CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, ADANA’DA MUHTARLARLA BİR ARAYA GELDİ

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, ADANA’DA MUHTARLARLA BİR ARAYA GELDİ

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, ADANA’DA MUHTARLARLA BİR ARAYA GELDİ- "Devlet ayrı, siyaset ayrıdır. Siyasi partiler vatandaşın..

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, ADANA’DA MUHTARLARLA BİR ARAYA GELDİ

- "Devlet ayrı, siyaset ayrıdır. Siyasi partiler vatandaşın verdiği yetki içinde 4 yıl için devleti yönetirler, devlet olmazlar, devleti yönetirler. Şimdi tam bir parti devleti olacak"
- "Koskoca Türkiye Cumhuriyeti bir kişiye teslim edilecek bir devlet midir? Üzerinde oturup düşünmemiz lazım"
- "Siz 80 milyon olarak milletvekili gönderiyorsunuz. Bir kişi kalkıyor ’Ben bu Meclis’i feshedeceğim’ diyor. ’Evet’ derseniz bu yetkiyi vereceksiniz. ’Hayır’ derseniz bu yetkiyi vermeyeceksiniz"


Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Adana’da bir otelde muhtarlarla bir araya geldi.



Muhtarlarla bir süre basına kapalı toplantı yapan Kılıçdaroğlu, daha sonra gazetecilerin de alındığı salonda yaptığı konuşmada, muhtarların sorununu ülkenin birçok yerinde dinlediği, nasıl çözüleceğini de bildiğini belirtti.

Muhtarların SGK primleri nedeniyle icralık olduklarının dile getirildiğini aktaran Kılıçdaroğlu, belediye başkanları ve milletvekillerinin SGK primlerinin bir kısmını devletin ödediğini ancak seçimle gelen muhtarların bundan yararlanamadığını, aynı uygulamanın muhtarlar için de geçerli olmasını savunduklarını ifade etti.

Kılıçdaroğlu, asgari ücret vaatlerini partisinden seçilen tüm belediyelerde yerine getirdiklerini, aile sigortasını da pek çok belediyenin uygulamaya başladığını anlattı.

Yıllarca "Vergi nasıl toplanır, bütçe nasıl yapılır, para nasıl harcanır" ile uğraştığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Eğer cebinizi değil vatandaşın cebini düşünürseniz bütün bu sorunların hepsi çözülür ama ’Seçildik hele şu malı götürelim’ derseniz vatandaşın sorununu değil kendi sorununuzu çözmüş olursunuz." dedi.

- "Hepimizin oturup üzerinde düşünmesi gerekiyor"

Kılıçdaroğlu, anayasaların birer toplumsal uzlaşma belgeleri olduğuna dikkati çekerek farklı partilere oy verenlerin tamamının temel haklarının korunması gerektiğini vurguladı.

Mevcut siyasi sistemde vatandaşın oy verdiği partiden seçilen milletvekillerine telefonla ulaşabildiğini, yapılacak değişiklik sonrası buna gerek kalmayacağını savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Çünkü o milletvekili de bakanı arayacak. Bakan da milletvekili, Meclis’e geliyor. Yeni modelde bakanların hiçbirisi milletvekili değil. Milletvekili telefon açacak bakan da diyecek ki ’Kardeşim ben seçimle gelmedim, beni seçen bir kişi. Bana niye telefon ediyorsun?’ Hiçbir bürokrat sizin telefonunuza da çıkmayacak. Milletvekili de telefona çıkmayacak."

Kılıçdaroğlu, mevcut modelde hükümetin kurulduktan sonra TBMM’de güven oyu aldıktan sonra yola devam ettiğini, yeni modelde güvenoyu olmadığını belirtti.

Buna karşı vatandaşın "Biz 550 milletvekili seçtik Ankara’ya gönderdik. Allah aşkına bunlar orada ne yapacak. Hükümeti denetleyemeyecek" diyeceğini aktaran Kılıçdaroğlu, hükümetin güvenoyu istemeye bile tenezzül etmeyeceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, A veya B partisi değil bir vatandaş olarak konuştuğunu ifade ederek "Hepimizin oturup üzerinde düşünmesi gerekiyor. Neden biz bu sistemden vazgeçiyoruz, neden yeni bir rejim getiriyoruz, hangi akla hizmet?" dedi.

