1. HABERLER

  2. İSTANBUL

  3. KAĞITHANE

  4. Ahmet Özdemir, “Yönetilemeyen Kağıthane...”
Ahmet Özdemir, “Yönetilemeyen Kağıthane...”

Ahmet Özdemir, “Yönetilemeyen Kağıthane...”

Siyasette yeni yüzler, yeni sesler, yeni düşünceler mutlak bir ihtiyaçtır. Çağ değişiyor, zaman değişiyor. İstanbul Ses Haber olarak Ahmet Özdemir Röportaj serimizin son bölümünü yayınlıyoruz

A+A-

Kağıthane’de yerel seçimler sürecini daha somut konuşalım. Tam olarak süreç nasıl yönetildi? Neden İyi Parti’ye devredildi?

Süreç hepimizin gözü önünde yaşandı. Kağıthane’yi elimizden göz göre göre kaçırdık. Peşinen bir suçlu belirlemek ve bütün kabahati onun üzerine yüklemek olmaz; bu işin kolayına kaçmak olur. Sorumlu kişilerin yanlış kararları, eksik bilgileri ve yönetimsel zafiyetleri tabiki bizi bu noktaya getiren en önemli hususlardır. Öte yandan parti tüzüğündeki eksiklikler, zafiyetler, ilçe siyasetinde erkler dışındaki dinamiklerin süreci sadece izlemeleri ve müdahil olmamalarıda önemli etkilerdir.

Yerelin seçim süreci, son yapılan belediye başkanlığı seçiminin ertesi günü başlar veya başlaması gerekir. Her gün buna göre planlanır; ziyaretler, paneller, eğitimler, yeni üye kayıtları ve diğer siyasi çalışmaları… Partimizin yerel örgütlerinde süreç maalesef böyle işlemiyor.

 İlçe genelinde bütün hareketlenme; Cumhuriyet Bayramı kutlaması sırasında tüm CHP Grubu önünde, İlçe Başkanı’nın yanında, Hamidiye Mahallesi Muhtarı’nın yer alması ile başladı. Sonrası da çorap söküğü gibi gelişti. Bir süre sonra süreç ilçe yönetiminin kontrolünden de çıkarak\sonucunda CHP Kağıthane siyaseti duvara tosladı. Geriye dönüp baktığımda kendi adımada, ilçe başkanı ve yönetimi adına da diğer siyasi dinamikler adinada birçok eksiklikler görüyorum. Çokta üzülüyorum...

Peki önce 29 Ekim tarihine kadar ne oldu? Bu fotoğraf birden mi oluştu? Niçin bu kadar tepki çekti?

Bütün süreci 2017 ilçe kongresinden itibaren analiz etmek gerekiyor. İlçe başkanı ve yönetimi için herşey çok güzel başlamıştı. Kongre başarılı bir çalışma neticesinde önemli fark ile kazanılarak, ilçe yönetimi;gerek mahalle başkanlığı, gerekse yönetim tecrübesi olmuş arkadaşlarımız tarafından oluşturulmuştu. Açıkçası ben başarılı olacaklarına inanıyordum.

İlçe için herşeyin güzel olduğu tablo, İl Başkanlığının Sn. Canan Kaftancıoğlu tarafından alınması ile tersyüz oluverdi. Beklenmedik sürpriz bir sonuçtu. İlçe başkanı bu süreci yönetemedi ve yeni ilbaşkanı ile uzun süre ayrı düşüldü. Parti içi demokrasiye sonuna kadar inanıyorum. Yarışlar olmalı, eleştiri ve özeleştiri olmalı ama sandıktan sonra herkes sonuca saygı duymalı. Bizler partinin kadrolarıyız. İhtiyaç olunan her yer ve zamanda görev alabilmeliyiz. Yarışlarda geri düşmemiz asla buna mani olmamalıdır.

Kurultaydan kısa bir süre sonra, 24 Haziran 2018 erken seçim kararı, ardindan başarılı bir adaylık ve kampanya süreci, son seçim akşamı yaşananlar ve sonrasında partimizdeki imza krizi, hepimiz için Umut ve Umutsuzluk arasında büyük kopuşlara götürdü.

