CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN, İSTANBUL İL BAŞKANLIĞINDA PARTİLİLERLE BAYRAMLAŞMA SONRASI YAPTIĞI KONUŞMA  (05 HAZİRAN 2019)

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN, İSTANBUL İL BAŞKANLIĞINDA PARTİLİLERLE BAYRAMLAŞMA SONRASI YAPTIĞI KONUŞMA (05 HAZİRAN 2019)

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN, İSTANBUL İL BAŞKANLIĞINDA PARTİLİLERLE BAYRAMLAŞMA SONRASI YAPTIĞI KONUŞMA

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN, İSTANBUL İL BAŞKANLIĞINDA PARTİLİLERLE BAYRAMLAŞMA SONRASI YAPTIĞI KONUŞMA
(05 HAZİRAN 2019)
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığı'nda düzenlenen bayramlaşma programına katıldı.
Daha sonra, il başkanlığının bulunduğu sokakta seçim otobüsünün üzerine çıkarak vatandaşlara seslenen Genel Başkan Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

Güzel bir bayram gününde beraberiz. Gönül ister ki tek tek her birinizin elini sıkayım ve her birinize bayramınız kutlu olsun diyeyim ama bu imkan yok. O nedenle gönlümden geçeni bilmenizi isterim.
Bizim bir görevimiz var. Bu ülkenin vatanseverleri olarak bir görevimiz var. Biz cumhuriyeti, demokrasiyle taçlandırmak zorundayız. Biz, güzel ülkemizde gelişmiş ülkelerin standartlarını taşıyan bir demokrasiyi ve demokrasi kültürünü bu ülkeye getirmek zorundayız ve bu amacın gerçekleşmesinde en büyük katkıyı sizler vereceksiniz, beraber yapacağız bunu, birlikte yapacağız bunu. Demokrasiye ulaşmak kolay bir olay değildir. Demokrasiyi savunmak kolay bir olay değildir. Demokrasi için mücadele etmek de kolay bir olay değildir. Yeri geldiğinde demokrasi için mücadele edenler bedel ödemişlerdir. Ama bizler çocuklarımıza güzel bir Türkiye bırakacaksak, huzur içinde yaşayacağımız bir Türkiye’yi bırakacaksak, bütün dünyada evet Türkiye’de demokrasi var ve demokrasi mücadelesi var dedirteceksek birlikte çalışmak zorundayız.
Benim sözüm sadece gidip Cumhuriyet Halk Partisine oy veren vatandaşlara değil, demokrasi bizim gibi düşünmeyen farklı düşünen herkes için geçerli olan bir kuraldır. Ben nasıl onun düşüncelerine saygı göstereceksem, onun da düşüncelerini özgürce ifade edebileceği bir rejimi savunuyorsam, o da benim için aynı şeyleri düşünmelidir. O nedenle 23’ünde sandığa gideceğiz; vereceğimiz her oy demokrasi için, güzel bir Türkiye için, çok güzel şeylerin olması için birlikte sandığa gideceğiz ve oy kullanacağız.
Benim sözüm özellikle geçen seçimlerde Ekrem Bey’e oy vermeyen vatandaşlarıma. Bakınız bir ramazan ayını geçirdik. Manevi duygularımızın en yoğun olarak yaşandığı ay ve hepimiz o ayda yani ramazan ayında haktan söz ederiz, hukuktan söz ederiz, adaletten söz ederiz, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır deriz. Madem böyle düşünüyoruz, madem bu anlayış Türkiye’nin her katmanında yerini alıyor, o zaman haksızlığa uğrayan, mazbatası teslim edildikten sonra oda da düzenlenen kumpaslarla bir haksızlık yapılıp eğer Ekrem Bey’in mazbatası tekrar elinden alınıyorsa artık bu milletin haksızlığa karşı dur demesi lazım. Biz bunu istiyoruz.
Dolayısıyla daha önce sandığa gidip Ekrem Bey’e oy vermeyen veya sandığa gitmeyen bütün vatandaşlarıma sesleniyorum. Ayın 23’ünde sandığa gideceksiniz, Haziran’ın 23’ünde. Bir şey istiyorum bir tek şey, sandığa gitmeden önce elinizi vicdanınıza koyun ve vicdanınızın sesini dinleyin. Ben haksızlığa karşı haksızlığın sürdürülmesini mi isteyeceğim, yoksa çocuklarıma güzel bir miras bırakmak için haksızlığa karşı direnecek ve bu kadar haksızlık olmaz insaf artık deyip gidip adaletten, haktan, hukuktan yana mı oy kullanacağım. Bunu sorgula diyorum.
Gönül isterdi ki, dünya kadar derdimiz var, mutfaklarda yangın var, insanlar perişan vaziyette, işsizlik diz boyu. Gönül isterdi ki, bu sorunların üzerine gidelim ve bu sorunları çözelim. Herkesin işi olsun, herkesin aşı olsun, her evde tencere kaynasın, her evde huzur olsun, memleketimizde de huzur olsun. Bir arada huzur içinde yaşayalım. Ama buna imkan vermiyorlar, buna fırsat vermek istemiyorlar. Ama biz sandığa gideceğiz ve bu güzel ülkede demokrasiyi yeniden inşa edeceğiz. Diyeceğiz ki, ne olursa olsun, kim olursa olsun yolumuzdan sapmayacağız, hakkı hukuku ve adaleti sağlamak için sonuna kadar mücadele edeceğiz.