Mevcut sistemde bir bakanın yolsuzluk yapması, işini yapmaması veya güven vermemesi halinde hakkında gensoru verildiğini, yeni modelde gensoru olmadığını dile getiren Kılıçdaroğlu, "Malı götür, Meclis bir şey yapamayacak. Peki arkadaşlar bu doğru mudur? Bir bakan en azından şundan çekinmeli ’Yanlış bir şey yaparsam yarın Meclis’te hakkımda gensoru verirler, çıkıp hesabını vermek zorundayım.’ Bu da yok. Bu model doğru mudur, yanlış mı bunu da düşünmeniz lazım." dedi.

- "Devlet ayrı, siyaset ayrıdır"

Yeni modelde kaç bakan olacağının bilinmediğine işaret eden Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bilen var mı? Ben de bilmiyorum. 10 bakan mı, 15, 20, 50 bakan mı veya başkan diyecek ki ’Hiç bakanlara ihtiyaç duymuyorum. Bakanlık yok.’ diyecek. Sonra şu olacak bir sabah kalkacak diyecek ki ’Milli Eğitim Bakanlığını kapattım gerek yok veya Milli Savunma Bakanlığını kapattım gerek yok’. Böyle bir yetki verilebilir mi bir kişiye?"

Kılıçdaroğlu, mevcut modelde kaç bakanlık olacağının ve yetkilerinin TBMM tarafından kanunla belirlendiğine dikkati çekerek, yeni modelde TBMM’nin böyle bir yetkisinin olmadığını, bir kişinin istediğini belirleyeceğini öne sürdü.

Yeni modelde "başkan yardımcısı" sayısının da bilinmediğini anlatan Kılıçdaroğlu, "İstediği kadar yardımcısı olacak. Başkan aynı zamanda partisin de genel başkanı olacak. Bunun için mesela 81 ildeki il başkanını başkan yardımcısı olarak tayin edebilecek." dedi.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Devlet ayrı, siyaset ayrıdır. Siyasi partiler vatandaşın verdiği yetki içinde 4 yıl için devleti yönetirler, devlet olmazlar, devleti yönetirler. Şimdi tam bir parti devleti olacak. Bu yanlış mıdır, doğru mudur, vicdanınızda ölçüp, tartacaksınız. Hangisi yanlış, hangisi doğrudur, kararı siz vereceksiniz. Nisan ayında sandığa gideceksiniz kararınızı vereceksiniz."

- "Her şey bir kişide oluyor"

Kılıçdaroğlu, 16 Nisan’da oylanacak anayasa maddelerinin kabul edilmesi durumunda yetkilerin bir kişide olacağını belirtti.

Vatandaşların "Olsun, ne olacak ki?" diye düşünebileceğini aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Bir partinin genel başkanı hakim tayin etsin mi etmesin mi? Bunu vicdanınıza sormak zorundasınız. Partinin genel başkanı hakim tayin ederse ne olur? Düşünün CHP Genel Başkanı hakim tayin ediyor. Allah aşkına başka bir partiden olan kişi o hakime güvenir mi? Yargı bağımsızlığı orada bitiyor zaten. Güçler ayrılığı ilkesi bitmiş oluyor. Güçlerin birliği oluyor. Her şey bir kişide oluyor. Yargı bağımsızlığı, yürütme, yasama tamamen bir kişinin kontrolünde oluyor. Bir kişinin kontrolünde olduğu zaman sorun çıkar."

