Kartal Kitap Fuarı’nda Naci Görür’den Önemli Uyarılar

Kartal Kitap Fuarı’nda Naci Görür’den Önemli Uyarılar

Kartal Kitap Fuarı’na konuk olan jeolog Prof. Dr. Naci Görür, “Halkımız, kendini yönetenlerden depreme dirençli yerleşim alanları istemeli.

Kartal Kitap Fuarı’na konuk olan jeolog Prof. Dr. Naci Görür, “Halkımız, kendini yönetenlerden depreme dirençli yerleşim alanları istemeli. Halk istemedikten sonra hiçbir şey olmaz. Lafla değil, gerçekten istemeli. 25 senede 100 binden fazla insanımız öldü. Biz, daha halk olarak ‘depremde ölmek istemiyoruz’u talep etmedik, edemedik” dedi.

Kartal Belediyesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Kitap Fuarı’nın dördüncü günü geride kaldı. Türk edebiyatının usta kalemleri, sanatçılar ve bilim insanlarının ağırlandığı fuara, Prof. Dr. Naci Görür de konuk oldu. Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’in ve çok sayıda vatandaşın ilgiyle takip ettiği söyleşide Naci Görür, halkın kendini yönetenlerden depreme dirençli yapı talep etmediğini söyleyerek şunları kaydetti:

“EYT’liler kadar olamadık. EYT’liler bile Türkiye’de sesini duyurdu. Daha yeni 70-80 bin insan öldü. Ondan önce 25-30 insanın ölümüne neden olduk ve bu hemen dün sayılır. Yani 25 senede 100 binden fazla insanımız öldü. Biz, daha halk olarak ‘depremde ölmek istemiyoruz’u talep etmedik, edemedik. Devlet, depremde ayakta kalmalı, kabul. Okullar, itfaiye ayakta kalmalı, kabul. Onlar tamam. Onları yaptınız. Peki halkın oturduğu evleri niye deprem dirençli yapmadınız? Bunu böyle bir kampanya şeklinde düzenlemek de doğru değil. Can güvenliğini sağlamak için yerleşim alanlarını birinci derecede devlet yapmalıdır. Devletin en önemli görevi, birinci görevi, insanların can güvenliğini sağlamaktır. Onun için bizler, burada devletin etkisi, hegemonyası veya idaresi altında yaşıyoruz. Vergi veriyoruz, görev yapıyoruz, askerlik yapıyoruz, ‘vatandaş’ diyoruz. Devlet, ulusal ve uluslararası finans kaynaklarını milletin arkasına verecek. Devlet; şefkatini, sevgisini, gücünü vatandaşı sarmalayarak gösterecek ve yerel yönetimlerle el ele, kol kola, onunla kavga ederek değil, yerel yönetimlerle itişerek didişerek değil, el birliği ile devlet, yönetim ve vatandaşlarla bu işi çözeceğiz. Tek çözümü de budur ve çözülür.”

Depremin bir doğa olayı olduğunu belirten Görür, şöyle devam etti:

“Deprem, afet değil. Bu doğa olayını en güzel şöyle tanımlarız; deprem, dünyamızın nabzı ve kalp atışı. Dünya yaşadığı için, yaşayan bir gökcismi olduğu için deprem oluyor. Deprem olmasa dünya ölür. Bakın, Ay ölü. Ay’da deprem yok. Dünyanın yaşamasının belirtisidir deprem. Onun için ‘Deprem dursun’ diye dua etmeyin. O, kendi ölümünüze dua etmek demektir. Depremi afet yapan bizleriz. Tarihi dönemlerden beri ilk insanlar, her nerede fay kuşağı varsa gidip oraya yerleşmişler. Bilmeyerek oraya gitmişler, onları çekmiş bu fay kuşakları. Neden dünyanın en güzel yerleri deprem kuşaklarıdır? Niye? Sıcak su oradadır, soğuk su oradadır, yeşillik oradadır. Onun için insanları çekmiş, oraya gitmişler ve deprem oldukça ölmüşler.”

Soru-yanıt şeklinde ilerleyen söyleşide Prof. Dr. Görür, bir kenti depreme hazırlamak için halk, altyapı, yapı stoku, çevre ve ekosistem, ekonomi olmak üzere altı adet bileşene konsantre olunması gerektiğini belirtti. Bu bileşenlerin her birinin önemine ilişkin açıklayıcı bilgi ve örneklerle verdi. Görür, olası Marmara depremi ve tüm diğer depremler için bu maddelere önem verilmesi ve depreme dirençli kentler inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Olası Marmara depreminde farklı bölgelerden müdahalenin yapılacağına işaret eden Görür, şunları dile getirdi:

“İstanbul depreminde İstanbul’u kurtaracak olan, İstanbul’un kendisi olmayacak. İstanbul depreminde, İstanbul’un dışından müdahale gerekecek. Yani onun için hükümet sesimizi duyarsa veya belediyeler… Eminim ki o türlü planlar da yapmışlardır. Komşu illerden görece olarak daha ayakta durabilecek illere deprem için yatırım ve birikimin yapılması lazım. Birincisi bu. Kendi içimizde de elbette ki unutmayın, bir insanı kurtarmak dünyaya bedel. O işin bedeli yok, tabii ki bizim bu ilçedeki afet yönetim insanlarımız çok can kurtaracaklardır. Eminim, ondan da hiç kuşkumuz yok. Ama mahalle gönüllüleri önemli. Sayın başkanım da biliyordur onu zaten, arkadaşlarla o eğitime girmişler. Mahalle gönülleri, en güvenilir, depremde müdahale edecek yerel güçler olmalı. Yani böyle AFAD’ın genel olarak İstanbul boyutunda ‘Afete müdahale benim işimdir’ demesi yanlış. Aksine mahalle gönülleri ile beraber belediyeler kol kola vererek gönüllü bir şekilde bunu sağlamaları lazım. Çünkü evi sağlam olan veya evinden canlı çıkan her insan, önce kendi komşusuna yardıma gidecektir. Yani bize ilk gelen, komşular olacaktır. Onun için afet gönüllülerini ihmal etmemek gerekir.”

Söyleşinin sonunda Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, sahneye çıkarak Kartal Kitap Fuarı’nın geleneksel hediyesi olan kalemi Naci Görür’e hediye etti. Depreme siyaset üstü bakılması gerektiğini aktaran Başkan Gökhan Yüksel de şöyle konuştu:

“Büyük bir cesaretle yüzleşerek Naci Hoca’mızı Kartal’da ağırladık. Biz, depremi unutmadık. Unutmadığımız için, bugün acı tabloyla bir daha yüzleşmek için değerli hocamızı misafir ettik. Depreme siyaset üstü bakıp, bu yeni süreçte dirençli kentleri oluşturabilmemiz için radikal kararlar almamız gerekiyor. Biz, bu radikal kararları alan İstanbul’daki ender belediyelerden biriyiz. Biz, resen uygulamayla, belediye başkanlığı yetkisiyle yaklaşık bu dönemde 300 binanın yıkımını gerçekleştirdik. Yaklaşık 500 binada da uyguluyoruz. Totalde de 2 bin binanın yıkımını kendi dönemimizde gerçekleştirmiş olduk.”  

Başkan Yüksel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile iş birliği halinde binalarda tarama çalışmalarının devam ettiğini de hatırlattı.

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.