Ekonomik sıkıntılar bir taraftan yaşanırken, işsizlik almış başını gidiyorken, Türk lirası yabancı paralar karşısında güneş görmüş kar gibi eriyorken başka bir olayımız daha var, şehitlerimiz geliyor ve şehitlerimiz 81 milyonun şehididir. Şehitlerimiz yüz akımızdır, onlar başımızın tacıdır. Ailelerine sabır ve başsağlığı dilemek hepimizin insani görevidir. Ama gönül ister ki, bizim coğrafyamızda da huzur olsun, gönül ister ki şehitlerimiz olmasın, gönül ister ki gazilerimiz olmasın, gönül ister ki Türkiye dahil olmak üzere Ortadoğu coğrafyası bir barış havzasına dönsün. En büyük arzularımızdan birisi de budur. Ve bizim şehitlerimiz, kahraman ordumuzun mensupları, güvenlik görevlilerimiz, eğer bugün hala birileri çıkıp da kahraman ordumuzun mensuplarını bir hayvana benzetip “eşek gibi arkalarında duracaklardır” diyorsa ve buna karşı sert, onurlu bir tavır ve onurlu bir duruş sergilenmiyorsa herkesin oturup düşünmesi lazım, herkesin ama oturup düşünmesi lazım.
Türkiye nereden nereye geldi? Türkiye yönetiliyor mu, Türkiye bir uçtan öbür uca savruluyor mu? Türkiye yönetiliyor mu, yoksa Türkiye’de 81 milyon freni patlamış bir kamyona binmiş gibi yokuş aşağı gidiyor mu? Ne olacak sorusunu hepimiz birlikte soruyoruz. Ama son sözüm şu, asla umutsuzluğa kapılmayacağız. Çünkü haklı olanlar her zaman güçlüdür. Çünkü demokrasiden yana olanlar her zaman güçlüdür. Çünkü liyakatten yana olanlar, adaletten yana olanlar her zaman güçlüdür. Biz haklıyız ve biz güçlüyüz. İster bir kişi, ister 81 milyon haklı olduğumuz süre içinde haklı davamızın arkasında duracağız. Bu ülkeye demokrasiyi, bu ülkeye insan haklarını getireceğiz. Bu ülkeye kadın – erkek eşitliğini getireceğiz. Bu ülkede birisi barış bildirisini imzaladı diye yakalayıp hapse atanlara da yeri geldiğinde diyeceğiz ki, dur kardeşim, herkesin düşüncesi var, herkesin düşüncesine saygı duyacağız ve bunu ifade edeceğiz.
Şimdi ayın 23’ünde gidiyoruz, sandığa anlaştık değil mi? Bir bayram günündeyiz. 23’ünde de bir bayram yaşayacağız. Bu bayramı sadece biz değil, bu bayramı 81 milyon vatandaşımız yaşayacak ve biz dünyaya şu mesajı vereceğiz. Ekrem İmamoğlu seçildiğinde dünyaya şu mesajı vereceğiz. Türkiye’de baskı var evet, baskıcı bir yönetim var evet, ama Türkiye Cumhuriyetinin yurttaşları bütün baskılara rağmen Yüksek Seçim Kurulunun odalarındaki bütün kumpaslara rağmen, yedili çeteye rağmen sandığa gittiler demokrasiden yana tavır aldılar diyecek.
Ve biz 23 Haziran’da demokrasinin gücünü bütün dünyaya gösteren yurttaşlar olarak gurur içinde bu ülkenin caddelerinde ve sokaklarında gezeceğiz. O nedenle her birimize düşen görev sıradan bir oy kullanma görevi değildir artık. Her birimize düşen görev tarihi bir görevdir. Demokrasinin geleceği açısından çok önemli bir görevdir. Artık Ekrem İmamoğlu Cumhuriyet Halk Partisinin seçilmiş Belediye Başkanı değildir. Ekrem İmamoğlu 16 milyon İstanbullunun seçilmiş Belediye Başkanıdır.
Ve ben seslenirken sadece CHP’lilere seslenmiyorum, 16 milyon İstanbulluya ve 16 milyon İstanbullunun vicdanına sesleniyorum. Onların hakkı, hukuku ve adaleti korumaları için, çaba göstermeleri için onların vicdanlarına sesleniyorum. Ve biz kendi ülkemizde huzur içinde yaşayacaksak vicdanımızın sesini dinleyeceğiz.
Hepinizin bayramı kutlu olsun, huzurlu bir bayram geçirin. Ailelerinizi, bizleri televizyonları başında izleyen bütün yurttaşlarımın, bütün vatandaşlarımın, bütün kardeşlerimin kimliği ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun, yaşam tarzı ne olursa olsun 81 milyonu kucaklayarak onlara Ramazan Bayramınız kutlu olsun, mübarek olsun diyorum. Sağ olun, var olun diyorum.


Kaynak: chp.org.tr























HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.