Asıl temel tehlikenin unutulmaması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, şu görüşleri dile getirdi:

"Peki bazı arkadaşlar ’Olsun ne olacak ki, her şey bir kişinin kontrolünde olsun’ diyebilir. Bunu düşünen vatandaşlarımız da olabilir. Adaletin çok daha ötesinde başka bir tehlike var. Bir kişiyi ikna ettiğiniz zaman en geç 24 saat içinde Türkiye Cumhuriyet Devletini ele geçirirsiniz. Niye 24 saat diyorum. Çünkü bunun bir hazırlığı var, oturup valileri görevden alacaksın, yeni valiler, yeni kaymakamlar, yeni savcılar, yeni hakimler, yeni generaller tayin edeceksin. Kızıyorlar FETÖ terör örgütü 35 yıldır devlette yapılandı diye. 35 yıla gerek yok bir kişiyi ikna ettiğin zaman 24 saat içinde devleti ele geçireceksin. Hakim sizden, vali sizden, kaymakam sizden, emniyet müdürü sizden herkes sizden. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti bir kişiye teslim edilecek bir devlet midir.? Üzerinde oturup düşünmemiz lazım."

Kılıçdaroğlu, millette olan yetkinin alınarak bir kişiye verilmek istendiğini, o kişinin istediği zaman TBMM’yi de feshedebileceğini savundu.

Tarihten ders çıkartılması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"1924 Anayasası görüşülürken Meclis’i fesih yetkisi Mustafa Kemal Atatürk’e verilmek istenir. İki genç milletvekili kürsüye çıkarlar. ’Biz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü seviyoruz’ derler. ’Bu memleket için neler yaptığını da çok iyi biliyoruz. Çok değerli bir komutan, bu ülke için fedakarca çalıştı. Ama kimse kusura bakmasın bizi buraya Gazi Mustafa Kemal Atatürk değil, bizi buraya millet gönderdi. Milletin meclisini kimse feshedemez’ diyorlar. 127 oyla reddedilir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu konuşmayı yapan iki kişiyi daha sonra bakan yapar. Kendi tarihimizden ders çıkartmasını bilmeliyiz. Eğer siz hatadan ders çıkartmazsanız tarih tekerrür eder. Hatadan ders çıkartırsanız tarihi tekerrür ettirmezsiniz. Siz 80 milyon olarak milletvekili gönderiyorsunuz. Bir kişi kalkıyor ’Ben bu Meclis’i feshedeceğim’ diyor. ’Evet’ derseniz bu yetkiyi vereceksiniz. ’Hayır’ derseniz bu yetkiyi vermeyeceksiniz."

- "Kendi partisinin genel başkanı nasıl tarafsız olacak"

Cumhurbaşkanının mevcut anayasaya göre tarafsız olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, bu tarafsızlığın devletin sigortası olduğunu belirtti.

Tarafsız cumhurbaşkanının bütün siyasi partilere eşit mesafede olduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Olmak zorundadır. Gelir TBMM’de tarafsız davranacağına dair namusu ve şerefi üzerine yemin eder. Peki bir siyasi partinin genel başkanı tarafsız mıdır? Hayır. Ne ben, ne Sayın Binali Yıldırım, ne Sayın Devlet Bahçeli ne de diğer partilerin başkanları tarafsız değiliz. Milletvekilleri de tarafsız değildir. Anayasaya göre bizim yeminimizde tarafsızlık kuralı yoktur. Tarafsızlık kuralı sadece cumhurbaşkanındadır. TBMM Başkanı da siyasi parti gruplarına karşı tarafsızdır. Yeni modelde, başkan aynı zamanda bir partinin de genel başkanı olduğu için tarafsız olamaz. Şimdi diyorlar ki ’Bu değişiklikle biz çift başlılığı kaldırıyoruz.’ Hiç ilgisi yok.Tam tersine çift başlılık anayasal kurum haline gelmiş oluyor çünkü başkan hem TBMM’sini hem Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil edecek hem de kendi partisinin genel başkanı olacak. İki şapkası olacak. Tarafsız olabilir mi? Kendi partisinin genel başkanı nasıl tarafsız olacak ve biz ona nasıl diyeceğiz sen tarafsız ol. Diyecek ki, ya ben partimin genel başkanıyım, niye tarafsız olayım."
Kaynak: chp.org.tr

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.