıyabilir.

37. Olağan Kongre Sürecimizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle kongre genelgesi ve sonrasında yayınlanan bütün genelgeler; sürecin mevcut tüzük çerçevesinde şeffaf, adil ve demokratik bir şekilde yürütülmesi için en azami şartları yaratmıştır. Bu konuda parti üst organlarına teşekkür ediyorum.

      Yerel seçimler sonrasında, CHP siyaseti için çok ayrıcalıklı ve önemli bir süreç içerisindeyiz. Yeni, pozitif, üreten bir siyaset yapma tarzı partimizde gelişerek büyüyor. Genel Merkez ve İl Başkanlığı’nda oluşan bu siyasetin ilçe yerelinde de oluşması gerekiyor. Umarım Kongre sürecimiz bu siyasetin Kağıthane özelinde de erk olmasını sağlar. Bu konuda oldukça umutluyum...

Mahalle kongreleri nasıl gidiyor?

Birçok mahallede parti çalışmalarına katkıda bulunan, emek veren partililerin öncelikli olarak listelere dahil edilmesi yönünde bir tavır sergilendiğini görüyorum vede sonuna kadar destekliyorum. Burada ayrıca beklentim ve talebim şu olabilir; siyasetin diğer gerekliliklerini karşılayacak dinamiklerin de listelerde olabilmesidir. Gençlere ve kadınlara öncelik verilmelidir. Partinin önemli kademelerinde görev yapmış veya yapan uzman kadrolara yer verilmeli ve bölgede seçmen nezdinde önemli potansiyele sahip olan partililere olanak sağlanmalıdır. Önemli STK’larda yöneticilik yapan partililere yer verilmelidir. Buradaki kritik nokta (partiyi iktidara taşıyacak kriter), mahalledeki üye iradesinin, mahalledeki genel iradeye mümkün olduğunca yaklaşacak şekilde ilçe kongresinde doğru temsil ediliyor olmasıdır. Mahalle dinamiklerinin ortak müştereklerde anlaşarak, doğru bir temsili tek listede çıkarması hepimizin beklentisi ama farklı listelerin çıkması durumunu da olgunlukla karşılamalıyız. Şu ana kadar seçim yapılmış olan mahallelerde, 3 mahalle hariç, tek liste üzerinde mutabık kalınması son derece olumlu bir gelişmedir.

Kongre süreci ile alakalı beklentiniz nedir?

   Kağıthane olarak, 1992 yılından beri ana muhalefetiz. Bu dönem çok önemli bir gelişim sağlamayı umarken, siyaset tarihimizin en olmadık durumunu yaşadık. İlçe olarak seçimlere giremedik, unutamayacağımız bir travma yaşadık.  Sonuç itibariyle  İlçe Meclisinde ana muhalefet olamamanın yanı sıra sadece 5 meclis üyesi ile temsil ediliyoruz. İlçe siyaseti olarak çok geriye düştük.

   Ben ilçe delegelerinin siyasetin her aşamasında olması gerektiğinden yanayım. Sadece kongrede oy verip çekilmeyip, itiraz eden, siyaset üreten, hesap soran bir delegasyon yapısı çıkarabilmeliyiz. İlçe yönetiminin her yaptığını olumlayan veya sessiz kalan bir delegasyonun parti olarak bizi iktidara taşıması mümkün değildir. Bugüne kadar seçim olan mahallelerde, kimseye bağlı olmayan, partisinin başarısı ve iktidarını hedefleyen delege iradesini görüyorum ve bu beni geleceğe dair heyacanlandırıyor. Hepimizin şunu çok iyi bilmesi gerekir ki, 2024 yerel seçimlerinde partimizin Kağıthane’deki iktidar yolu, bu kongre sonucu oluşacak delegasyon ve yönetim erkine bağlıdır. Partime, örgütüme güveniyorum, BAŞARACAĞIZ...

Başaracağız derken neyi kastediyorsunuz?

Devam eden mahalle seçimleri sonucu, oluşan delegasyon yapısı için çok iyimserim, farkındayım. Öylede olmak istiyorum. Birileri delegeleri şimdiden kendi lehine sayıp “kaç delegem var acaba” diye hesap yapıyor. Ben sahada olan, mahalle iradesini iyi okuyan biriyim. Delegenin iradesi ve vicdanı özgürdür. İstanbul başarısından sonra kendi ilçesinde de başarıyı hedefleyen bu irade, sadece bu dönemi değil geçmiş dönemleri de sorguluyor. Ben CHP delegesinin vicdanına güveniyorum. Kendisine hesap vermeyi değilde hesap sormayı hedeflemiş zihniyete gerekli cevabı verecektir.

   Başaracağız diyorum çünkü Kağıthane ve Kağıthanelilere karşı sorumluluğumuz var. Üyelerimize karşı sorumluluğumuz var. Kongre sürecinde oluşan ayrışma ve kırgınlıkları bu sefer telafi edeceğiz, birlikte çalışacağız, çok olacağız, organize olacağız ve inatla 2024’te iktidar olmayı hedef alıp sorumluluklarımızı yerine getireceğiz.

Gelecek Bölüm ; 2019 Kağıthane Travması...

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.