Öte yandan 24 Haziran seçimlerinde parlamenter sistemden yana bütün siyasi partilerin bir araya gelme ve ittifak kurma çabaları, Türkiye’de yeni bir siyasete olan ihtiyacı ve onun başlangıcını işaret ediyordu. Evet/Hayır oylamasından itibaren gelişen ittifak süreci, 24 Haziran seçimlerinde de devam etti. Keza yerel seçimlerde parti olarak meyvesini aldık.

Bu arada birçok kişinin daha uzun dönemde beklediği, var olan ekonomik krizin piyasalara yansıması, umulandan çok önce gerçekleşmeye başladı. Döviz kurlarındaki hızlı ve önlenemez artış, sonrasındaki zamlar, soğan/patates yokluğu, seyyar tanzim satış mağazaları, batan büyük inşaat firmaları ve konut sektöründeki büyük daralma ülke genelinde çok büyük dalgalanmaya yol açtı. Artık herşey sorgulanıyor, çare aranıyordu.

Bütün bu gelişmelerin Kağıthane için önemi nedir?

Kağıthane’de yaşamış olduğumuz yerel süreci bütün bu gelişmelerin dışında düşünemeyiz. Bu süreçte çok ciddi okumalar, görüşmeler ve sohbetler yaptık. Mesela Prof. Dr. Yüksel Taşkın’ın bir röportajında “Tarih ve Toplum CHP’nin iktidar olmasını zorluyor.” söylemi benim için çok ufuk açıcıdır. HDP ilçe yönetiminden bir arkadaşımızın “İktidara kaybettirerek kazanacağız.” söylemi inanılmaz stratejik ve devrimci bir söylemdi ve beni yerel seçimlerde başarılı olmak için en fazla heyecanlandıran duruşlardan olmuştur. Partimizden Kemal Taştan ile yaptığım görüşmede “Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasal istikrarsızlık CHP’nin Kağıthane’de başarılı olmasının önünü açmıştır.”söylemi, o dönemdeki en somut analizlerden biriydi. Beni yerelde ençok umutlandıran söylem ise eski ANAP siyasetçilerinden bir arkadaşımızın şu ifadesidir,“Kağıthane’nin sosyal demokrat bir belediyecilik anlayışına ihtiyacı var. Biz 30 yıldır bir ağacın sağ dalındaki meyveyi yedik, sakın bize sol dalındaki meyveyi yedirmeye çalışmayın.”Partimizin Kağıthane’de başarılı olması için herşey hazırdı, tek şeye ihtiyacımız vardı;sürecin, bütün paydaşları dahil ederek doğru bir şekilde yönetilmesine.

Peki sizcede Kağıthane alınabilirmiydi?

2013 yılından beri yerel siyasette aktif olarak bulunmaktayım. En büyük önceliğim hep yerelde iktidar olmak için bütün şart ve koşulların incelenmesi olmuştur. Bu süreçtede seçimi kazanmak için gerekli olan bütün şart ve koşulları analiz ettik; geçmiş seçim sonuçlarını inceledik; yerelin bütün dinamikleri ile görüştük ve sonuç olarak “EVET, BİZ KAĞITHANE’Yİ ALABİLİRDİK”.

Nedir o gerek ve şartlar?

   Öncelikle tekrar etmek isterim ki ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi konjonktür gerek Türkiye genelinde, gerekse Kağıthane’de iktidar olmak için uygun koşullar yaratmıştı.

