İRAN’IN HAKİMİYETİNE KARŞI ABD’NİN MÜCADELE DÖNEMİ BAŞLADI

İRAN’IN HAKİMİYETİNE KARŞI ABD’NİN MÜCADELE DÖNEMİ BAŞLADI

ABD ile İran arasında yaşanan gerilimi değerlendiren İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı, Uluslararası...

ABD ile İran arasında yaşanan gerilimi değerlendiren İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı, Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Efe Can Gürcan, "Son gelişmeleri, İran'ın Irak ve Suriye'de yükselen hakimiyetine karşı ABD'nin yeni bir mücadele dönemine atılması şeklinde okumak mümkün" dedi.

Irak'ta yaşanan krizin hem jeopolitik hem güçlü sosyoekonomik dinamiklere sahip olduğunu anlatan Öğretim Görevlisi Efe Can Gürcan, Irak'ta bugün konuşulmakta olan durumun derinlikli ve çok boyutlu bir sürece tekabül ettiğini belirtti. Efe Can Gürcan, "Söz konusu süreç, sadece İran ve ABD arasında yaşanan bir jeopolitik krize indirgenemez. Mevcut durumun derinlikli bir toplumsal ve ekonomik krizden de beslendiğinin anlaşılması gerekir. Bütün bu koşullar bir arada ele alındığında, Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin bile gerisine uzanan karmaşık bir süreçle karşı karşıya kalıyoruz. Irak'ta ABD üslerinin vurulmasının ardında yaşanan güçler çatışmasını Irak İntifadası ile okumak gerekir" diye konuştu.

YAŞANAN KRİZİ IRAK İNTİFADASI İLE OKUMAK GEREKİR

Irak'ta 2019'un kasım ayında patlak veren şiddetli protesto dalgalarına dikkat çeken Gürcan, "Bu protestolar, "Irak İntifadası" olarak adlandırılıyor. Esasında protestoların gerçek ve meşru bir zeminde gerçekleştiği söylenebilir. Protestocular, mezhepçilik ve dış etkiler altında ülkede her geçen gün derinleşen yolsuzluk, eşitsizlik ve işsizlik sorunlarına tepki göstermişlerdi. Ancak Şii ağırlıklı gerçekleşen protesto dalgası, Irak'ta etkisini iyice pekiştiren İran'ın aleyhine bir duruma dönüşmüştü. Batı kaynaklı bilgilere göre İran ile ilişkilendirilen Şii milisler ve devlet güçleri, protestoları şiddet kullanarak bastırmıştı. Ayrıca, sosyal medya desteğiyle ve gençlerin inisiyatifiyle yayılan protestolar, General Abdülvahap El Saadi'nin İran aleyhine görevden alınmasıyla tetiklenmişti. El Saadi, DEAŞ'a karşı mücadelede Irak halkının nezdinde ulusal kahraman olarak biliniyordu, ancak onun ABD'ye yakınlığı sır değildi."

"DEAŞ'IN ZAYIFLAMASIYLA BÖLGEDE KARTLAR YENİDEN DAĞITILIYOR"

Kasım ayında İran'ın, Irak hükümeti üzerindeki etkilerini gösteren istihbarat yazışmalarının The Intercept sitesi tarafından sızdırılmasının İran aleyhine gelişen durumu pekiştirdiği değerlendirmesinde bulunan Efe Can Gürcan şöyle devam etti:

"Hatta, protestoların alevlenmesi için Suudi Arabistan gibi güçlerin desteğiyle yoğun bir sosyal medya kampanyasının gerçekleştirildiği konuşulmaktaydı. 2019 yılı sona ermeden Irak, Irak İntifadası'nın İran aleyhine etkilerini gölgede bırakabilecek ve tarihi önemde başka bir kitlesel olayla sarsılmıştır. Şii güçleri, Irak'ta gerçekleşen ABD saldırılarına karşı bu ülkenin elçiliğine baskın düzenlemiştir. Bu çalkantılı süreç, Kasım Süleymani'nin öldürülmesine ve buna misilleme olarak İran'ın Irak'taki ABD üslerine saldırıda bulunmasına kadar varmıştır. Trump'ın, kendisine karşı işleyen azledilme süreci dahilinde popülaritesini yükseltme amacıyla Kasım Süleymani olayına onay verdiği konuşulmaktadır. Ancak Süleymani olayı, ileride ABD'nin bölgede daha da yalıtlanmasıyla Trump'ın popülaritesini olumsuz yönde etkileyebilir.

"Öte yandan, DEAŞ'ın zayıflamasıyla bölgede kartlar yeniden dağıtılmaktadır. Bu bağlamda, DEAŞ'tan sonra ABD'nin bölgede yenildiği Amerikalı uzmanlar tarafından bile kabul edilmektedir. Örneğin, ABD Ordusu Savaş Koleji'nin bir yayınına göre İran, Suriye'de savaşın asıl kazananı olmuştur. The Brookings Institution'dan bir araştırmacıya göre ise ABD artık bölgedeki önemini yitirmiştir. Dolayısıyla son gelişmeleri, İran'ın Irak ve Suriye'de yükselen hakimiyetine karşı ABD'nin yeni bir mücadele dönemine atılması şeklinde okumak da mümkündür."

"ABD'NİN DIŞ SİYASET ÇİZGİSİ TUTARSIZLAŞIYOR"

Süreci Türkiye açısından da değerlendiren Efe Can Gürcan, "Türkiye'nin Süleymani olayının arkasından gerçekleştirdiği "Astana sürecinde İran ve Rusya ile hareket ediyoruz" vurgusu, mevcut koşullarda ABD müdahaleciliğine karşı bölge ülkelerinin Astana sürecine daha sıkı bir şekilde sarılabileceğini göstermektedir. Buna bağlı olarak milli güvenliğimizin İran ve Irak'ınkinden geçtiğinin ülkemiz tarafından bizzat kavrandığı gözlemlenmektedir. Tek taraflılık ve zorbalığa karşı açıklama yapan Çin'in Rusya ile İran'a arka çıkması, Avrasya konsolidasyonu açısından da benzer şekilde önemlidir. ABD'ye gelince, bu ülkenin bölgedeki yenilgisi ve stratejik bir açmaz içerisine saplanmış olması doğrudan dış siyasetine yansımaktadır. İrrasyonel saldırı kararlarının yanı sıra Trump'ın bölgeden asker çekme söylemiyle çelişen çatışma yanlısı çıkışları, ABD'nin dış siyaset çizgisinin tutarsızlaşmakta olduğunu gözler önüne sermektedir" dedi.

Kaynak: DHA

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.