Semra Dinçer’den Yoksulluk Sınırı Tepkisi: “Bir Avuç Ayrıcalıklı Kesim Zenginleşirken, Vatandaş Geçim Mücadelesi Veriyor!”
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Semra Dinçer, Türk-İş’in Ekim 2026 açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının sonuçlarını değerlendirdi. Açlık sınırının 38 bin 24 TL’ye, yoksulluk sınırının ise 123 bin 856 TL’ye yükselmesine tepki gösteren Dinçer, “Türkiye’de yaşamanın bedeli her geçen gün ağırlaşmaktadır. Bir kesim ayrıcalıklardan yararlanırken milyonlarca yurttaşımız en temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaktadır.” dedi.
Bir Yılda Yoksulluk Sınırı 31 Bin TL Arttı
Türk-İş’in Ekim 2026 araştırmasına göre, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 38 bin 24 TL’ye yükseldi. Gıda harcamalarının yanı sıra giyim, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi zorunlu ihtiyaçları kapsayan yoksulluk sınırı ise 123 bin 856 TL olarak hesaplandı.
Ekim 2025’te 28 bin 411 TL düzeyinde olan açlık sınırı bir yılda yaklaşık 9 bin 613 TL artarken, 92 bin 547 TL olan yoksulluk sınırı 31 bin 309 TL yükseldi. Araştırmada, dört kişilik bir ailenin gıda harcamalarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 0,59 olurken, son on iki aylık artış yüzde 33,83 olarak kaydedildi. Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 49 bin 124 TL’ye ulaştı.
Vatandaşın Sofrasındaki Ekmek Her Gün Küçülüyor
Açıklanan verilerin milyonlarca yurttaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıları ortaya koyduğunu belirten Dinçer, AKP iktidarının ekonomi politikalarını eleştirerek şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’de ekonomik büyümeden, istikrardan ve refahtan söz edilmektedir. Ancak vatandaşlarımızın gündelik yaşamında bu söylemlerin karşılığını görememektedir. Emeklimiz ay sonunu getirememekte, asgari ücretlimiz temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmakta, gençlerimiz gelecek kurma umudunu kaybetmektedir.”
Kamu Kaynakları Kimin İçin Kullanılıyor?
Ekonomik krizin yükünün dar gelirli yurttaşların omuzlarına bırakıldığını ifade eden Dinçer, kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflık ve hesap verebilirlik çağrısında bulundu:
“AKP iktidarı döneminde kamu kaynaklarının ve teşviklerin nasıl kullanıldığına ilişkin ciddi bir şeffaflık ve denetim ihtiyacı bulunmaktadır. AKP iktidarına yakınlığıyla bilinen siyasetçiler, bürokratlar ve iş insanlarının ekonomik ayrıcalıklardan yararlandığı yönündeki tartışmalar sürerken, vatandaşlarımız kira, fatura ve mutfak masrafları arasında yaşam mücadelesi vermektedir. Bir bir avuç kesime tanınan ayrıcalıklarla büyüyen servetler tartışılırken, diğer tarafta çocuğunun beslenme çantasını doldurmakta zorlanan aileler var.”
Türkiye’nin İhtiyacı Yoksulluğu Yönetmek Değil, Ortadan Kaldırmaktır
Gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi ve çalışanların alım gücünün korunması gerektiğini vurgulayan Dinçer, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bir ülkede ekonomik başarının ölçüsü yalnızca büyüme rakamları değildir. Asıl ölçü, vatandaşın sofrasına koyabildiği ekmek, emeğinin karşılığında elde ettiği gelir ve geleceğe güvenle bakabilmesidir.
Türkiye’nin ihtiyacı, yoksulluğu yönetmek değil; adil gelir dağılımını, güvenceli çalışma koşullarını ve insanca yaşamı sağlayacak ekonomi politikalarıdır. Vatandaşı açlık ve yoksullukla karşı karşıya bırakan, emeğin karşılığını bulamadığı bu ekonomik düzeni kabul etmiyoruz.
Kaynak:İSTANBUL SES