Kağıthane’de bizi iktidara taşıyacak mevcut koşullar bazıları;

  1. Kağıthane son 20 yılda nüfus ve bina yoğunluğu açısından en hızlı büyüyen ilçe. İstanbul’da kilimetrekareye 5.000 kişi düşerken, Kağıthane’de 30.000 kişi düşmektedir. Bu tamamen plansız ve rant odaklı bir büyümenin sonucudur.
  2. Büyümenin getirmiş olduğu devasa problemi var; trafik ve otopark sorunu, yeşil alan azlığı, hava kirliliği, kültürel alanların yetersizliği, toplamdaki spor ve eğitim-öğretim tesislerinin, kişi başına olan oranının son derece düşük olması vb. Mesela Kağıthane’de yaklaşık 20.000 ilk, orta, lise öğrencisi komşu ilçelerdeki okullara gidiyor
  3. İstanbul’da ortalama  kişi başına düşen yıllık gelir 18.000 $ iken, Kağıthane’de bu rakam 8.300 $’dır. Bu demek oluyor ki Kağıthane’de üretim ve ticari faaliyetler yetersiz, toplamdaki gelirler çok düşük.
  4. Mevcut iktidar bütün bu devasa problemlere çözüm bulamıyor vaziyette; yorulmuş ve yıpranmış.
  5. Siyasi koşullar oluşmuştu. 24 Haziranda ki seçimlerde yereldede ittifak kuracak olan Cumhur İttifakının almış olduğu oy toplamı 153.000 iken diğer partilerin almış olduğu oy toplamı 120.000 idi. Devam eden ekonomik krizde göz önüne alındığında CHP’nin oyu 125.000 ila 135.000 arasında olabilirdi. Keza 23 Haziran seçimlerinde alınan oy 127.000 civarındadır.

Bu koşullar altında partimizi iktidara taşıyacak gerekler neydi?

Süreç o kadar partimiz lehine gelişiyorduki hiçbir maceraya girmemize gerek yoktu. Sadece herkesi dinlemek ve süreci iyi yönetmek gerekiyordu.

  1. Sahada yapmış olduğumuz araştırmada öncelikli şart olarak parti kendi içerisinden genel seçmene hitap edebilecek bir aday çıkarması gerekliliğidir. Cumhur İttifakı dışındaki Saadet Partisi dışındaki bütün partiler CHP kendi adayını çıkardığı takdirde aday çıkarmayacağını açıkça beyan etmişti. Buradaki temel düşünce CHP seçmeninde zafiyet oluşturmayacak, ayrışma ve küsmelere sebep olmayacak bir aday etrafında toplanabilmekti. Böylece güçlü bir görüntü sergilenecek ve bütün muhalif seçmene umut olunabilecekti.
  2. Adaylaştırma sürecinde hem parti içi dinamikleri hemde yerelin bütün paydaşları dahil edilmeli, görüşleri alınmalı ve değerlendirilmeliydi. Bunun için gerek destek verecek bütün siyasi partiler gerekse seçmenin önemli bir kısmını oluşturan hemşehri dernekleri, meslek odaları ve diğer STK’lar ziyaret edilmeli, toplantılar yapılmalıydı.

Mevcut ilçe yönetimi ne yaptı?

En olmayacak şeyi yaparak parti dışından bir aday arayışına girdi. Partiyi çok gereksiz tartışmaların içerisine sokarak zaman kaybettik, enerji harcadık, yıprandık. Başlangıcı doğru bir proje olan Kağıthane’deki muhtarların sürece dahil edilmesi, zaman içerisinde karar verici olmaları aşamasına gelmiş ve bütün süreç ilçe başkanı ve muhtarlar arasında geçmiştir. Bu arada ilçe yönetimi, mahalle yönetimleri, parti kadroları, destek veren siyasi partiler ve yerelin bütün paydaşları sürecin dışında bırakılmıştır. Bütün süreç dar kadrolar tarafından şeffaf olunmadan yönetilmiştir. Buda çok yoğun hataların, zaafiyetlerin, eksiklerin olmasına sebep olmuştur. Mesela düşünülen adayın 29 Ekim’de sahneye çıkmasından hemen sonra sosyal medyadaki videolar ve fotoğraflar ortaya çıkmıştır. Oysa bu aşamaya gelmeden önce bütün bu zaafiyetlerin , olabilecek olumsuzlukların incelenmesi ve ona göre yönetilmesi gerekiyordu.

Siz ne yaptınız?

Yaklaşık altı yıldır devam eden Kağıthane yerel problemlerini ve çözüm önerilerimizi, projelerimizi güncelledik. Geçmiş dönem genel ve yerel seçimlere dair analizleri oluşturduk. Mevcut koşullar ve gereklilikler üzerinden bir strateji çizildi;

  •  CHP’nin ittifak ile gideceği seçimde tahmini alacağı oyun 125.000 ila 135.000 arasında olacağını öngürüyorduk. Bunun tek koşulu parti içinden yerele uygun bir aday çıkarılması idi.
  • 2009 yılından beri oyu devamlı düşen iki parti vardı, biri AKP diğeri Saadet Partisi. Dolayısı ile AKP’den kaçan oylar ne genelde ne de yerelde Saadet Partisi’ne gitmiyor. Dolayısıyla AKP’ye rakip olması için parti dışından özellikle Saadet Partili bir adayın çıkarılması yanlış olacaktır.

 

 

  • Partinin yerel siyasetteki örgütlenmesi ve çalışması yeterli olmadığından, adayın kısa sürede kendisini anlatabilmesi, sempati doğurabilmesi ve güven vermesi gerekiyordu. Bu yüzden yerelde tanınan,yarışlara girmiş, adaylık süreci geçirmiş bir aday bulunmalıydı.
  • Partinin birlik beraberliği için, adayın örgüt rızasını almış olması gerekiyordu. Bunun için birden fazla aday adayı çıkmalı, kendilerini üyelere anlatmalı ve genel anlamda bir kabul görebilmeliydi. 2014 yılı yerel seçimlerinde yaşadığımız belediye başkanlığı ön seçimi bunun için çok iyi bir örnekti. Altı aday adayının yarıştığı süreçte ipi göğüsleyen Serdar Kurşun etrafında bütün örgüt kenetlenmişti.

Bu tespitler ışığında, birçok kişi tarafından umut olmayan, para ve zaman harcamaya gerek görülmeyen, boşuna bir çaba olarak değerlendirilen Kağıthane Belediye Başkan adaylığına Orhan Çakır’ın aday olmak istemesi ve bizden destek talep etmesine olumlu yaklaştık. Bunun için ilk etapta kendisinden, olabilecek bütün aday adayları ile görüşmesi ve onların rızasını alması gerektiğini söyledik. Bu anlamda önce Cabbar Kement, Kemal Taştan, Mahmut Can, Bayram Aparanoğlu, Mehmet Eren, önceki dönem adayımız olan Serdar Kurşun ve son olarak da İlçe Başkanı Mehmet Ali Yüksel ile görüşme yapıldı.  Nihayetinde 21 Ekim 2018 tarihinde ilçe başkanlığında aday adaylığı açıklaması yapıldı.

İlçe başkanı nasıl karşıladı?

   Gerek 2014’teki yerel seçimlerinde kendi ilçemizdeki tecrübelerimizden, gerekse bu süreçte diğer ilçede yaşanan tecrübelerden aklımızda kalan; doğru, adil ve partiye yakışır yaklaşım, bütün aday adaylarına pozitif yaklaşmak, motive etmek, partili aidiyetini gözetmek şeklindedir. Fakat bizim ilçemizde, aday adayına “benim adayım değilsin” denildi. Adaylık açıklamasına gelinmedi ve daha önemlisi başka aday adayı çıkmasına kapıları kapadı, teşvik edici olmadı. Bu da süreci daha başından kilitleyen, çözümsüz yapan, antidemokratik bir yaklaşımdı. Mümkün olabilecek bütün aday adaylarının önünü kesti, partinin sadece bir aday adayı olmasının başlıca sebebi oldu. Hiçbir şansımızın olmadığı 2014 yerel seçimlerinde altı aday adayımız varken, iktidara bukadar yaklaştığımız bir dönemde sadece bir aday adayımız oldu. CHP Kağıthane siyasetinin bitirildiği, kısırlaştırıldığı bir dönem oldu. Kağıthane bu anlayışı, yönetim tarzını haketmedi. Siyasi tarihi ve kültürüne de hiç yakışmadı.

   Nihayetinde 29 Ekim kutlamasında o fotoğraf oluştu.

Sonrasında neler yaşandı?

Orhan Çakır’ın aday adaylığını ilçede açıklamasından sonra hızlı bir şekilde örgütle bir araya gelinmeye çalışıldı. Aday adayının en büyük eksikliği, örgüt ile arasındaki mesafe idi. Aynı zamanda ilçe başkanı ve yönetimi ilede devamlı temas halinde kalmaya çalıştık. Ufak tefek sorunlar yaşanıyordu. Bunları yönetici arkadaşların pozitif yaklaşımı ile gidermeye çalışıyorduk. Herkes şunun bilincindeydi; kim adaylaşırsa adaylaşsın bütün örgüt ile beraber ilçe başkanı ve yönetiminin liderliğinde seçime gidilecek.

Örgüt ziyaretleri yanında, yerele ait diğer dinamiklerle de görüşmeler ve toplantılar yapılmaya başlandı. Mahalleler ziyaret edilerek esnaf ve evlere gidildi. Muhtar ziyaretleri yapıldı. Yani tam anlamıyla bir seçim provası yaşandı. Zaman geçtikçe, sahadan mesajlar alındıkça seçimi kazanabileceğimize dairi umutlarımız çok daha fazla artmaya başladı. Özellikle Cumhur İttifakı dışındaki partilerin sürece son derece pozitif, yapıcı ve inanmış şekilde yaklaşımları bizi de heyecanlandırıyordu.

Zaman içinde sahada yaşanan bu beklenti ve heyacanı örgütümüzede taşımaya, herkesi birşeyler olabileceğine inandırmaya, ikna etmeye çalıştık. Bunu aynı zamanda İl ve Genel Merkezimizede ulaştırdık. Parti örgümüz içerisinde, uzun zamandan beri süregelen başarısızlıkların neticesi olan, umutsuzlukla mücadele etmek en zoruydu. Geçmişte, bugünde ve sonrasındada gerek ve yeter şartları yerine getirdiğimiz takdirde, yerelin ihtiyaçlarını ve beklentilerini öncelik yapacak olursak CHP’nin yerel seçimleri kazanacağına inancım sonsuz. Bunu yapabilecek kadro ve bilgi birikimi partimiz içinde var.

Bütün bu çalışmaların sonrasında, Millet İttifakı gereği CHP’nin Kağıthane’de seçime girmeyip İYİ Parti’ye devredilmesi hepimizde büyük bir hayak kırıklığı ve kızgınlık yarattı.

Niçin İYİ Parti’ye bırakıldı?

Sizde biliyorsunuz, Millet İttifakı gereği en az 4 ilçe İYİ Parti’ye bırakılacaktı. Açıkçası biz muhalefette olsak bile Kağıthane’deki özellikle büyükşehir için alınacak oy potansiyelimizden dolayı, ilçemizin İYİ Parti’ye devredilmesini beklemiyorduk. Ta ki bölge milletvekilimizin ve ilbaşkan yardımcımızın ilçeyi ziyaretine kadar. Maalesef bu ziyarette gerek ilçe gerekse aday adayı tarafından birlik beraberlik görüntüsü verilemedi. Verilen görüntü her halükarda ayrışmanın olacağı idi. Bütün çabalarımıza rağmen, böyle bir ayrışmanın olmayacağını, birlik beraberlik içinde seçime gitmemiz gerektiğini söylememize rağmen başarılı olamadık. Bunda sadece ilçe başkanının değil bütün Kağıthane’nin sorumluluğu bulunmakta. Siyasette erk olan, kanaat önderi ve sözü sayılan birçok kişi süreç dışında kaldı. Çok sonra dahil olmaları da istikameti değiştirmedi.

 

İYİ Parti’ye devredildikten sonra sizin tepkiniz oldumu?

   İYİ Parti’ye devredildikten sonra bir süre kendimize gelemedik; hakikaten travma yaşadık. Gerçi İYİ Parti’ye devredilmeden biraz önce, olabilecek müdahaleleri yaptık. Genel merkez ve ilde gerekli görüşmeler yapıldı. Büyükşehir adayımız Ekrem İmamoğlu’na çıktık. Fakat bir sonuca ulaşamadık. İYİ Parti’ye devredilmesine engel olamadık. Sonrasındada tepkimiz çok sınırlı oldu. Parti üyesi ve kadroları olarak partimizin nihai başarısı için her şart ve koşulda çalışmak durumundayız.

Meclis listeleri nasıl oluşturuldu ?

Sürecin başından itibaren meclis üyesi kim olur diye hiç kafa yormadım, ilgilenmedimde.  Belediye başkanlığını almak için gerekli şart ve koşulların yaratılması temel hedef alınmalı, ardından yerele uygun bir adayın çıkarılması, son noktadada yine yerelin demografik yapısına ve siyasetine uygun bir meclis listesi oluşturulması gerekiyordu. Dolayısıyla ilçe seçimlerine İYİ Parti’nin gireceği kesinleşince, açıkçası benim tek düşücem Büyükşehir Belediye Başkan adayımıza “Oyu nasıl taşırız?” olmuştur. Bununla ilgili görüşlerimi yine il ve BBB adayımıza ilettim. Sonrasında gelişen olaylar ise tamamen İl ve Genel Merkez tasarrufunda olan şeylerdir. Tıpkı 2009 ve 2014 seçimlerinde olduğu gibi. Listeler üzerinde ayrım yapmaksızın şunu söyleyebilirim, örgütün, yerelin görüş veönerilerini almadan, merkezi olarak yapılan hiçbir atamayı doğru bulmuyorum. Bu tarz adaylaştırmalar bize asla seçim kazandırmaz, aksine oy kaybına yol açar. Zaten ilçe seçimlerindeki başarısızlığımızdan buda görünüyor.

Orhan Çakır’ın Meclis listesinde olmasını nasıl karşılıyorsunuz  ?

Orhan Çakır’ın aday adaylık çalışmalarında belediye başkanlığına adayım, meclis üyeliğine talip olmayacağım demesi, onun için son derece bağlayıcı oldu. Herne kadar il ve büyükşehir adayımızın istek ve talebi ile yazılmış olsada örgüt tarafından sonderece tepki ile karşılandı.  Partimiz içinde buna benzer çok örnek verilebilir, bundan sonrası için partimizin bu konuda çok ciddi açmazları ve sorunları var. Umarım önümüzdeki seçimlerde bu konular birtakım kriterlere bağlanır.

Bundan sonrası için planlarınız nedir? Kağıthane siyaseti için ne öneriyorsunuz?

Kağıthane’de yaşamaktan mutluyum, dostlarımın çoğu yakınımda. Önümüzdeki dönemlerdede zamanımın çoğunu geçirmek istediğim bir yer. Siyasetteki önceliğim Kağıthane’ye ve hemşehrilerime hizmet etmek olacak. Bundan sonra da gerek partim gerekse diğer yerel dinamikler içerisinde herzaman gönüllü olarak en ön saflarda yer alıcam.

CHP olarak Kağıthane’deki siyasetimizin çok gerilere gittiğini, üretemediğini, kadrolar arasında çok ciddi açmazların olduğunu daha öncede söylemiştim. Bu açmazları acil olarak aşacak çözümler bulmalıyız. Bu kongre bunun başlangıcı olabilir. Kişilerin siyasi kariyer beklentilerinden ve egolarından ziyade, partimizin mevcudiyetini ve etkisini büyütecek beklenti ve taleplerde bulunmalıyız. Bugünden 2024 yılına bir yol haritası çizip, yapacağımız iyi bir başlangıcı Kağıthane Belediye Başkanlığını alarak taçlandırmalıyız. CHP Kağıthane kadroları böyle bir vizyonu belirleyip, gereğini yapacak liyakata, ehliyete ve özgüvene sahiptir.

TEK BAŞINA KURTULUŞ YOK!

YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ!

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.